Toplam yorum: 3.100.859
Bu ayki yorum: 5.400

E-Dergi

Suat Sungur Tarafından Yapılan Yorumlar

15.01.2020

Baskısı olmayıp, bulunamayan/üzen kitaplardandır.
27.08.2013

Ayşe Kulin'in akıcı bir anlatım dili olduğu tartışmasız gerçek.. Ancak Gizli Anların Yolcusu kitabından sonra bu kitap hayal kırıklığı yarattı... Gizli Anların Yolcusu'nu okuyanlar bu kitabın içeriğini %90 biliyorlar... Oysa biz Bora'nın o noktaya nasıl geldiğini, köyde, askerde ve gündelik yaşamda neler yaşadığını vi hissettiğini okumayı beklemiştik. İşte kitap, bu bakımdan tam bir hayal kırıklığı... Gizli Anların Yolcusu'nu okumamış olsak, bu kitap Bora'nın Kitabı değil de daha çok Recep'in Kitabı gibi...
20.09.2007

Mansur Bey adlı,bütün günleri aynı faaliyetler çerçevesinde geçen bir adamın hikayesi anlatılıyor.Hayatındaki sıradanlıklar ve bundan duyduğu zoraki mutluluk en ince ayrıntısına kadar belirtiliyor.Sonunda ise bu hayattan nasıl vazgeçebilirim sorusunu soruyor kendi kendine.

Haftanın 7 günü aynı şeyleri yapan Mansur Bey her zaman ki gibi kahvesine gider ve kahve sahibi Yahudi bayanla kapuçinolu fransızca sohbetine başlar.Daha sonra kütüphaneye giderek bir Fransızca dergi alır.Çünkü bu dergi yarınki sohbetine yardımcı olacaktır.Öğlene doğru işkembecisine gider ve ekşi ekşi limonlu işkembesini içer Bayram’ın dükkanında .
Akşam Fransızca dergisindeki bilmediği kelimeleri tercüme ederken uyuyakalır.Fakat saat 4:30’daki akşam gezintisi için uyanacaktır elbette.Gezinti sırasında akşam olduğunu pastahanesinin perdesi çekilnce anlar.Portakalını alır ve meyhaneden çıkan insanları izlemeye başlar.Daha sonra karşı meyhaneye girer,her zamanki içkisini içer ve her zaman olduğu gibi zurnacı ,zurnasının kamış düdüklerinden birini değiştirirken masasından kalkar.
Yedi seneden beri mahallesinden çıkmayan Hünsar Bey bir gün mahalesinden çıkmaya karar verir.
İstanbulun güzelliği onu büyülemiştir ve aklına ne gelir biliyor musunuz? Dükkanla,evi satıp,gazinodaki alnı dar kızı metres tutup,daha sonra bir Boğaziçi vapuruna binip,Bebek’le Arnavutköy önlerinde oturduğu tabureden kalkıp,kendisini denizin içine bırakıvermek.

Her gün aynı şeyleri yapan bir adamın gerçekleştirdiği faaliyetler en ince detayına kadar anlatılıyor.Rutin faaliyetleri gerçekleştirmesine rağmen ,içinde daha değişik şeyler yapma isteğinde olan başka bir insan var ve bu da diğer kişilerle olan ilişkilerinde ve düşüncelerinde açığa çıkıyor.

Sait Faik bu duru üslubuyla sadece ilk ve orta öğretimde değil, iletişim fakültelerinde de ders olarak okutulacak kadar güzel bir sadeliğe ve akıcılığa sahip. Tavsiye ederim.
19.09.2007

Eser, küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmeni anlatıyor.

Zehra adında bir öğretmen çok acımasız bir karaktere sahipti.Öğrencilerine her zaman kötü davranıyordu. Bir gün babasının öldüğünü duydu.Babasının evine gitti.Fakat hiçbir şekilde üzülmüyordu. Babasını yanına gitmeden başka bir odaya geçti. Odada bulunan sandıktan babasının hatıra defterini buldu.Bu hatıra defterini okudukça babasına haksızlık ettiğini anlamaya başladı.Acıma duygusu olmayan Zehra öğretmen babasının geçmişte bulunduğu duruma acımaya başlamıştı. Annesinin babasına karşı haksızlık yaptığını anladı.Büyük bir üzüntüyle odadan çıkarak babasının bulunduğu odaya gider. Ve onun yüzüne örtülü olan çarşafı kaldırarak onu öper. Daha sonra Zehra öğretmen okuluna geri döner ve bir süre sonra orada evlenir.

Kitabın ana vurgusu geçmişte yaşanan tatsız olayların, insanların gelecek yaşamlarını da etkileyebileceği şeklindedir. Reşat Nuri Güntekin'in bütün eserleri gibi güzel ve klasik bir kitap. Tavsiye ederim.
19.09.2007

Bu kitap bir öğretmenin emekli olduktan sonra başından geçen olayları; bir öğretmenin görevlerini,yapması gereken şeyleri anlatan bir kitaptır.


Olayın içinde geçen öğretmen, aslında emekli olmuş vurdumduymaz bir öğretmendir. Fakat emekli olduktan sonra zamanını bunca sene ne kadar boş şeyler içinde harcadığını anlar. Emekli olmadan önce kurduğu hayallerin hiçbiri gerçekleşmez. Eğitim müdürü ile konuşmaya gider. Eğitim müdürü ona bir köyde öğretmenlik yapabileceği müjdesini verir. Gittiği köy tahmininden kötü çıkar. Geri dönmek ister fakat bunu yapamaz, çünkü oradaki insanları çok sevmiştir ve onlar için birşeyler yapmak ister.köyde ilk olarak ilgilendiği yer okuldur. Daha sonra köyün başına dert olan bataklığı kurutur. Bunları yaparken başından birçok olay geçer. Köyü çok iyi bir duruma getirir. Öyle ki artık köye yabancılar gelmeye başlar. İnsanlar iş sahibi olurlar. Öğretmen hayatının en verimli yıllarını burada geçirir. Köyde köy odaları açılır, bir eğitim seferberliği başlar. Köyde yıllardır yapılamayan nüfus sayımı bile yapılır. Artık ekmeksiz köy için yeni ufuklar açılmıştır.

Eserin insanların sırlar içinde yaşadığı ve bunu farkedemediği konusundaki vurgusu oldukça önemli. O nedenle okunmasını tavsiye ederim.