Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

29.02.2024

Artık bu kitabı okumayıp da polisiye severim diyeni dövüyorlar herhalde. Kült bir kitap zira polisiye türünde. İlk baskısını yanlış bilmiyorsam 1930'larda yapmış, öyle de bir tarihi eser desek yeri. Agatha Christie'nin kurguladığı Dedektif Poirot, Bağdat'ta seferine başlayıp Londra'ya kadar giden Doğu Ekspresinde Belgrad'dan sonra bir cinayet işleniyor. Trenin birinci sınıf yataklı vagonlarında toplam 16 kişi var ve bunların 12si potansiyel suçlu. Son ana kadar kimin katil olduğunu çözmek güç. En azından hasta olduğumdan algıları çok açık olmayan benim için güç oldu. Christie kitaplarında gerilim unsurundan ziyade merak unsuru ön plana çıkıyor. "Katil kim?" sorusunu diğer polisiye kitaplara nazaran daha kıymetli bulduğundan mesela bir Grange okurken hissettiğin, Gerritsen okurken hissettiğin gerilimi hissettirmiyor.
25.02.2024

Aslında bu Cemal Süreya'nın yazdığı bir kitap değil. Cemal Süreya adına yazılmış bir kitap. Birhan Keskin tarafından Cemal Süreya'nın şiirlerinin derlendiği kitap, farklı formu ve kapağı nedeniyle benzerlerinden ayrı bir yerde konumlanıyor. Şairin yalnızca şiirlerinin değil, şiirleriyle paralel çizdiği illüstrasyonları da görüyoruz kitapta. Bence Cemal Süreya'yı diğer şairlerden ayıran biraz da bu çizimler. Kitabın sonunda Necmi Sönmez tarafından kaleme alınan bir de makale var. Özellikle bu çizimlere dikkat çeken. Kitapta şaire ait 28 şiir mevcut. Kapakta 54 şiir demiş olsa da "keşke yalnız bunun için sevseydim seni" ile biten şiirleri ben tek saydığım için sayı yarı yarıya düştü sanırım. Bu şiirler de çizimlerle süslenmiş. Kimisi yazdığı mektuplarda, kimisi dergilere verdiği şiirlerle birlikte olan çizimler inceletirken aynı zamanda gülümsetiyor da.
09.02.2024

Bu leş gibi dünyada kadın olmanın zorluklarını kısa kısa gerçek kadın hikayeleri ile anlatıyor Canan Tan. Eşinden, nişanlısından, abisinden, babasından şiddet gören kadını mı ararsın, cinsiyetinden dolayı kariyer yapamayanı mı yoksa okuyamayanı mı?! Her türlü sıkıntı başınıza taç etmeniz gereken kadınların başında. Bazı sayfaları, bölümleri, dehşete düşerek okudum. Bir insanın bir insana yapabileceği kötülüğün hududu olmadığı gibi, bir insanın kendisine yapabileceği kötülük ise bunun fersah fersah ötesine geçebiliyor. Görece şanslı olanlar arkasını dönüp kötülükten kaçabiliyor. Ama ya o kadar şanslı olmayanlar? Tüm kalbimle dilerim ki herkes kalbinin güzelliğince insanlarla karşılaşsın. Kötüler kötülerle birlikte olup yalnızca birbirlerine zarar versinler. Kalpleri güzel insanların karşısına da hep iyi insanlar çıksın.
08.02.2024

Gurney, bu hikayesinde eşi Madeleine'in bir arkadaşı olan Emma'nın yönlendirmesiyle kendisini bir cinayet davasının hem de sonuçlanmış bir cinayet davasının neticesini eleştirirken buluyor. Tabii kafamızda birbiriyle eşleşmeyen onlarca yapboz parçası dönüp duruyordu. Kitabın gelişme ve sonucuna dair spoiler vermemek adına detaya girmiyorum. Gerilim dozu yüksek, merak unsuru ön planda tabii her zamanki gibi. Kalbim ağzımda okudum kitabı, yalan yok. Öte yandan bünyem adrenalin istediğinde hiç pişman etmeyecek kadar güvenmek Verdon serisi için yapabileceğim en net tanım. Gözünü kırpmadan okumak tabiri geçerli olduğundan hedefe, yani adrenaline, ulaştığımı söyleyebilirim.
05.02.2024

Kitabın anlatıcısının tesadüfen tanıştığı Aleksi Zorba ile geçirdiği günleri okuyoruz. Kitap iki erkeğin patron-çalışan, iki dost, iki ev arkadaşı olarak yaşamlarını anlatıyor, tanıştıkları andan itibaren. Birlikte Girit'e gidiyorlar, anlatıcının para yatırdığı bir maden işletmeye başlıyorlar. Aleksi burada ustabaşı gibi çalışıyor. Akşamları da birlikte yiyorlar, içiyorlar, sonra da hayatı, kadınları, yemekleri, Tanrı'yı, ölümü, yaşamı, hayatta konuşulabilecek ne varsa konuşuyorlar, ne kadar sorgulayabiliyorlarsa o kadar sorguluyorlar. Cevap bulmak her zaman mümkün olmasa da, amaç varılacak yer değil yolculuk neticede. Kitap bende okurken Yaşar Kemal okuyormuşum gibi bir his bıraktı. Bu kez Çukurova'da değil, Ege'deydim. Betimlemeler daha az, diyaloglar daha fazlaydı, bunun sayesinde de çok daha akıcıydı. Nedenini anlayamadığım şekilde beni kıskıvrak yakaladı. Tüm kalbimle öneririm benim gibi okumakta geç kalanlardansanız.