Kitabın arka kapağında, “Kesik Kanatlı Kraliçeler’de Fransız Devrimi günlerinde halkla iktidar arasında yaşananlar, neredeyse aynı paralelde seyreden arılara ait gizemli, zaman zaman da ürkütücü ve şaşırtıcı dünyadan yansıtılıyor.
Biri Fransa’nın diğeri oğulun, mutlak gücü elinde tutan iki ana kraliçesi anlatılıyor bu romanda... Kraliçe arı oğula öncülük ediyor, Marie Antoinette Fransız Devrimini ateşliyor; biri deney uğruna kanatlarından, diğeri sözleri yüzünden canından oluyor” diye yazılmış. Eğer bu sözlere kanıpta kitabı alırsanız büyük bir hayal kırıklığı yaşayacağınızı peşinen söyleyeyim. Çünkü kitapta yukarıda bahsedilenler olmuyor. 285 sayfalık kitapta Marie Antoinette’nin adı sadece 2-3 kez geçiyor. Kitap, Fransız Devrimi günlerine nerdeyse hiç değinmiyor.
Kitap aslında bir uşağın günlüğü... Gözleri kör olan ve arılarla ilgili araştırma, gözlem ve deney yapan efendisinin yanında yaşadıklarını, kör efendisinin gözlerinin yerine neler gördüğünü anlatan bir kitap. Okunması kolay, insanı zorlamayan, sıkmayan bir üslubu var. Bunu da teslim etmeliyim. Ama kitapta anlatılanlarla Fransız Devrimi arasında bağlantı kurarak bu kitabın reklamını yapmak, “tarih içinde roman, roman içinde tarih” sözleriyle kandırmacalar yapmak yanlış.