A.C.Susan
Kitapkurdu
Övgülere dayanarak aldığım bir kitaptı ama açıkçası anlatım dili ve belki de konuya olan yabancılığım, okurken odaklanmamı epey zorlaştırdı. Kitap, 80’lerin Güney Afrika’sında, siyahilere yönelik ırkçılığın resmileştiği Apartheid rejimi döneminde geçiyor. Yazar, fikren özgürlükçü ve ırkçılık karşıtı olsa da adeta bir fanusta büyüdüğü için ırkçılığın gerçek şiddetinin tam olarak farkında olamayan, kanser hastası emekli bir Latince profesörünün ağzından anlatıyor hikâyeyi. Kitap, baş karakter olan kadının uzakta yaşayan kızına yazdığı uzun bir mektuptan oluşuyor. Bol bol yakınmaları, annelik üzerine düşünceleri ve çevresindeki insanlar aracılığıyla yeni yeni tanıklık etmeye başladığı ırkçılığın dehşeti üzerinden ilerliyor. Belki anlatım biçimi ve konuya olan mesafemden kaynaklanıyor ama benim için övgülerin yarattığı beklentiyi tam olarak karşılayamadı. Yine de bu tür anlatımları seven ve dönemin Güney Afrika’sına ilgi duyanlar için çok daha keyifli bir okuma olabilir.