Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Ayhan Ersoy Tarafından Yapılan Yorumlar

13.03.2024

Doğru yoldan sapınca arzu edilen mutlu hedefe ulaşılamayacağını "Ahlaksızlık labirentine girdiğimizde kolay kolay geri dönemez, birbirini izleyen dolambaçlı yollardan yıkıma doğru ilerleriz" cümlesi ile de vurgulayan yazar hikâyesinin merkezindeki yüce gönüllü ve nahif aşkın ilmiklerini Orta Çağ'ın ruhani, gizemli, ürpertici ve kasvetli atmosferinde atarken dehliz ve koridorların ucunda yer alan, açılmakta direnen paslanmış kapıların ardındakileri merak ettirerek ilgiyi diri tutan, sırlarla örülü, nefessiz bırakan kaçış ve kovalamacalar sonucu tempoyu düşürmeyen örüntüsüyle de erken dönem yapıtı olmasının hakkını fazlasıyla veriyor. Diğer yandan çevirinin yetkinliğini de takdir etmemek olanaksız, zira cümleler birbiri peşi sıra akarken yazarın yerinde, dolu dolu, tatminkâr, edebî lezzeti doruklara taşıyan ve hayran bırakan ifade yeteneğini de gözler önüne sermeye vesile oluyor.
09.03.2024

Yazarın kısacık yaşamı bodur bir ağacın gövdesini andırırken ondan fışkıran ve budaklanan dalları eserlerini temsil ediyor, üzerlerindeki meyvelerse anlam arayışları sonucu izlenimler ve fikirleri doğururken varoluşun ağırlığı ile dalları eğip bükme etkisine yol açarak gövdeyi zorluyor, hayatı meşakkatli ve dikenli bir yokuşa çeviriyor. Tüccar, misyoner, fıçı ustası, öğretmen, ressam ve mühendis statülü kişilikler üzerinden ruhun içinde bulunduğu beden kılıfı ve sosyal konum irdeleniyor, benlik ve bulunduğu ortam arasındaki çelişki, zıtlık ve yadırgama çırpınışlarına hangi diyarın insanı olduğumuz, aidiyet duygusunun göreliliği, vatan ve sürgün kavramları üzerinden tercüman olunuyor.
04.03.2024

Kitap ilk eseri olması itibarıyla adam olacak çocuğun öncel emarelerini taşırken bundan sonra yazacaklarına kaynak teşkil edecek temel düşünce yapısını inşa eden niteliği haiz olması hasebiyle en başta okunması icap eden konumunu hak eden, üretkenlik silsilesinin ve hayal ettiği ölçüde nihayete ermesine ömrü vefa etmeyen yazarlık maratonunun başlangıç noktasını temsil eden, yazarın düşünce evreninin omurgasını oluşturan asli unsurların en başta gelen adresidir. Yazar kendi zihinsel laboratuvarında, insan-hayat/tabiat-dünya'nın oluşturduğu sacayağı üzerinde varlığı elzem ve yalın bileşenlerine ayırıp anlam arayışı ve anlamlandırma istikametindeki deneysel çalışmalarının ilk tohumlarını atıyor ve günlük hayattan alınan hikâyeler aracılığıyla iç dünyasını okurla paylaşıyor, varlığı düalist yaklaşımla irdelerken gerçeklik kazanmayı insan, basit ve bilinçli olmaya dayandırıyor.
28.02.2024

Kitabın ismi yine kitaptaki satır aralarında bahsi geçen bir şarkı sözünün içinde yer alıyor. Bu bakımdan kitap isminin yarattığı algı ile içeriği ciddi anlamda tezat oluşturmuş. Elle tutulur hiçbir meziyeti, hayatta neyi sevdiğine dair net ve somut bir yanıtı da olmayan okul çağındaki bir delikanlının başına buyruk ve sorumsuz davranışları kendi ağzından kısa kısa, yalın ve tekrarlı cümlelerle dile getirilirken eserde kendi iç dünyasında sayıklar gibi boş, anlamsız ve tutarsız akıl yürüten, gevezelik eden, kısır bir tarz çıkmış ortaya; ancak yine de genel olarak esprili ve gülümseten bir üslûbun hakim olması okumayı eğlenceli ve ilgi çekici hale getiriyor.
28.02.2024

Yazarın her iki yarım küredeki Amerika kıtasına yaptığı okyanusaşırı seyahatler boyunca edindiği izlenimler ve iç dünyasına olan yansımaları günlük formatında kısa notlar şeklinde kâğıda dökülürken zaman içinde demlenen ve olgunlaşan fikirler olarak birçok eserine hammadde temin edecektir. İntihara meyilli ruh yapısının soğurduğu cıvıltılı yaşama sevincinden yoksun olması, Önsöz'de belirtildiği gibi yazarın benzerlerinden ayrışarak ününün doruğunda bu yolculukların sıklığını ciddi ölçüde azaltıp kabuğuna çekilen münzevi bir yaşama olan özlem ve arzusunun da en belirgin alametidir. Güney Amerika'ya olan seyahati ise S.Zweig'ın Brezilya eseri ile benzerlikler göstermektedir.