7Yorum
guraba_
Kaşif
22.02.2021
Ara ara pek Osmanlı'ya yakışmayacak üslup dikkat çekse de güzel bir roman. En azından Osmanlı'nın izzeti, şerefi hissediliyor.
Serkan Kır
Kitapkurdu
28.01.2021
tarih sevmeyenlerin bile rahatlıkla okuyacağı bir dille yazılmış harika bir eser..
Mehmet Ali Menteş
19.09.2017
ÇOK AKICI BİR DİL KULLANILMIŞ, SÜRÜKLEYİCİ BİR TARİHİ ROMAN.. TAVSİYE DERİM.
Kürşad Göktürk
13.06.2013
Türk tarihî romancılığı denilince akla ilk gelen isimlerden -Nihal Atsız,M.Necati Sepetçioğlu, Bekir Büyükarkın ilh...- birisidir Abdullah Ziya Kozanoğlu.Gerçekten bir döneme damgasını vurmuş, o dönemin gençliğinde Türklük gururu ve tarih şuuru kazanmasını sağlamış filhakika tarihi sevdiren yazar vetiresine yükselmiştir.Romanlarında mübalağa, hamasilik var mıdır? Kuşkusuz buna hayır, yoktur denemez.Yazarda zaten milliyetçi bir dünya görüşüne sahiptir ve amacı da Türk insanına atalarıyla kıvanç duymasını, kendine güvenmesini aşılamak istemiştir.Bu veçhile her millî eserde olması gereken mübalağa, hamasiyet ve övünç ne kadar varsa Kozanoğlu romanlarında da o kadar vardır.Bu roman İstanbul'un Fethi döneminde geçen bir roman.Romanın baş kahramanı Ankara Cenk'inde Âmir Timurlenk'e yenilerek,esir düşen Yıldırımhan oğlu Şehzade Mustafa'dır.Biz onu tarih kitaplarında daha sonra esaretten kurtulup taht mücadelesi veren ve kaybeden Düzmece Mustafa namıyla biliyoruz.İşte bu Şehzade Mustafa'yı yazar kurgulayarak İstanbul'un fethi sırasında yeğeni II.Mehmed Han'a yardım eden bir kahramana dönüştürmüş. Yeri geliyor Şehzade Mustafa İstanbul surlarının zayıf noktaları hakkında padişah'a bilgi veriyor, yeri geliyor top döküm ustası Macar Orban'ı bulup Fatih Mehmedhan'a gönderiyor, yeri geliyor Rumelihisarı'nın yapımında çalışıyor, yeri geliyor Fatih'in fenerini buluyor.Kitabı okurken aklınızda Cüneyt Arkın'ın başrollerini oynadığı Malkoçoğlu, Kara Murat, Battalgazi filmlerinin sahneleri gözünüzün önünde canlanıyor.Bütün bunların ötesinde yazar bence Bizans' ın ve Hristiyan dünyanın içinde bulunduğu şeraiti çok güzel bir şekilde okuyucunun gözünde canlandırıyor.Son olarak bu kitabın bir tarih kitabı değil bir tarihî roman olduğunu ve içinde yazarın hayal gücüne bağlı olarak kurgusal ögelerinde bulunduğunu gözden kaçırmamanız hatırlatmasında bulunmak isterim.Keyifli okumalar.
kitabın delisiyim
Kitapkurdu
06.02.2012
istanbulun fethini anlatan olay örgüsü kurgusu güzel bir kitap:)
motan
04.02.2011
Kozanoğlu'nun tarih değil tarihi romanlar yazdığını unutmamak gerek, elbet içinde abartma da olacak yüceltme de. Üzerinde tarihçi sorumluluğu olmadığı için hikayelerindeki kişi, olay ve zaman sapmaları da olabilir doğal olarak ki yazarın tarihi kurgulara büyük oranda sadık kaldığı fikrindeyim.

Yazarın tüm eserlerine hakim olan mizahi uslup ve kusursuza yakın macera kurgulamaları çocukluğumdan bu yana eserlerini defalarca okumama, her seferinde de aynı zevki duyumsamama yol açmıştır. Bana göre Fatih Feneri yazarın en iyi üç kitabından biri ve sıralamada üçüncü. İkinciliği Seyit Ali Reis, birinciliği de Kubilay Han'ın gelini alıyor. Yeni basımı yazık ki olmayan Kubilay Han'ın Gelini'nde yazar bana göre Michel Zevaco'nun Pardayanlar ile yakaladığı düzeye erişmiş.

Hamasiyet dozu az, mizah, tarih ve maceranın harmanlandığı romanlardan hoşlananlara kesinlikle tavsiye edilir...
İ.Erenoglu
15.02.2005
Ben kitapdan cok etkilendim, belki bir tarihci degilim ama abartiyi farkedecek kadarda bir okuyucuyum. Bu kitapda da bir abarti göremedim. Ben kitapla ilgili diger yoruma katilmiyorum. Zira kitapda öyle satirlar varki insani bu zamandan alip o zamanin sihrine götürüyor. Sirf 150 ve 151. sayfalarin hatri icin bile bu kitap defalarca okunmayi hakediyor. kitabin kapagindaki yazar hakkindaki düsünceyi yineliyorum: Kozonoglu... Tarihi sevdiren adam...