Kurtarıcı düşüncesi geçmişte olduğu gibi bugün de birçok insanın beklentisi olmaya devam ediyor. Mehdi’nin, Mesih’in ya da başka bir kurtarıcının geleceğine dair beklenti insanı kendi sorumluluklarını yerine getirmekten uzaklaştırıyor. Hiçbir sıkıntı ve çileye tâlip olmadan, kolaycılığa kaçan, kurtuluşlarını geleceğe endeksleyen ve hayâlî bir inanç içinde olanlara Kur’ân, en büyük kurtuluşun insanın kendi elinde olduğunu ve emeğinin/gayretinin/cihadının sayesinde gerçekleşeceğini söylemektedir.
Vahiy açısından baktığımızda, rahatlıkla söyleyebiliriz ki insanın/insanlığın gelecek bir kurtarıcı bekleme inancı, Hz. Peygamber’in son peygamber olduğunu kabulle yan yana duramaz. Kur’ân, kişilerin hidayet önderi olma devrini kapatmış, ilkelerini öne geçirmiştir. Kurtuluş için özne olarak kurtarıcılara değil, Kur’ân’ın rehberliğinde erişilmiş bir hidâyete ihtiyaç vardır. Allah ancak kendi yolunda/uğrunda elinden gelen çabayı sarf edenlere yolunu göstereceğini bize hatırlatmakta ve insanlara ulaşacak kurtarıcı ilâhî yardımı, o insanların O’nun dinine ve Peygamberi’ne yardım etmeleri koşuluna bağlamaktadır.
Belki de insanlığın en büyük yanılgısı kurtuluşu gelecek bir kişide ararken kendisine verilmiş yolu gözden kaçırmasıdır. Oysa ki Kuran’ın çağrısı kurtarıcı beklemek değil kurtuluşa doğru yürümektir.