Amele taburları şimdiye dek gözönünde bulunmayan bir konuya dair yazıldığı için dikkatimi çekti. Osmanlı İmparatorluğunda özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında cephe gerisinde kullanılan birliklerin tarihi, bileşimi, başardıkları ve sorunları anlatılmış. Eser oldukça titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkartılmış. Ancak yazarın kitap ilerledikçe bahsettiği konulara dair verdiği örnekler havada kalıyor ve sürekliliği sağlanamıyor. Ayrıca yazar kitabı Ermenilere karşı savaş yıllarında yapılan tehcir uygulamasına bağlamaya ve bu şekilde Ermenilerin toplu şekilde katledilmediklerini ispatlamaya çalışmış. Bir yanda Ermenilerin iddialarından, diğer yandan ise yaşananları toptan inkar edenlerin düşüncelerinden bağımsız olmalıyıdı bence. Amele taburlarının ayrı ve bağımsız bir askeri yapı olarak ele alınması daha doğru olurdu.
Amele taburlarının Osmanlı İmparatorluğunda uygulanması bazı ihtiyaçlardan ileri gelmiş. Özellikle 19.yüzyılda yükselen milliyetçiliğin baskısı altındaki imparatorluk kendi bünyesinde Osmanlı ulusu inşa etmeye çalışacak ve bunun bir adımı olarak o döneme kadar sadece müslüman yurttaşlar için zorunlu olan askerlik görevi tüm yurttaşlara mecbur hale getirilecekti. O zamana kadar bu zorunluluktan yasal düzenlemeler veya ödenen maddi katkılarla kurtulan farklı din ve ulustan yurttaşlar bu politikaya ayak direyeceklerdir. Mali açıdan müslüman olmayanlardan alınan askerlik bedeline ihtiyacı olan devlet orduya gayri müslümleri almayı Balkan Savaşlarında deneyecek ve bu yurttaşların cephedeki başarısından memnun kalmayacaktır. Yenilgi durumunda derhal saf değiştirme eğilimine sahip bir kütle olarak değerlendirilecek ve muharip sınıflardan alınacaklardır. Ancak 1. Dünya Savaşının zorlu koşullarının dayatması ve insan gücü eksikliği sebebiyle duruma yeni bir bakış açısı geliştirilecek ve gayri müslimler asker olarak orduya dahil edilecek ancak bunlara silah verilmeyerek cephe gerisinde işler yaptırılacaktır. Bu şekilde dahil oldukları amele taburlarında dönemin ordusunda yaşanan türlü sorunlarla mücadele edecek; bakımsızlık, yokluk, açlık çekecek, maaşı ödenmeyecek, salgın hastalıklara karşı korumasız kalacaktır. Buna rağmen kendilerine verilen genellikle bayındırlık işleri tamamlanacak, zor şartlarda büyük işler başarılacaktır. Taburlar bünyesinde bazı isyanlar çıkacak, yoğun olarak firar gözlenecektir.
Savaş yıllarında her ülke ordusunda gözlenebilecek bir uygulama Osmanlı Ordusunda da yapılmış ancak her halde her zaman olduğu gibi en çok dininden ve ulusundan bağımsız olmak üzere Anadolu insanı en çok kahrı çeken olmuştur.
Alıntı yapılan yerlerde kitabın dili Osmanlıcaya kaçsa da rahat okunan bir kitap. Meraklısına önerilir...