Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Ayhan Ersoy Tarafından Yapılan Yorumlar
Aşkın hükümdarlar arası versiyonunda yeri geldiğinde uğruna dünyaların ve canların feda edilebileceğini okurken avam arasındaki halinden bir farkının olmadığını da görüyoruz, aşk her türlü yakıcı bir güçtür, ateşle oynayan sonuçlarına katlanır.
Kule'den sonra okununca benzer bir yapı ekseninde bir anlatım beklentisine giriliyor, oysa sosyal katmanların şekil verdiği mecazi bir piramit söz konusu imiş. Mış diyorum zira kitap tanıtımını okuyunca oluşan kast benzeri keskin bir toplumsal ayrım ön yargısı, kahramanın ergenlik ile yetişkinlik dönemleri arası hayatındaki olağan akışlarından öteye geçemeyen anlatımlarıyla silinip un ufak ediliyor, dolayısıyla her toplumda sınıf farklılıkları da insan tabiatının doğal yansıması gereği zaten hep var olduğu için bu romanda hayret uyandıracak dozda bir kademelendirme şahsen hissedemedim. Eserin John Steinbeck tarafından yazılmış olduğu havasına kapılmadım da değil.
Cadıların kehaneti mayasındaki mukadder şerrin fitilini bir kez ateşlemeyegörsün, kötülüğü fısıldayan vicdanının vicdansızlığının esiri olunca akıl fesadı geçirip kaçınılmaz sonu olan uçurumunun kıyısına sürüklenen Macbeth, adındaki "bet" ile müsemma halde sınır ve ahlak tanımaz hevasının kurbanı oluyor, nefsinin azgın ve zalim karanlığının bedelini kısas gereği kanıyla ödeyip adalet ilkesine can katıyor.
Mucizelerle, kutsallıklarla, ruhani varlıklarla, seçilmişlikle kafayı bozan başrahibin muhakeme gücü sofuluğunun gölgesiyle perdelendikçe gerçek ile hayali ayıran sınır çizgisi tamamen ortadan kalkıyor, olaylar kaçınılmaz sonuna doğru hızla ilerliyor.
Dışa dönük, meraklı, maceracı, çapkın ve şıpsevdi karışımı mizaçlı bay Yorick, bir nevi dolaylı dışsal uyarı ile gaza gelircesine yola çıkmasının düğmesine basıyor, beden coğrafi olarak yer değiştirdikçe rastladığı ruhların kendisinde uyandırdığı olumlu-olumsuz duygulardan haz alarak besleniyor, farklı dallara konup gönüllerinde konukluk ediyor ve akabinde bir sonraki durağına varana değin akışa teslim oluyor, sosyalleşirken empatik yaklaşımları sonucu muhataplarıyla hemhâllik seviyesinde hizalanıyor, neşeli ve mizahi çizgisinde ilerlerken zaman zaman gözleri sulansa da duygularının labirentindeki seyrinden geri duramıyor.