Aşırı spesifik başlamak istiyorum bu kitapla ilgili yorumuma: Christian Petzold, beni duy ve bu kitabı filme çek lütfen!
Alman yazar Judith Hermann ile tanışma kitabım oldu Yuva. Aslında pek övülen "Yaz Evi, Daha Sonra"sı ile başlamaktı niyetim ama elim buna gitti, asla da pişman değilim. Sakin, temkinli, tadında bir ilk buluşma oldu bu; geleceğe dair ümit veren türden.
Kuzey Denizi kıyısında ücra ve tenha bir beldeye yerleşen 47 yaşında bir kadının ağzından dinlediğimiz hikâye, sanırım konusu itibariyle biraz Olga Tokarczuk'un "Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde"sini anımsattı ama onun kadar güçlü olmadığını söylemek lazım. Özellikle çağdaş kadın yazarlarda görmeye alışık olduğumuz türde, bolca gözleme ve metafora dayalı, epeyce kişisel bir anlatı bu. (Rachel Cusk sevenler buna da yakın hissedecektir bence.)
Yazarın atmosfer yaratma becerisi müthiş. Acayip tekinsiz ve ıssız bir his bırakıyor metin insanın üstünde. Yazları kalabalıklaşan ve kışları kaderine terk edilen kasabanın az konuşan, kendine dönük, belki biraz kaba saba, hüzünlü insanlarını çok güzel anlatmış yazar.
Anlatıcımız bir yandan bu insanları tanır ve o mesafeli dünyanın içine yerleşirken bir yandan da kendi hayatına, geçmişine, çocukluğuna bakıyor ve kendi annesiyle, kızıyla, ayrıldığı eşiyle ilişkisine dair kafa yoruyor; bu bölümlerde sevmeye, yalnızlığa, travmalara, izlere dair çok nazik iç görüler var.
Bolca gözlem ve metafor dedim; birinin bir bakışından sigarayı tutuşuna dek gözlemliyor ve çok iyi detaylar yakalıyor Hermann. Metafor kısmı ise sanki biraz daha problemli; özellikle Nike isimli karakter üzerinden kurduğu sembolizmi biraz daha örtülü bıraksa çok daha çarpıcı olurmuş bence eser. Bir kutuya kapatılma, şiddet, tecavüz vb. unsurlarla aktardığı hikâye üzerinden vermeye çalıştığı mesajlar biraz fazla direkt göründü gözüme.
Ama yine de sevdim ben bu kitabı. Ve yineliyorum: Christian Petzold bunu filme çekse ne çeker be, üf. Kitabın kendisinden bile daha iyi bir film çıkar gibime geliyor. Gerek atmosfer, gerek semboller, tam onun kalemi. Çeker belki ya. Ben hayal etmeyi sürdüreyim.
Kırsalda geçen bir hayat kesitini içeriyor roman. Hepsi birbiriyle bir şekilde bağlantılı ve fakat kendiliklerini koruyarak yaşamayı bilen karakterlerin bir görselini sunuyor kitap. Ben kitabı okurken bir Gerbrant Bakker eseri okuyormuş hissine kapıldım. Kitabın içinde G. Bakker isminin geçtiğini görmem de şaşırtıcı oldu benim için, belli ki Judith Hermann’ın bir hayranlığı mevcut Bakker hakkında ve iyi bir okuyucusu olarak o tarzı sürdürdüğünü hissettirdi bana. Son olarak akıcı ve keyifli bir okuma oldu benim için.
Keşke yazarla tanışmadan önce biraz araştırsaydım dediğim bir kitaptı Yuva.Yazım tarzı oldukça kendine özgü; bu yüzden başta biraz bocaladım.Ancak alıştıktan sonra anlatımı bana çok edebi geldi.
Kitap, ellili yaşlarında boşanmış bir kadının yalnızlıkla baş etme sürecini, kendini ve yuvasını arayışını, çevresindekilerin hayatı anlamlandırma biçimlerini son derece sade bir dille ele alıyor.Hatta kitap boyunca kayda değer bir olay yaşanmıyor bile denebilir.Ben genelde kurguya ve olay akışına önem veren bir okurum.Bu kitapta ise kendimi bu beklentiyi bir kenara bırakmaya çalışarak yazarın betimlemelerine, duyguları aktarış biçimine, benzetmelere ve ana karakterle empati kurmaya odakladım.Böyle okumak çok daha iyi hissettirdi.Yine de kitabın sonunda karakterlerin bakış açılarında bir değişim olmasını isterdim; ya böyle bir dönüşüm hiç yoktu ya da yeterince işlenmemişti.
Özetle Yuva, düşünce akışı tarzını sevenler için harika betimlemelerle dolu, son derece sakinleştirici bir roman.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Judith Hermann’ın *Yuva* adlı romanı, dışarıdan sakin görünen ama içinde derin bir kırılma taşıyan bir yeniden başlama hikâyesi anlatıyor. Ana karakterin kıyıya yakın, rüzgârlı bir coğrafyada kurmaya çalıştığı yeni hayat, aslında geçmişten kaçış ile kendini yeniden bulma çabasının iç içe geçtiği bir yolculuğa dönüşüyor. Hermann, alışılmış olay örgüsünden ziyade duyguların ağırlığını ve sessizliklerin içindeki anlamı öne çıkararak güçlü bir atmosfer kuruyor. Dilinin yalınlığı, karakterin iç dünyasındaki karmaşayı daha da görünür kılıyor. *Yuva*, büyük olaylardan çok küçük anların insan hayatını nasıl şekillendirdiğini gösteren, melankolik ama bir o kadar da düşündürücü bir roman.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabın neden bu kadar abartıldığına anlam vermedim. Yuva benim için sıcak bir kelime oysaki hikaye o sıcaklığı hissettirmiyor. Bir kadının karmaşık iç dünyasından ibaret, karakterlerin tam olarak mutlu ya da mutsuz olmadığı daha çok umutsuz hissettiren bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nefis bir sükunet içinde harika betimlemelerle örülü bir hikaye... Kuzey atmosferinde yalnız bir kadının yada belki yalnız birçok bireyin "yuva" ve "aile" tabanında buluşmasını günlük hayatın dilini bozmadan anlatmış bize yazar. Judith Hermann ile tanışma kitabım "yuva" ve gerek konunun ilerleyişi gerek yazarın üslubu kitap biterken okumaktan fazlaca keyif alacağım bir yazarım daha olduğunu fısıldadı bana.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çarpıcı bir roman değil diyemem. Tek başına bir hayat kurgulamaya çalışan bir kadın açısından ciddi vurucu noktaları var. Ama tabi ki anneliğin katmanlı şekilde anlatıldığı bir roman da çocuk sahibi olmayan bir erkek açısından çarpıcı olmayacaktır. Metropolde yaşayan yalnız kadınlar açısından ise toplu taşıma yolculuklarında iyi gelecektir.
Keyifli okumalar.
T.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yorumlara bakarak satın aldığım ve konusunun ilginç olabileceğini tahmin ettiğim bir kitap. Henüz okumaya başlamadım fakat bazı yorumcuların sıkıcı, durağan ve yavaş ilerleyen bir konusu olmasından bahsetmeleri buna karşın tam tersi yorumların da bulunması merakımı daha da artırdı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yuva 2024 yılında okuduğum kitaplar arasında en beğendiğim kitaptı diyebilirim. Kitabın çevirmeni, çevirdiği her eseri titizlikle dilimize kazandırıyor ve gerekli yerlerde açıklayıcı notlarıyla benzersiz bir okuma deneyimi yaratıyor bu yüzden Anıl Alacaoğlu'nun çevirdiği tüm kitapları okumaya çalışıyorum.