Seniha Safa
Kitapkurdu
Uzun zamandır etkisinden çıkamadığım bir roman okumadım derken imdadıma yetişen bir roman. Metnin dili oldukça şiirsel, olaya bağlı değişen ve dönüşen bir dil var. Kendini kuruyor. Romanın atmosferi Baybars, Kâmil Bey, Lale Hanım, Emine ve Sedat etrafında örülüyor. Her bir karakterin kaderi, aile bağları, kaybı, hicreti ve sadakati işleniyor. Ateş, su, yol, sır, sürgün ve dönüş gibi imgeler sürekli kullanılıyor ama derinleşerek. Bunlar yalnızca süsleyici sözcükler değil; romanın anlamını veren anahtar kelimeler. Baybars’ın karanlıkla, suyla, çağrıyla ve kaderle ilişkisi; Kâmil Bey’in taşıdığı sır, emanet; Emine ile Sedat çizgisinde beliren gurbet, hasret ve ölüm duygusu, metnin olay örgüsünü kuruyor. Her bölüm, sevdiğimiz, özlediğimiz alıntılarla açılıyor. Dizelerle bölüm arasında dil ya da anlam bağı aramanız çok insani olacak ama bazılarında sadece “ruh” ortaklığı var. Bir bağ aramak yerine bu güzel eserin tadına varmalı. Yazarı tebrik ediyorum.