Bu çalışma, öncelikle Kur’an’ı tanıtan eserler geleneğinin birikimini günümüz insanına ve diline yansıtmayı amaçlayan bir çalışmadır. Bu amaçla çalışmada ulûmü’l-Kur’an eserlerinin içeriğinin yanı sıra, Kur’an öncesinde, Kur’an’ın indiği bölgede yaşayan ve doğrudan onun muhatabı olan insanların dinî ve kültürel özelliklerini ele alan başlıklara yer verilmiştir. Dünyanın sonuna kadar insanlığı aydınlatmayı sürdürecek ve insanlığın yüce insanî değerler yolunda önlerini açacak olan Kur’an’a ilişkin konulara yenileri eklenmektedir. Bunları kapsamak amacıyla, mesela çalışmada Kur’an tercümelerinin tarihine de yer ayrılmıştır. (s.12)
Biz Müslümanlar yaşadığımız zamana, şekil ve vakitleri belirlenmiş ibadetlerimizle işaretler koyarız. (s.15)
Kültürümüzde gelişen sanat dallarının ilham kaynağı Kur’an olmuştur. Türkler arasında şekillenen edebiyat İslamî bir edebiyat olarak gelişmiştir. Nihat Sami Banarlı İslamî Türk edebiyatında Kur’an’ın önemini şöyle belirtmektedir: “Bu edebiyatın ilim ve fikir kaynağı başlangıçta tamamıyla Kur’an’dır.” Ağah Sırrı Levend ise “Eski metinlerde hemen hiçbir sayfa yoktur ki içinde Kur’an’dan bir ayet, Peygamber hadisinden bir cümle bulunmasın ve düşünceler bunlara bağlanmış olmasın” demektedir. (s.16)
Kur’an’ın ayet ayet indirilme sebeplerini şu şekilde özetleyebiliriz: Toplumun vahye olan ilgisinin canlı tutulması, vahiy devam ederken Peygamberimizin ve ilk Müslümanların karşılaştıkları zorluklara karşı desteklenmesi, eğitim ve uygulama kolaylığı sağlamak amacıyla hükümlerde adım adım bir gelişmenin gözetilmesi, toplum hayatındaki önceliklerin dikkate alınması, vahye karşı düşmanlık besleyenlere zaman tanıyarak gönüllerinin kazanılması. (s. 34)
Günümüzde yaygın ola görüşe göre surelerin 86’sı Mekkî, 28’i ise Meden3i’dir. (s.34)
Kur’an’ın kapsamlı bir tanımı şu şekilde olabilir: “Kur’an, Allah tarafından Cebrail vasıtasıyla mahiyeti bilinmeyen bir şekilde son peygamber Hz. Muhammed’e indirilen, Mushaflarda yazılan, tevatürle nakledilen, okunmasıyla ibadet edilen, Fatiha suresiyle başlayıp Nâs suresiyle biten, başkalarının benzerini getirmekten aciz kaldığı Arapça mûciz bir kelamdır.” (s.77)
Ayetlerin iniş nedeniyle ilgili verilen şu örnekte ilgi çekicidir: Ümmü Seleme’nin Kur’an’ın neden sürekli erkeklere atıfta bulunduğu ve onların ödüllendirileceğini belirttiği şeklindeki serzenişi üzerine şu ayetin indiği rivayet edilmiştir: “Rableri onlara karşılık verdi: ‘Ben sizden erkek kadın hiçbir çalışanın işini boşa çıkarmayacağım” (Âl-i İmran, 3/195). (s.84)
Kur’an’da kıssaların yer almasının nedenleri ile şu ifadeler göze çarpmaktadır:
*Kıssalarda Allah’ın birliği ve ahiret inancı gibi iman esasları önceki kavimler ve peygamberlerden anlatılmıştır.
*Kıssalar yoluyla geçmiş topulukların iyi davranışlarından örnekler vererek, indiği toplumu bu davranışlara özendirmiştir. Yani Kur’an kıssalardan Müslümanları eğitmek amacıyla yararlanmıştır.
*Kıssalarda kötüleri acı sonu anlatılarak, muhatabın da kötü davranışlardan uzak durması istenmiştir.
*Kıssalar, tebliğin zor zamanlarında Peygamberimize ve Müslümanlara destek ve moral olmuştur.
*Kıssalar yoluyla Müslümanların İslamiyet’in tarihteki örneklerine dair bilinç kazanması sağlanmıştır. (s.97)
Seyyid Kutub’un ifadesiyle, Kur’an üslubunun büyüleyiciliği, hem şiir hem de nesrin meziyetlerini bünyesinde barındırmasından kaynaklanır.
Rummânî’nin vurguladığı gibi, ‘alamı, uygun ve güzel sözlerle zihinlere ulaştırmak’tan ibaret olan belâgatin en yüksek derecesi Kur’an’da sergilenir. (s.103)
Fakihler, hac ve sadaka gibi kısmen veya tamamen malî ibadetlerin ve dua ve istiğfar gibi amellerin sevabından ölülerin yararlanabileceği görüşünü benimsemişlerdir. Ancak namaz, oruç ve Kur’an okuma gibi bedenî ibadetlerde daha mütereddit davranmışlardır. Yine de çoğunluk, bu konuda Allah’ın dilemesi kaydını getirerek iyimser bir yaklaşım sergilemiştir. Öte yandan hem ücretle okumanın uygun olup olmadığı hem de sevabının başkasına bağışlanıp bağışlanamayacağı konusunda fakihler daha çekimser bir tutum sergilemişlerdir. Başta Hanefiler olmak üzere fakihlerin çoğunluğu Hz. Peygamber’in Kur’an okumayı dilenme, mal edinme ve dünyevî menfaat sağlama vasıtası yapmayı yasakladığı görüşündedir. Resul-i Ekrem bu tür davranışları ağır bir dille eleştirmiştir. Ayrıca Kur’an ücret karşılığı okunduğunda halis ve sahih niyet ve ibadet niteliği kalmamaktadır. Bu nedenle ücretle Kur’an okunması doğru değildir. (s.139)
Son olarak ifade etmek sitermi ki İslam’ı seçen bir kısım mühtedilerin Kur’an mealini/tercümesini okuyarak İslam’ı seçtiklerini ifade etmeleri, Kur’an’ın diğer dillere doğru bir şekilde çevrilmesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
Kulluk kitabımız Kur’an-ı Kerim’i bize tanıtan bu eseri hazırlayan Kıymetli Mehmet Paçacı Hocamıza teşekkür ediyor, hayırlı çalışmalar diliyorum. Eseri; her ne kadar bazı farklı başlık ve ifadeler bulunsa da genel olarak 1987’de basılan Osman Keskioğlu Hoca’nın ‘Nüzûlünden Günümüze Kur’an-ı Kerim Bilgileri’ adlı eserinin bir benzeri/özeti olarak görebilmek mümkün. Tamamlayıcı olması açısından kitabı okuyan siz kıymetli okuyuculara Mevdudî’nin Tefhim’inin başında bulunan ‘Kur’an-ı Kerim’e Giriş’ (1/13-29) bölümü de okuma tavsiyesi ile sözlerimi bitiriyorum.