Abdurrahman Açıkgöz
puslu kıtalar atlası gibi harika bir kitaptan sonra gelmesi bakımından tam bir hayal kırıklığı olmuş. bana öyle geldi ki İhsan amca yazma çizme işleriyle ve doğu hikayeletriyle uğraşırken (ya da puslu kıtalar atlasının kurgusu için hikayeler uydururken/öğrenirken ) eline geçen yahut aklına gelen hikayeler tomarından şöyle eli yüzü düzgün birkaç tanesini bir kenara ayırmış ve demişki: yahu ben bu hikayeleri nasıl etsem de birarada yayınlasam? e tabii birbirine hikayeler anlatan iki figürün romanını yazmak ta gayet basit bir yoludur bu işin. benim aciz fikrim öyle diyor ki bu kitap ihsan amcanın masasındaki hikayeler çöplüğünün/artığının bir çeşit geri dönüşüm için düzenlenmiş halidir. maksat israf olmasın ...