SENİ ÇOK SEVİYORUM YA AMIN MAALOUF. Çok! Heyecanla beklediğim bu kitabı elime geçer geçmez okumaya başladım ve neredeyse bir macera romanı okur gibi yalayıp yuttum. Ki aslında koca yaşlı dünyamızın macerasını anlattığından, buna çok da şaşırmamalı belki.
Hep söylüyorum “Maalouf’un denemeleri en az romanları kadar iyi” diye. Dünyamızın sürüklendiği yeri en berrak biçimde görebilen isimlerin başında geliyor kendisi bence. Hem doğulu hem batılı olmasının, iki farklı kültürü bizzat deneyimlemiş olmasının bunda etkisi büyük şüphesiz.
Bu kitabı Ölümcül Kimlikler, Çivisi Çıkmış Dünya ve Uygarlıkların Batışı’nın bir devamı gibi görebiliriz. Maalouf yine bu kitaplarda olduğu gibi tarihsel bir perspektif ortaya koyarak içinde bulunduğumuz durumu çözümlüyor. Bu üç kitabı arka arkaya okuyunca kendisinin gitgide umudunu yitirdiğini görmüştüm, ama her şeye rağmen Uygarlıkların Batışı’nda şöyle diyordu: “Farklı dillere veya dinlere sahip olan halkların birbirlerinden ayrı yaşamalarının daha iyi olacağını savunan fikirle mücadele etmekten hiç vazgeçmeyeceğim. Etnisitenin, dinin veya ırkın ulus inşa etmek için meşru temeller oluşturduklarını asla kabul etmeyeceğim.”
Labirent’te artık adını koyuyor; “yolunu kaybetmiş insanlık” diyor. Japonya, Rusya, Çin ve ABD’nin tarihlerine göz attığı, bugünlerini anlamak için geçmişlerinde iz sürdüğü dört bölümün ardından da pandemiden, Ukrayna Savaşı’ndan, yapay zekadan dem vurduğu bir son bölüm geliyor. Aslında son romanı Empedokles’in Dostları’nda da yaptığı uyarıyı yapıyor insanlığa burada: durun artık. Durun, kayboldunuz.
Pandemi zamanı deli gibi Maalouf okurken “acaba nasıl yorumluyor tüm bu olup biteni” diye düşünmüştüm, Labirent ile cevabımı kısmen aldım. Güncelden çok tarihsel kısmı ağırlıkta olsa da, satır aralarında bugüne dair pek çok şey bulmak mümkün. Bir de kendisinin bilgi birikimine hayran olmamak mümkün değil - o kadar çok şey öğrendim ki bu kitaptan.
Çizdiği çerçeve, dilinin o çok sevdiğim müthiş akıcılığı (tabii Ali Berktay’ın her zamanki kusursuz çevirisinin de bunda payı büyük), manzaraya devasa bir perspektiften bakabilmesi... Kafamda öyle çok şeyi berraklaştırdı ki. Bayıldım. İyi ki varsın Amin Maalouf, iyi ki.
Kitabın ana fikri dünya insanlığı ve ülkeleri olarak birbirimizi nerelerde çıkmaza soktuk, bunu 4 ülke üzerinden göstermek, ve bu hataların tekrarlanmamasını hatırlatmak. "Batı ve Hasımları" alt başlığı ile Batı'nın karşısına konumlandırılarak incelenen 4 ülke: Japonya, Rusya, Çin ve Amerika. Bu ülkelerin siyasi tarihini özet bir gözden geçirdikten sonra özelde son 150 yıl ne yaptıklarını ve yapmadıklarını okuyoruz. Başarılar ve başarısızlıklar domino taşı gibi bütün dünyayı etkiliyor. Aslında birbirimizden öğrenebileceğimiz, ders alacağımız çok şey var. Aslında ne kadar birbirimize bağlıyız.
İşte bu bağlantı dolayısıyla yazar Amin Maalouf, şu dünyada aklın, sağduyunun ve vicdanın sesi olmaya çalışmış. Yaşı, ünü ve görüp geçirdikleri itibariyle bunu kalemiyle yapmış olması ve bugün bize insanlığın geleceğine dair bir uyarı fişeği çakması çok kıymetli. Yaptığı çıkarımlar dikkat çekici.
Nasıl ki İnsanlık Komedyası ancak Balzac’a ait olabilirse, Amin Maalouf’u, hem dünya siyasi aktörlerinin sürekli oynadıkları Ortadoğu’da doğmuş ve büyümüş olması, daha sonra da felsefenin global lideri Fransa’da 48 yıldır yaşıyor olması, hem de karışık devlet tarihlerini kritik olaylar ve düşüncelerle özetleme yeteneği, Siyaset Komedyası adlı bir projenin altına imza atmaya namzet yapıyor. Labirent de muhteşem bir özet: Japonya, Rusya, Çin ve ABD’nin yakın tarihteki dönüm noktaları, kendilerinin kurtuluşu için yaptıkları, kendi içlerindeki politik güç savaşlarının bir özeti. Aynı zamanda politik gücün kibre dönüşmesinin sonuçlarının, bir siyasi liderin/partinin kişisel duygu durumlarının nasıl felaketlere yol açabileceğinin de bir özeti. Labirent’in sonunda yer alan dünyayı bekleyen risklerden Çin ve Japonya’nın askeri hamleleri şu anda devam ediyor. Kitabın sonundaki cümle Labirent’ten çıkışın altın kuralını söylüyor: yeter ki önce yolumuzu yitirdiğimizi kabul edelim. Muhteşem.
Çin, Japonya, Rusya ve ABD'nin tarihî serüvenini, zaaflarını, insanlığa neler getirip götürdüğünü tarihin şahitliğinde ortaya koyan yazar, bu ülkelerle ilişki kurmuş diğer devletlerle mini bir 20. yüzyıl tarihi, değerlendirmesi yapmış. Kitabı okurken hem Batı'nın değişmeyen yüzünü hem de tarihin nasıl tekerrür ettiğini görüyorsunuz. Güçlü olmak ve kendini savunmak için modernleşmeyi seçen devletlerin bir yerden sonra nasıl emperyalistleşip kendileriyle birlikte birbirlerinin de kuyusunu kazdıklarını görünce...
Lübnan asıllı yazar Amin Maalouf’un yazdığı son kitap #labirent i #okudumbitti .Yazarla dertleşmemiz epey uzun sürdü. Çünkü her ne kadar kitap için deneme olduğu yazılsa da; kitap içeriği yoğun, sindirmesi zor baba bir tarih kitabıydı.Maalouf’un kitabının diğer bir adı da Batı ve Hasımları. Hasım, Arapçada "düşman" demektir. Maalouf bu düşman olarak belirlediği üç ülkeyi, İmparatorluk Japonyası, Sovyet Rusya ve Çin olarak ele almış. Batı dan kasıt ise malumunuz üzere ABD Ülkelerin tarihiyle ilgili çok çarpıcı gerçekler ve çok önemli olaylar öğrendim. Fakat insanlık tarihiyle ilgili öğrendiklerim, bildiklerimden öteye geçmedi. Her savaş sonrası -şu kadar bin insan öldü- diye biten cümleler, adı insan olan mahlukatın kendi çıkarları için başka hiçbir canlıya yaşam hakkı tanımayacağı gerçeğiyle bir kez daha yüzleştirdi beni. Maalouf kalemini gerçekten seviyorum.
Okurken çok keyif aldığım bir eser oldu öncelikle bunu belirtmek isterim.Genel anlamda 4 başlık altında toplanmış kitap. Bu dört başlıktan kastım 4 farklı ülke bunlar Japonya,Sovyetler Birliği,Çin ve Batı medeniyetini temsilen ABD ekstra bir de sonsöz kısmı var ki burada da yapay zeka,inovasyon,klonlama ve nükleer güç temaları üzerine denemeler yer alıyor güzel tespitler söz konusu sıkılmadan okutuyor kendisini Amin Maalouf.Sovyetler Birliği ve ABD ile ilgili başlıklarında az çok uluslararası ilişkilere ve siyasi tarihe ilgisi olan kişilerin fikir sahibi olduğu konulara güzel dokunuşları olmuş fayda sağlayacak veriler mevcut ancak Japonya ve Çin başlıkları resmen boşluk doldurur cinsten bilgilerle,insanı sıkmadan duru ve yalın bir anlatım ile sanki roman okurmuşçasına okurlarına sunmuş çok başarılı buldum ve okurken zevk aldım.Mümkün olduğunca objektif olmaya çalışsa da zaman zaman ifadelerinde batı esintileri mevcut. Yine de bu eserin başarılı olmadığı anlamına gelmez.Tavsiye ederim.
A. Maalouf’un son kitabı, “Batı ve Hasımları” alt başlığıyla yayınlanmış, bu alt başlık kitabı çok daha iyi yansıtıyor. “Yolunu yitirmiş insanlığa hızlı bir kuşbakışı atmak” diye tanımlıyor yazar kitabını. “Doğu”yu, Rusya, Çin ve Japonya ile sınırlı tutulurken “Batı”yı ise ABD ile tanımlıyor. Yazar olabildiğince objektif olmaya çalışmış ancak eğitimini aldığı ve kültürünü benimsediği Batı’nın diğer yarısı olan Avrupa etkisi altında kaldığından, kalemin mürekkebi biraz Amerika kokuyor. Ancak buna rağmen yaklaşık son 150 yılın mükemmel bir fotoğrafını yukarıda adı geçen dört ülke üzerinden, son derece derli toplu ve gerçekçi olarak aktarmayı başarmış. Yani mürekkebinin kokusu kitabın değerini düşürmemekte. Oldukça değerli bilgiler edindim, günümüzde Batı (Amerika) ile onun hasımları Doğu (Çin) arasında oluşan bir labirentte sıkışıp kalmış insanlığın şimdisini ve geleceğini çok yalın bir dille anlatmış. Görüşleriyle tam uyum içinde olmak şart değil, ancak kitabı okumak bence şart.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar Levent Gültekin in tavsiye ettiği kitaptı okudum başka biri gibi oldum Ortadoğu ve dünya hakkında bilmediğim ne çok şey varmış. Sonra diğer kitaplarına başladım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
amin maalouf u her ne kadar oldukça oryantalist bulsam da , romanlarını ve denemelerini okumanın her zaman ufuk açıcı olduğunu düşündüm. bu deneme kitabı da aynı düşüncemi perçinliyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, Dünya tarihini bölüm bölüm ve ayrıntılı bir biçimde anlatmış. Ülkelerin birbiriyle olan savaşları ve nedenleri film şeridi gibi geçiyor. Kitabı okurken sürekli google dan ek araştırma da yapıyorsunuz. Ben konusu bilmeden almıştım, roman/ hikaye beklemeyin. Tarih kitabı kıvamında.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir roman değil kısa bir dünya tarih kitabı gibi. Ülkelerin tarih boyunca birbiriyle olan ilişkisi. Yani batı ve doğu. Batılı ülkelerin doğulu ülkeleri sömürme savaşı, doğulu ülkelerin batıya kendisini ispatlama, ayakta kalma ve kendini geliştirme azmi. Gerçekten güzel ha çok sürükleyici değil ama zaten bi dolu bilgi
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Batı ve Hasımları, Batı'nın amaçlarını, yapıp ettiklerini anlamlandırmak için okunabilir. zaten sevdiğim bir yazar. galiba "yolların başlangıcı" ile okumaya başladım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın entelektüel bakışını çok güzel yansıtırken dünya tarihini ve günümüz jeopolitik çekişmelerini de birbirine bağlayan kapsamlı bir eser olmuş. Tarihsel perspektifi sadece geçmişi anlamak için değil, bugünü ve olası yarınları değerlendirmek için de kullanılacak bir yol haritası sunuyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu güne kadar çoğunlukla batılı kaynaklardan okuyabildiğimiz uzak doğu ülkelerinin tarihi hakkında hem kapsamlı hem de özet sayılabilecek çok önemli deyayları bence oldukça tarafsız bir biçimde yazmış Amin Malouf. Son derece bilgilendirici bir kitap