Yazar sürekli olarak milliyetçi bir dünya görüşüne sahip olduğunu ve hiçbir partinin veya vakfın ve derneğin üyesi olmadığını çokça zikrediyor.Yazarın bende çok tuhaf bir intiba bıraktığını söyleyebilirim.Görünüşte muhafazakar ve sağcı bir portre oluşturuyor.Fakat kullanmış olduğu dil ve üslup ilmilikten çok kahve ağzını andırıyor.Sık sık tarizlerde bulunup hakarete varan üslubu bence hiç hoş değil.Her ne kadar bu konulara 30 yılını harcadığını söylese de yazarın birçok noktada bilgi eksikliği olduğu gözlerden kaçmıyor.
Yazar kitabının adını “Yahudi dönmeler ve mumsöndü ayinleri” olarak belirlemiş.Kitabın baş tarafını bu “mumsöndü” konusuna ayırmıştır.Bu konuyu,etrafında ki çeşitli eş ve dost çevresinden edindiği bilgilere dayandırıyor.Yazar sürekli olarak kendisinin dürüst bir insan olduğunu ve bilgi almış olduğu insanların da dürüst kişiler olduğunu söyleyerek,ortaya atmış olduğu tezlerin doğruluğunu ispata çalışmaktadır.Yazar daha sonra “dönmelik” konusuna girerek kısa da olsa Sabatay sevi ve hareketi hakkında bilgiler veriyor.Fakat benim tespitlerime göre yazar kitabında bol miktarda intihal bulundurarak bir suç işlemiştir.Burada suç derken mahkemelik bir suçtan ziyade ilim ahlakı-etik- bir suçtan söz etmek daha uygun olur.Çünkü yazar kaynakçasında göstermediği ayrıca metin içerisinde de atıfta bulunmadığı bir kitaptan çokça ve birebir alıntı yapmıştır.Bu kitap John Freely adlı bir İngiliz yazarın “Kayıp Mesih” isimli çalışmasıdır.Bu tip intihal vakaları günümüzde çokça görülmektedir.Araştırıp ortaya özgün bir eser koymak yerine hazıra konmak ve ilim hırsızlığı yapmak ne kadar doğrudur ?
Yazar sabatay sevi’nin ortaya çıkışı ve hareketi hakkında kısa fakat gayet hatalı bilgiler verdikten sonra bazı ünlü Sabatayistler hakkın da bilgiler vermektedir.Bunlar;İsmail cem İpekçi,Cemil İpekçi,Halide edip Adıvar.Sıddık Sami Onar,Bezmenler.Mermerciler,Nazım Hikmet,Abdi İpekçi ve daha bir çok isim.Bu bilgiler çok kısa bilgilerdir.
Yazar “Bülbül deresi dönme mezarlığı” adıyla bir bölüm açmıştır.Bu bölümde Üsküdar da ki Dönme mezarlığını kısa bir şekilde anlatmaktadır.Fakat sayfa 115 de yazarın çok yanlış bir bilgi verdiğini görmekteyiz.Burada ki mezar taşlarının defnedilen kişinin dinini yansıtmadığını söylemektedir.Buna örnek olarak da Yahudi mezarlarında Davut yıldızı olduğunu Hıristiyan mezarlarında Haç olduğu ve Müslüman mezarların da ise ay yıldız olduğunu söylemektedir.Bu son derece yanlış bir bilgidir.Çünkü Şehitlikler hariç hiçbir Müslüman mezarlığın da zaten ay yıldız olmaz.Ülkemiz de böyle bir gelenek zaten mevcut değil.Bu mezarlığı bende gezdim ve mezar taşlarını inceledim.Mezar taşlarının %60’ın dan fazlasında “Ruhuna fatiha” ibaresini gözlerimle gördüm.Tabi ki bu onun Müslüman olduğunu göstermez ama durum bu.Ayrıca bu mezarlarda yatan ve dönme olmayan insanların varlığını da tespit ettim.
Yazarın eleştirilmesi gereken bir başka yönü daha vardır.Yazar çok genelleme yapmaktadır ve bu genelleme yazarı fahiş hatalara sürüklemektedir.Örneğin sayfa 18 de “Yahudi aleminin önemli bir geleneği olan adar kuzu bayramı” demek suretiyle bütün Yahudileri zan altında bırakmaktadır.Oysa Yahudilerde böyle bir uygulama yoktur veya varsa da bu kısmidir ve bazı sapık mezhepleri için geçerlidir.Bunu bütün Yahudilere teşmil etmek son derece yanlıştır ve hastalıklı bir zihniyetin ürünüdür.Yazarın bir fahiş hatasına daha dikkat çekmek isterim.Yazar sayfa 188 de şöyle bir tespitte bulunuyor “Çünkü Allah’ın takdirine göre yeryüzünde hiçbir insan kendi milliyetini ve dinini asla ve asla belirleyemez.Bu bir kader yazgısı olduğuna göre…” işte bu tespit akıl alır gibi değildir.Hadi milliyet derken etnik köken olarak insanın bir dahli olamaz,bu doğrudur.Fakat dini Allah’ın belirlediği apaçık bir safsatadır.Ayrıca yazar bunu üzerine basa basa “asla ve asla” diyerek komik bir duruma düşmektedir.Yazar sayfa 221 de “ Sabatay sevi’nin kendi dindaşlarına ebedi bir emanet olarak bıraktığı hayasız gelenekler,kuşaktan kuşağa sürüp gitmektedir” derken Adar veya kuzu yada dört gönül bayramına atıfta bulunmaktadır.Fakat Sabatay sevi’nin böyle bir ayin veya uygulama başlattığı tarihen sabit değildir.Bu kesinlikle iftiradır.Bu gelenek Sabatay Sevi den sonra gelişmiştir ve Karakaşlar zümresinde daha bir yaygındır.
Kitapta dikkatimi çeken bir başka husus ise sayfa 111 de Sabataycıların uyguladıkları Kuzu bayramını -mumsöndü- yazarın içerisine sindirememesidir.Bunu şöyle ifade ediyor ”…hala benim ülkemde hiç kesintisiz bir şekilde uygulanıyorsa,buna dur demeyenler utansın derim.” Bende yazara şunu söylemek istiyorum;Yani güzel kardeşim ortalığı fuhuş almış yürüyor.Devlet kendi eliyle kadın sattırıp bundan vergi tahsil ediyor.Memleketin durumu biraz muhafazakar olan herkese gayet açıkken sen üç beş sabataycının derdine düşmüşsün,pes Vallahi !
Yazar kitabın son bölümünde Cumhuriyetten bu yana gelmiş geçmiş olan bazı sabatayist bakan ve milletvekilleri hakkında bilgiler vererek bitiriyor.Bu insanların bir kısmı gayet meşhurken bir kısmı ise hiç tanımadık isimler olarak gözüküyor.Ayrıca yazar Babuna ailesine ilişkin de geniş bir bölüm ayırmıştır.
Kitap son derece hamasi duygularla kaleme alınmıştır.Ayrıca birçok tarihi hatalar içermektedir.İlmilikten çok ön yargılar daha bir ön plana çıkmaktadır.Dönmelik konusu ile alakalı iyi bir çalışma olduğunu söyleyemem.Fakat her kitaptan olduğu gibi bu kitaptan da öğrenilecek bir şeyler muhakkak vardır.Şimdi benim bu yorumumu okuyanlar acaba bu arkadaş sabataycı mı diye düşünebilirler.Fakat ben her zaman objektif ve ilmi çalışmalardan yana bir insanım onun için de yazarın,yaptığım yapıcı eleştirilerimi dikkate alacağını düşünüyorum.Tabi bu yorumu okursa.