Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabın konsepti şu; Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyıl sonuna gidiyoruz. Oradan Cumhuriyet'in kuruluşuna, ilk meclise, Cumhuriyet'in hemen hemen ilk 30-40 senesine damga vuran yüz ismin hayatlarını birkaç sayfada okuyoruz. İnkılap tarihi olarak öğrendiğimiz dönemi, kendi tabiriyle, muharebe meydanlarından çıkarıp, insanileştirmeye çalışıyor. Tarihin o öğretici sıkıcılığından uzaklaşıp inkılabı top seslerinde değil kağıt hışırtısında aramamızı salık veriyor. Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Mehmet Akif, Tunalı Hilmi gibi hem asker, hem siyasi, hem de fikir alanında Cumhuriyet'i kuran ve yükselten isimler olduğu gibi; Enver Paşa, Vahdettin, Damat Ferit ve Şeyh Sait gibi ülkeyi geri çeken, birilerine peşkeş çekmeye çalışan ama şükürler olsun ki başaramayanların hayatını da okuyoruz.
Her kitapta farklı bir soruna değinen Defne, her kitapta bir kayboluş ile karşımıza çıkıyor. Ateş kitabında Defne'yi Mardin'de yaşamaya başlarken buluyoruz. Mardin'de çıkan büyük yangın ile kaybolan Defne'nin bu kez parmak bastığı yara da sığınmacı sorunu. Suriye'den kaçıp gelen kadınlara ve özellikle çocuklara yardımcı olmaya çabalamasının akabinde sığınmacıların potansiyel tehdit oluşturduğunu iddia edenler tarafından tehdit edilmeye başlıyor ve ortadan kayboluyor. Ailenin üyeleri, arkadaşları, meslektaşları da diğer üç kitapta olduğu gibi Defne avına çıkıyor. Spoiler işine girmeyeyim. Kitapla ilgili, aslında dörtlemenin tüm kitapları, tek eleştirim şu karakter isimlerini ikametgah ve meslekle her seferinde tekrar ederek yazmış olması. Kadıköylü Sahaf Semahat, Kırşehirli Emekli Komiser Ümit vs... Artık bir noktadan sonra tekrar tekrar basıyor.
Kitap, Dedektif Hercule Poirot'un müdahil olduğu 6 farklı hikayeyi barındırıyor içinde. Bu hikayelerden benim için en heyecanlısı Şamar Oğlanı oldu. Sherlock Holmes edasıyla ufak detaylardan çıkarımlar yapan ve cinayetleri çözen bir dedektif ya Poirot, okurken insana yok artık dedirtiyor. Dizisi yapılsa izlenirmiş. Kitabın iki farklı ayrıcalığı daha var dikkat çeken. İlki Agatha Christie, benim okuduğum kitaplarında, önsözü bir tek bu kitaba yazmış. Kitabı bir menü olarak hazırladığından bahsetmiş ve Şefin Seçimi olarak tanımlamış. Yani övdüğü, tekrar şerh düşüyorum benim gördüğüm, tek kitabı. İkinci ayrıcalık ise kitabın adı Noel Kekinin Gizemi, yazarı bu kitabı "şefin seçimi" bir menü olarak adlandırıyor, bununla bağlantılı olarak kitabın sonunda o noel kekinin tarifi var. Bildiğin gerçek tarif hem de. 3 yumurta, 1 fincan şeker diye önce malzemeleri sayıyor sonra da yapılışını veriyor. Tatlı bir sürpriz oldu, gülümsetti.
Kitap bir günde geçiyor. 15 Şubat 2003'te. Henry Perowne, Londra'da yaşayan bir doktor. Evli ve iki çocuk babası. Henry'nin başından bir günde geçen olayları okuyoruz kitapta. Bu arada İkiz Kulelere yapılan saldırı nedeniyle Amerika, Irak'a girmeyi planlıyor, tabii İngiltere de. Heathrow Havalimanına bir uçağın çarpmasıyla terörist bir atakla karşı karşıya kalmalarının vermiş olduğu yetkiye dayanarak Londra'da terör karşıtı yürüyüşler yapılmaya başlanıyor. Uçağın çarpmasına tesadüfen rastgelen Henry'nin başına trafikte bir tartışma sonucu bazı olaylar da geliyor fakat buradan sonrası biraz spoiler olacağı için teferruata girmiyorum. Aile bağları, ikili ilişkiler, yaşadığımız olaylara karşı alınan aksiyonların nelere mal olduğu üzerine yazılmış bir kitap Cumartesi. Tek günde geçtiği için uzun paragraflar, ortamın detaylı betimlemeleri derken, benim için, okuması epey güç bir kitap oldu. Kendimle ilgili şunu yakaladım; ben kitapta diyalog ne kadar azsa, okumakta o kadar zorlanıyorum.
Aslında ağır aksak bir kitap ve okurken bana Marquez'in meşhur hikayesi Yüzyıllık Yalnızlık'ı anımsattı. Hem aile hikayesinden sebeple hem de isimleri ve karakterleri takip etmekte güçlük çektiriyor okurken. Geçmişe gidip günümüze, anlatıcının geçmişi araştırmalarının altında yatan güdülere göz kırpıyor. Onlarca yıl saklanan mektuplar, yazışmalar, parçalanan aileler, göç eden hem de öyle şehir değiştirmeli değil, ülke, kıta değiştirmeli, denizaşırı değişiklikler... Kitabın geçtiği dönem Osmanlı'nın son zamanlarından, 19. yüzyılın ortalarından başladığını ve ailenin yaşadığı Suriye-Lübnan-Irak üçgeninin Osmanlı'nın bir parçası olduğu, ama başka bir dinin mensubu olma kaynaklı azınlık durumuna düşmüş olmanın verdiği o içten içe isyanın bastırılma isteği çok canlıydı okurken. Son olarak yer yer Mustafa Kemal'e yapılan atıflar kitaptaki favorimdi.