Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

12.01.2025

Çok okumak istediğim bir yazardı Ferit Edgü. Kitap alışverişine çıkamadığım günlerden birinde bu isteğimi bir arkadaşımla paylaşmıştım o da bana bu kitabı armağan etmişti. Diğer kitaplarını bilmiyorum ama bu kitap özelinde çok da ısındığımı söyleyemem yazara. Belki de değerlendirmek için, en azından benim kalemim değil diyebilmek için yeterli değil. Başka kitaplarını da denemem lazım. Deneme türünde yazılmış bir kitap, bu iş özelinde bakarsak... Ünlü ressam Van Gogh'un ölümünün yüzüncü yılında kaleme alınmış. Sanatını, resimlerini, belki kalbinin derinliklerini anlatmaya çalışmış. Bir biyografi kitabı değil bu. Bir yazarın, bir ressamın eserlerinden etkilenip kendince, kendi cümleleriyle onun sanatını anlatma çabası. Birer sayfalık metinlerle, araya serpiştirdiği resimleriyle Van Gogh'un o bildiğimiz hayatının ötesini de gösterme arzusu belki. Kardeşi Theo ile yaptığı yazışmalara da sıklıkla atıf yapılan bir iş.
23.12.2024

Ama ne kitap olmuş! Tutkulu, ateşli, kadının her yaşta kadın olduğunu kafamıza vura vura anlatan nefis bir iş. Tam bir Marquez kitabı, dokununca parmaklarınız ısınıyor. Kitabın çok enteresan da bir özelliği var, sanırım son sözde okudum, bu kitap Marquez'in vefatından 10 sene sonra yayımlanıyor. Yani yazmış, atmış bir kenara rahmetli bize de okumak kalmış. Çok iyi etmiş. Gerçi kendisi yakın bu hikayeyi demiş de, çevresindekiler dinlememiş anladığımız kadarıyla. Kitapta Ana Magdalena Bach isimli bir karakterimiz var. Evli, çoluğu çocuğu olan, yaşı 45'in üzerinde bir kadın Magdalena. Yılın belirli dönemlerinde yaşadığı bölgenin sayfiye yeri olan adaya geçiyor feribotla. Adadaki otellerden birinde bir gece geçirip ertesi sabah feribotuyla da geri dönüyor. Adada geçirdiği gecelerde ise hiç tanımadığı adamlarla tek gecelik ilişkiler yaşıyor. Ölümü yaklaşınca insan geriye sarmak istiyor sanırım.
18.12.2024

Sait Faik'in okumadığım hikayelerini tüketmeye çalışıyorum. Bende olmayan bir hikayesini, Havada Bulut'u okudum geçtiğimiz birkaç günde. Diğer kitapları gibi içinden deniz geçiyormuş, dalga seslerini, iyot kokusunu duyuyormuş gibi hissettirmese de Rum karakterleri barındırmasıyla bir İstanbul masalı olduğu konusunu asla yadsıyamam. TRT'nin eski güzel günlerinde dizisi bile yapılmış. Zweig tarzı bir kitap yazmış Sait Faik. Tek bir hikaye akıp gidiyor kitap boyunca ama uç uça birbiriyle bağlantılı hikayeleri dizip tren gibi bir novella yaratmış. Mehmet isimli bir karakterimiz var, Ahmet isimli bir arkadaşının Yorgiya isimli kıza olan aşkını bir tür dış ses olarak anlattığını okuyoruz kitap boyunca. 15 parça hikayeye bölünmüş kitap. Artı bir de anekdot var. O anekdot kitabın en sonunda yer alıyor ve sürprizli şekilde Rıfat Ilgaz'ın bir Sait Faik anısı karşımıza çıkıyor. Sait Faik'in hikayeciliğini ve bir lokma da anneciğini anlatmış Rıfat Ilgaz. Geçtiği çekim sıkıntısından bahsediyor.
11.12.2024

Altmışların sonunda geçen hikayede Fransa'nın göbeğinden Hindistan'ın çatısına kadar çıkıyoruz. Bir süre yahu acaba polisiye değil mi bu kitap diye düşündürdü. Girizgah epey uzun sürdü. Hemen hemen ilk 200 sayfa ana hikayeden hiçbir şey beklemeyin uyarısı müdüriyetten yapıldı an itibariye haberiniz olsun. Yakın tarihte geçen 68 Fransa olaylarından bahsediyor. E konuya vakıf olmayınca da biraz boş gözlerle okuyup hikayeye giremiyorsunuz. Bende böyle çalıştı en azından. İlk 200 sayfayı sabırla atlatırsanız hikaye sarmaya başlıyor. Kim, kiminle, nerede, ne yapıyor kafaya oturtuyorsunuz ve işler de civcivleniyor. İşlenen cinayetlerin şekli şemali klasik Grange kitaplarında olduğu gibi, biraz vahşice... Yazarın diline aşinaysanız sarsmıyor. İster istemez canlanıyor gözde, razı olmak lazım. Kitap bana biraz yavan geldi. Sanki havada kaldı hikaye. Tamam bağlandı, kim neci, cinayetler neden işlendi anladık ama edebi olarak daha kuvvetli bir heyecan dalgası istiyor bünye.
22.10.2024

Aslında kendini vererek okuduğunda kesinlikle sıkıcı değil, aksine keyifle akan bir kitaptı. Fakat odaklanma konusunda yaşadığım uzun süreli kesintiler nedeniyle okumaya pek de adapte olabildiğim söylenemez. Aslında bu kitap için bir derleme dersem sanıyorum yanılmış olmam. Zira kısa maddeler halinde görüşlerini aktarıyor filozof. Kitap üç kısımdan oluşuyor. Giriş kısmında kitapta sıklıkla karşımıza çıkan "anima" ve "animus" tabirlerinin de açıklandığı bir bölüm var. Kadının ve kadınlığın çocukluktan anneliğe kadar olan sürecinin gelişiminden dem vuruluyor bu bölümde. Bir erkeğin yalnızca felsefe yaparak konuya bu kadar vakıf olmasını mutlu bir şaşkınlıkla okuduğumu itiraf etmem gerekiyor. İkinci kısımda annelik, çocuklarla annenin arasındaki ilişkinin cinsiyete göre gösterdiği değişkenlikler ve bazı komplekslerden bahsediliyor. Son kısımda ise literatüre kazandığı gölge ve zıt eşler arketiplerinin açıklamaları yer alıyor.