Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Ayhan Ersoy Tarafından Yapılan Yorumlar
Ergenlik çağından itibaren yeni yetmeliğinin coşku ve enerjisiyle kaynayan kazanına eklenen her yeni taslak çalışmasıyla müstakbel eserlerini meydana getirecek yeteneğine maya çalmakta olan genç Austen değişik edebi türlere dair denemeleriyle gece kelebeğinin ışık etrafındaki dansının heyecanıyla piyano tuşlarını tıngırdatırcasına onu meşhur edecek romanlarının provasını yapar, tohumlarını serperken yazarlığının temellerini atıyor ve ana çatısını dikiyor. Gelecekteki Austen'in ayak seslerini kuvvetle duyuran ve vereceği büyük eserler için ihtiyaç duyacağı edebi virtüözlüğünün tellerini akort eden söz konusu bu temrinler bir yandan yazma dürtüsünü tatmin ederken diğer yandan yeteneğinin açık denizlerinde dalacağı edebiyat derinliklerini önceden ölçüp tartan bir yoklama, kıvam ve dokuyu tutturma faaliyeti olduğunu da çağrıştırmaktadır.
Bitirilmiş bir yapıtın ilk seksen sayfasını okuyup tamamı için yorum yapmak ile aynı sayfa sayısında yarım kalmışına bakarak olmayan gerisi için tahmin yürütmek aynı şey olmasa gerek. Bu bakımdan roman tamamlansaydı Austen külliyatı arasındaki yerine dair fikir yürütmek pek gerçekçi olmasa da gelebildiği yer itibarıyla farklı bir hava verdiği de muhakkak. Hastalık evhamına kapılan sinir bozucu karakterlerin yarattığı huzursuzluk ve gerginlik neyse ki aklı başında baş kahramanın sağduyulu mantık duvarına çarparak dengelenmektedir. İç kesimlerin ve taşranın bulutlu kasvetini deniz kıyısı beldesinin iç açıcı havası dağıtırken itibar görmenin ve kıymete binmenin sahip olunan paunt cinsi gelir ve varlığa endekslendiği hayatların sırıtan görüntüsüne tanıklık etmeyi garipsememek elde değil. Bunun doğal uzantısı olarak her nedense böylesi bir "itibar"ın peşine takılıp ondan nemalanmak, çalışıp çabalamayla elde edilecek gelire rağmen olağan görülmektedir.
Austen külliyatına aşina olununca tahmin edilebilir ve alışılagelen konusuyla farklılık yaratamayan bir romanın başlangıç aşamasından öteye geçmeyip askıya alınmış eserdir.
Hayatı, insan tabiatını ve yaşanılan çevreyi gözlemleyip anlamlandırmada henüz günümüzdeki çerçevesiyle bilimsel yöntem ve akıl yürütmelerden yoksun olunan bir devrin ürünü eserde doğal olarak falcılık, kehanet, rüyalar, mitoloji gibi metafizik alanın desteğinden bolca yararlanılmıştır. Avrupa, Asya ve Afrika anakaralarının kesişim bölgelerindeki binlerce yıl önceki insan unsuruna dair merakımıza ışık tutulurken beşeri tabiatımızın ilk günden bugüne hep aynı çizgide ilerlediği, yalnızca "modern" kisveler ile kamufle edildiği, ancak temelinde hep aynı ilkel ve vahşi dürtülerin egemen ve yönlendirici olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir ki bu anlamda Tarih'i "iktidar kavgası" şeklinde tek bir kavrama indirgersek yanlış yapmış sayılmayız. Antik dönem isimlerinin telaffuzundaki güçlük Herodot'un adının yazılmasındaki çeşitlemelerin bolluğuna da yol açmaktadır.
Kaynayan kurbağa sendromuna yakalanmışçasına Bosie lakaplı dostu karşısında gidişata dur deme iradesi sıfırlanmış, kuklaya dönüşmüş, oyuncaktan farksız, finansal köle ve arkadaş kurbanı olmuş, uçuruma yuvarlanmış, sıfırı tüketmiş, kişilik ve itibarının fişi çekilmiştir Wilde'ın. Bosie'nin sırnaşık, şımarık ve histerik tavırlarının bezdirdiği, sülük gibi yapışık olmakla karakterize birlikteliklerinin nefes aldırmayıp zihinsel şarj ve toparlanmaya müsaade etmediği ilişkilerinin sürekli bitirilip iki tarafın dostlarının rica minnetiyle tekrar tekrar bir araya getirilmelerinin toksik etkisinden yılmış ve tükenmiş halde iliği kurutulan, yozlaştırılan, ruhunun edebi toprağı çoraklaştırılan Wilde maddi manevi sömürülmüş, duygusal tehditlerle yıpratılarak illallah diyecek noktaya getirilmiş, hayatı kambur gibi bir yükle, enfekte eden bu asalak ile malul olmuştur. Hapis cezası bu noktada kangrene neşter vurunca eteğindeki taşları döken, safra boşaltır, vaaz verir gibi mektup ortaya çıkmıştır.