"Neden, diye soruyoruz, resmimizi yapması gerekiyor ki, var olmamız yetmiyor mu?"
Jaguar'ın Prospero Kitaplığı serisini daha önce burada çok övdüm (bir kere Soğuk Deri ile başladı o seri, daha ne olsun!), genelde hiç üzmez, yine öyle oldu. Serinin isminin geldiği yere de ayrı bayılıyorum: "Shakespeare’in Fırtına’sında Prospero, kızıyla birlikte on iki yıl yaşamak zorunda kaldığı adadan ayrılırken sihirli asasını ve kitaplarını gömer. Prospero’nun kayıp kitaplarından mahrum kalan insanlığın kendi rüyalarını (ütopya), kâbuslarını (distopya), hayallerini (fantastik) ve geleceğini (bilimkurgu) yazmaktan başka çaresi kalmamıştır artık." Dizi işte bu 4 türde yazılmış kitaplardan oluşuyor.
Alman yazar Gert Hoffman'ın "Körler Kıssası" eseri, serinin son kitabı. Çok enteresan bir kitap bu: Belçikalı ressam Pieter Brugel'in meşhur tablosu "Körler Kıssası"nda görünen körlerin ağzından yazılmış. Tabloda yer alan körlerin hikâyesini kurguluyor Hoffman: bir tabloyu harekete geçirip ondan bir roman yaratma fikri ne müthiş. Her ne kadar söz konusu tablo başka bir şehirde de olsa, içinde çokça Bruegel barındıran bir şehirde okumayı seçtim bu kitabı, iyi ki de öyle yaptım; Bruegel'e bu kitabı okuduktan sonra bakmak bambaşka bir haz verdi. (Fotoğrafta da görüyorsunuz - tablo Bruegel’in “Karda Avcılar” tablosu.)
Bakmak dedim - bu kitabın meselesi tam da bu. Bakmak ve görmek. Bakmayı ve/veya görmeyi tercih ettiklerimiz, kafamızı çevirdiklerimiz, bakıp da görmediklerimiz. Körlerin ağzından yazılmış kolektif, tuhaf, çok kuvvetli bir metin; biraz epik, biraz lirik.
Kitabın her yerine sinmiş olan ötekileştirme meselesi var bir de... Orta Çağ'da körlüğün Tanrı tarafından verilmiş bir ceza olarak görülmesi sebebiyle bu insanlara köy halkı tarafından yapılan muamelenin acımasızlığı, bunun herkes tarafından normalleştirilmiş olması... Ve tabii ayrımcılığın hala ve hala toplumlarımızın içindeki yerleşik pozisyonu. 500 sene öncede geçen bu kısa öyküde günümüze dair de düşünecek çok şey var.
Ezcümle, ben çok sevdim.
"İnsan bu kadar az şey hatırlarken yaşıyor sayılır mı acaba?"