Musa Akın
Kitapkurdu
Uzun zamandır beni bu kadar derinden etkileyen bir roman okumamıştım. Zeytindağı'ndaki Portakallar, savaşın sadece şehirleri değil, insanların çocukluğunu, hayallerini ve umutlarını da nasıl yaraladığını çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Ancak bunu yaparken nefret dili kullanmıyor; aksine vicdanı, merhameti ve insan olmanın ortak değerlerini ön plana çıkarıyor. Romanın en güçlü yönlerinden biri, okuyucuya ne düşüneceğini söylemek yerine düşündürmesi. Olayları tek bir pencereden değil, insanlık ortak paydasından ele alması eseri çok daha değerli kılıyor. Akıcı dili sayesinde sayfalar hızla ilerliyor; fakat bazı bölümlerde durup cümlelerin üzerinde uzun uzun düşünmeden edemiyorsunuz. Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki acının milliyeti, çocukluğun ise sınırı yoktur. Son sayfayı kapattığımda içimde hem hüzün hem de umuda dair güçlü bir his vardı.