baş kahramanı luis'in fırtınalı sularda yüzdüğü köşe dönmece ve ilişkiler konularında volta attığı bir hayatı anlatan bir solukta okunan,ve gerçekten insanı etkileyen bir yunan edebiyatı eseri
Luis, kitaptaki hayran olduğum karakter. Onun kadar özgür olmak istemezdim belki ama ona o kadar yakışmış ki insan ister istemez ucundan kıyısından, birazcık imreniyor. O kadar başına buyruk ki girdiği işten sırf kart basılıyor diye ayrılıyor. Kart basmak onun özgürlüğüne yapılmış bir hakaret çünkü. Vaayyyy be! kesinlikle önerirrim<br />
Bir yanda hayatı istediği gibi, gönlünce yaşayan, hayatını kendi çizdiği yolda sürdüren bir karakter, diğer bir yanda pişmanlıklarla, keşkelerle yaşayan, hayatını başkasının çizdiği bir yolda yaşayan bir karakter. Okuyucuyu bu iki karakter arasında götürüp getiriyor yazar, sanki olmak istenileni ve olunanı gösteriyor bir nebze.
Kostas Mourselas bu kadar vicdansız olmak zorunda mıydın! Arkadaşlarının Luis'den nefret ettiği gibi nefret etmek istiyorum senden ama ne var ki ben Manolopulos'um!
okuduğum ilk roman. lisede edebiyat hocam tavsiye etmişti. biraz erotik ama birşeye daha vurgu yapıyor o vurguyu bulmanı umut ediyorum dedi. buldum kendimize örnek diye seçtiklerimiz, dostluk, insanların içini görebilmek için dikkatli bakmak... bu kitap biraz da bunlardan bahsediyor.
Kitabın dili ve anlatımı insanı sıkmıyor ama yazarın aşırı dercede cinsellikten bahsetmesi ve bazen hayat sadece cinsellikten ibaretmiş gibi göstermesi kitabın akıcılığını biraz da olsa etkiliyor.
Luis'in değişik bir adam oluşu dikkatinizi çekecek fakat başlarda merakla okuduğunuz bu roman sonlarda fazlasıyla sıkıcı oluyor. Zorlasam da bitiremediğim bir roman..
harika bir kitap. herkese tavsiye ediyorum. yazarın anlatımını o kadar beğendim ki bu kitabı bitirir bitirmez Hüzün Nedeniyle Kapalıyız adlı 2.kitabını aldım
kitap çok uzun zamandır elimdeydi ancak kitap hakkında iyi yorumlar almadığım için okumamıştım geçen gün kitaplığıma bakarken alıp okudum. ne yorum yapacağımı bilemiyorum. kitap akıcı, kendini okutuyor ama bazı olaylar çok abartı geldi bana. yine de insanın düşünmesini sağlıyor, durup bi kendinize, isteklerinize, neyi başarıp başaramadığınıza bakıyorsunuz.
Yıllar önce diğer yayınevi baskısından tesadüfen almıştım ve okudum, iyikide almışım, çok zaman önce okudugum için ( demek ki ama iz bırakmış) yeniden okumak için sıraya koydugum bir kitaptır.
Okuyalı yıllar olmasına rağmen aklımdan çıkmayan bir cümlesi vardır: "Her devrimin başı kanlıdır." Alışkanlıklarıyla yaşayan çoğu yetişkin gibi değişimden korktuğum zamanlarda kendi kendime bu cümleyi tekrarlar ve Luis'yi hatırlarım. Özgür yaşamak ideali gerçekleştirilebilir ve sürdürülebilir bir hayat tarzı mıdır, yoksa hepimizin ortak düşü olduğu için çok satan ve çok sattığı için çok pazarlanan bir hayal midir tartışılır; ama başka yollardan gitmenin mümkün olduğunu düşünmek, insana umut ve cesaret veriyor. İnsanın hayata bakışını biraz olsun genişletebilecek, sınırlarını esnetmesi için güç ve cesaret verebilecek bir kitap.
Neden bu kadar çok kitap aynı konuyu işliyor diye birileri araştırma yapsa iyi olacak."Tek bir hayat var, kendini serbest bırak, içinden geldiği gibi yaşa..." Tamam, ama yaşa da görelim. Acaba bunu yazanlar öyle mi yaşadı? Çok akıcı, eğlenceli bir kitap. Yunanlılar'ın yaşam tarzı ve gelenekleri de geri planda. Bu kadar hesapsız bir hayatın nasıl son bulduğu ve pişmanlıkların hiçbir kariyer veya mülkle giderilemediği de görülüyor tabii. <br />
Kitap ilk yayınlandığında piyasaya çıkar çıkmaz okudum, daha doğrusu büyülendiğimden uçarak okudum bitirdim. Beğenmiştim ve dostlarıma hararetle tavsiye ettim. Kitap bu yıl elime tekrar geçtiğinde düşündüm ki o hızın içinde kaçırdıklarım olmuş. Beğeneceğimi bile bile ikinci okumamı da yaptım. Tabii ki bu sefer her bir karakteri sindirerek ve aralarındaki ilişkileri gözlemleyerek. Kimimiz Luis'i sorumsuz, serseri v.s. bulabilir. Ancak çoğumuzun denemeye dahi cesaret edemediği yanılma-tekrar yapma-tekrar yanılma, bildiğinden şaşmama, teklifsiz olma hali onun korkmadan taşıyabildiği doğal duruşu. Son derece özgün bir karakter. Bazılarımız ise kendini anlatıcımızla özdeşleştirmiştir. En azından kopartıcı noktaya gelene kadar, zorluklarını taşımış olsa da, grubun ve özellikle dostu Luis'in her ihtiyacı olduğunda yanında olmaktan, önce annesinin sonra da karısının baskılarına rağmen, kaçınmamıştır. Sisteme uyabildiği kadar uymuş, olması gerekenleri olmuştur, ancak asla dostlarını satmamış, aksine arkadaş grubundaki bireylerin birbirlerini çaprazlama olarak kazıkladıklarını da gayet güzel gözlemlemiştir. Elbette coğrafi yakınlık, içiçe geçmişlik kendini bu dost romanda da gösteriyor ve roman komşuda mı geçiyor, burada mı ayrımına varamıyorsunuz, çünkü paylaşılan çok ortak nokta var. Uzun lafın kısası biraz hüzün, biraz mizah, biraz da kaçırmakta olduğumuz güzelliklerin romanını okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Bir çoğumuza göre toplum içinde sıra dışı kabul edilebilecek bir kişilik Luis ve onun yaşam tarzı. Kabul edilemezdir, Başına buyruktur, ben merkezcidir, bencildir çoğu zaman, kendisi için yaşar, adanmış bir hayat değil onunkisi. Bütün bunların yanında sevimlidir, sıcaktır, dosttur, sırdaştır, sevgilidir, çünkü eş olamaz hiçbir zaman, maceradır aynı zamanda… hayattır kısaca, hayatın tüm renkleri…<br /><br />: Can Dündar, “iki türlü hayat vardır” der. “birincisi; yaşanan hayat, ikincisi; seyredilen hayat” … İşte Luis hayatı yaşayandır bu kitapta. Bize kalansa okumak… <br />
Son zamanlarda sık sık dile getirilen Türk-Yunan yakınlaşmasına bir örnek de kitap dünyasından geldi. Kostas Mourselas kendi ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de kısa sürede best seller listelerinin birinci sırasına oturdu. Kızıla Boyalı Saçlar, Moursales'in dilimize çevrilen ilk kitabı. İki ülke arasındaki kültürel benzerliklerin daha bir farkına varacaksınız bu romanı okurken. İster anlatılan dönem olsun, ister insan ilişkileri. Kitabın bizde de çok tutmasının nedenlerinin başında bu geliyor galiba.