Uzun süre yaşadığı uzak doğu ve ait olduğu batı arasında mekik dokuyarak, kanserine başkaldırıp çare arayan Terzani’den en çok irdeleme ve karşılaştırma yaptığı ABD ve Hindistan hakkında bazı tanımlamalar:
ABD: Hileli-teknik nedenli sevimli-sıcak ilk tavır, sonraki tüm ilişkilerde kuşku ve savunma; para oyunları ile yoksullar yaratan gerçek teröristler; zengin; güçlü; huzursuz; doyumsuz; iyi yemekler veren çalışma kampı; herkes, bir başkasının kölesi olan yöneticinin kölesi; özgürleşeceği beklenen Afro-Amerikalıların, her gelen göç dalgası ile daha da arkaya itildiği; doğuran kadının 2 hafta sonra işe başlamak zorunda olduğu; bir çocuğun TV’de yılda 2000 cinayet izlediği; sen 2 tavuk ben 0 tavuk yediğimde ortalama 1 tavuk yediğimizin hesaplandığı; her şeyin tadının çıkarılması zorunluluğunun bıktırdığı; bir genç kadının hayatını doldurup geldiği valiziyle, New York’da (insan fırını, mülteci kampı) savaştıktan sonra 10-20 yıl içinde kimsesiz-hüzünlü orta yaş kadına dönüşmesi; derisinin altında olmaktan memnun hiç kimseyi tanımadığım yer.
Hindistan: Merhametsiz; pis; yoksul; hastalıklı; hırsız; yalancı; umarsız; namussuz; tabusuz; tarihsiz; reenkarne; zıtlıkların birliğinin ülkesi; evrensel bütünlük algısı; dairesel zaman algısı; fethetmeme geleneği; kastlar ülkesi.
Yazar, “bir kez atlantiği geçtiğimizde daima yanlış yakada olacağımız, kuyudan ötesini bilmeyen kurbağaya okyanusu anlatamayacağımızı ve artık göçmenlerin oylarının belirlediği bir referandum ile Floransa Katedralinin yerine otoparkın yapabileceğimizi bu dünyada, artık, "basiti önemli kılmaya ihtiyaçsız gerçek bir entelektüel olarak, koşmak için koşan/ hiçbir yere varmamak üzere giden ve adsız olarak hayata devam edebilen biri olmak istiyorum" diyor. Ferda Nihat Köksoy