Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Ne kitap yazmış be! Polisiye türünü okuduğumda beklediğim; sürükleyici olsun, yeterli miktarda gerilim ve şiddet içersin, beni şaşırtan öğeler içersin, tatmin edici bir sonu olsun tamam işte. Kitaba başladığım gün neredeyse yarılamıştım, yani sıraladığım kriterleri fazla fazla karşıladı. Gerritsen kitapları, özellikle dedektif Rizzoli ve adli tıp hekimi Isles ablalarımın serisi, beni tam manasıyla gerilimden heyecana sürüklüyor. Okuduğum kitapları arasında boşu yok. Keşke seriyi sırayla okusaydım da karakterlerle ilgili şaşırtıcı şeylerle karşılaşmadan önce haberim olsaydı (yazar burada spoiler vermek istemiyor). Farklı kitaplarda farklı cinayetler anlatılmakla ve o kitaptaki cinayet o kitapta bitmekle birlikte, ana karakterlerimiz Maura ve Jane'in hikayesi ilerlediği, hayat devam ettiği için kitaplar da çıkış sırasıyla okunsaymış tarafımdan, daha sağlıklı olurmuş.
Çok çok uzun bir süreden sonra ilk kez bir kitabı ite kaka okudum ve bitirebilmek için gerçekten çaba sarf ettim. Akmıyor kitap. Çevirisi çok başarılı değil. Örnekler ekseri kitabın anadili olan İngilizce üzerinden verildiğinden sürekli tekrara düşmüş gibi hissettiriyor. Chomsky'nin -ki kendisi dil üzerine çalışan bu alandaki en ünlü dilbilimcilerdendir- savunduğu dilin sonradan öğrenilen bir şey olmasından ziyade içgüdüsel olarak insanda var olduğu fikrini savunuyor Pinker. Chomsky'nin kendisi de bu kitapla ilgili olumlu değerlendirmelerde bulunmuş hatta. Bu güzel tarafı. Bu kitabı İngiliz Edebiyatı veya İngilizce ile ilgili herhangi bir bölüm okuyan bir arkadaş okusa, büyük faydasını görebilir. Fiil çekimlemelerinden tut da birleşik kelimelerin nasıl türetildiğine dair envai çeşit bilgi veriliyor. Bak bunu çeviri olarak değilse de Türkçe halini yazan olsa, yutar gibi okurdum. Fakat bu kitaba odaklanmakta aşırı zorlandım ki pek vaki değildir bu kişisel okuma tarihimde.
Son sözü önden söylemeliyim, tutamayacağım. Arkadaşlar, okuduğum Grange kitapları içinde en hoşlanmadığım bu kitap oldu. Sanki Grange kitabı değil gibiydi, çok enteresan. Kitap biraz da fantastik ögeler barındırdığı için beni itmiş olabilir, sorun kitapta değil bende belki de evet. Kitabın arka kapağında parapsikoloji, şamanizm, telepati kelimelerini okuduğumda arkama bakmadan kaçmalıydım aslında ama işte Grange okumaktan keyif aldığım için edinmiş bulundum maalesef. Kitapta böyle keyiflene keyiflene okuduğum tek mevzu -umarım spoiler olmaz- Moğolistan yolculuğuydu. Dondurucu soğuklar, o ilkel yolculuklar, geyiğe binme fikri, yolcu değil de kargo uçağıyla gitmek falan müthiş bir konforsuzluk vaat eden ama harika bir macera gibi göründü gözüme okurken. Ya da Grange'ın yazım şekli bana bu fikri tatlı gösterdi, bilemiyorum.
Son okuduğum Coelho kitabı Şeytan ve Genç Kadın'da "yedinci gün" başlıklı bir üçlemesi olduğundan ve bu üçlemeyi oluşturan kitaplardan birinin de bu kitap olduğundan bahsediyordu. Hayır, birbirinin devamı şeklinde değil ama bu "yedi gün" içerisinde bütün olayın bağlanması açısından birbirini gören iki kitap oldu. Üçüncüyü de aldım ama hemen sıraya giremeyecek sanırım. Veronika Ölmek İstiyor'da karakterimiz hayatın tekdüzeliğinden bıkarak ölümün eşiğine gelen fakat kendisine bir haftalık ömrü olduğu söylenince yaşamın kıymetini anlayan ve tüm sınırlarını aşarak kendini kısıtlamadan yaşamaya başlayan bir kadın. İntiharından sonra yatırıldığı akıl hastanesinde geçen 7 günde deliliğin bir tür özgürleşme olduğundan bahsederken fark ettim ki hastayken bir de bu kitabın kasvetini bünyeye kastırmaya hiç gerek yokmuş.
Dostum kitap demişsiniz ama bu bildiğin Brezilya pembe dizisiymiş. Aslında dönem süper. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş dönemi, İstanbul'da yalılarda köşklerde büyümüş Ayten isimli bir baş karakterimiz var. Ayten büyük heyecanlara kapılıp bir evlilik yapıyor fakat akabinde bu evlilik sona eriyor. Sonra birkaç birliktelik denemesi daha yaşasa da günün sonunda eli böğründe şeklinde tabir edebileceğimiz bir yalnızlığa mahkum ediliyor. Türk edebiyatında, bilhassa bu döneme dair yazılanlarda, kadınların görece daha hafifmeşrep erkeklerinse evli ama keyfine göre diğer kadınlarla da birliktelik yaşayarak geceyi aileleriyle tamamlıyor olması kadar beni kızdıran başka bir şey yok. Hele ki bunu aşk gibi bence insanın hayatında başına yalnızca bir kere gelebilen nadir bir duyguyu bahane ederek anlatmıyorlar mı, ifrit çıkarıyorum. Bu kitabı okumadınız mı, bence iyi etmişsiniz.