Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

08.11.2019

İlber Hoca'nın Mustafa Kemal'i anlatışını defaaten dinlememe rağmen yazdığı şeyleri çok merak ediyordum. Tarihin içinden gelen birinden, hele ki Hoca'dan Gazi Paşayı okumak heyecan vericiydi. Duygu sömürüsü yapmadan, fırsata çevirmeye çalışmadan, aldığı kaynakları notlarla destekleyerek ve gerçek donelerle tarafsız şekilde aktarıyor olması çok kıymetliydi. Ben mesela Yılmaz Özdil'in M.Kemal kitabını okurken de çok duygulanmıştım. Fakat bu kitapta duygulanmaktan ziyade gurur var. Yalnızca Gazi Paşa da değil kitapta anlatılan, 1880'ler Balkanlarından başlayıp Şam'a, Çanakkale'ye, Samsun'a, Ankara'ya, İstanbul'a uzanan bir yaşam ve o yaşamın içindekiler anlatılıyor. Lozan kazanç mı kayıp mı gibi günümüz sorularına da ışık tutuyor. Kitabın sonlarına doğru da dünyanın Atatürk'e bakışından bahsediyor. Aslında Mustafa Kemal'i merkeze alıp yaşadığı döneme ve çevresindekilere değiniyor dersek sanırım kitabı tek cümleyle özetlemiş oluruz. Hoca'nın keyifli anlatımıyla elbette.
28.10.2019

Türkan gerçek bir hikaye. Rahmetli Türkan Saylan'ın hayatının bir film şeridi halinde gözünün önünden geçmesi olarak özetleyebiliriz. Çocukluğundan, gençliğinden, arkadaşlarından, doktor olmaya karar vermesinden, üniversite hayatından, doktorluğundan, doçentliğinden, profesörlüğünden, emekliliğinden, kurduğu derneklerden, vakıflardan, evlatlarından, eşlerinden, annesinden, babasından birer tutam anlatıyor. Yaptıkları, yaşadıkları, toplum tarafından dışlanmış hastalara uzattığı elinden, cüzam başta olmak üzere hastalıklara açtığı savaştan bahsediyor. Türkan Saylan ile ilgili anlatılan bir sürü zırva var. Araştırılmadan, gerçekler konuşulmadan hakkında yazılıp çizilen anlatılan zırvalar... Kadının yapmaya çalıştığı ve hayatı boyunca da yaptığı tek şey doktor kimliğinin gereğini yerine getirmek sonra da eğitimin eşitliğini sağlayamayan devletin yapamadığını kendi çapında yapmaya çalışmakmış. Saygı duymadan edemiyorum.
25.10.2019

Cemal Süreya'nın eşi Zuhal Hanım ameliyat olmak için hastaneye yazar. Süreya ise hastanede geçirdiği her bir gün için ona sayfalarca dolusu mektup yazar: bazen evde, bazen bir kahvede, bazen vapurda, bazen ise arkadaş ortamında... Yazdığı her mektubu da ertesi gün eşine vermek üzere hastaneye götürür. Mektup alışkanlığı aile bir araya geldikten ve hatta farklı illerde yaşamak zorunda oldukları zaman da devam eder. Cemal Süreya, Zuhal Hanımı çok sevmiş. Rahatsızlığı ve ondan uzak kaldığı dönemde bunu öyle güzel sözlerle ifade ediyor ki, imrenmemek elde değil. Bir de güzellik yapmış mektupları derleyip yazan biz okurlara: kitabın solunda Cemal Süreya'nın el yazısı ile mektubun orijinal halini sağ tarafında ise temize çekilip daktilo edilmiş halini görüyoruz. Ben okuyabildiğim kadarıyla el yazısından okudum. İnci gibi olmasa da zarif bir el yazısı varmış.
25.10.2019

Kitapta 5 tane hikaye var ortalama yirmişer sayfadan oluşan. Bu 5 hikaye içinde en çok Leporella'yı sevdim ben. Yabani bir kadın hikayesi Leporella sanıyorum sevme sebebim bu oldu. Kitabın genelinde bir depresif hava hakim. Aslında Zweig kitaplarının birçoğu bu şekilde yazılmış fakat bu kitaptaki hikayelerin tamamı bilhassa ölüm teması içeriyor. Sanıyorum biraz bu kasvet yordu beni. Arka kapakta bundan bahsediyor aslında fakat okumadan farkına varamıyor insan ilk bakışta, ben varamadım mesela. Arka kapakta yazan not şu: "Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor" O ruh çalkantılarının içinde boğuldum gerçekten.
17.10.2019

Bir polisiyeden ne beklersiniz? Cinayetler, yüksek gerilim, aslında gözümüzün önünde olup bir türlü görmeyi beceremediğimiz bir katil... Verdon, kitaplarında tüm arzularınızı tatmin ediyor. Daha önce okuduğum 5 kitabında olduğu gibi Fırtınada Yanacaksın kitabında da heyecanla karışık o gerginliği yaşatmayı başarmış. Emekli olsa da gizemli cinayetlerden kurtulamayan dedektifimiz Gurney bu kez emniyet teşkilatında işlenen cinayetleri araştırıyor. Henüz kitabı okumamış olanlar için tadını kaçırmak istemiyorum. Zira ben açıp tek bir yorum bile okumadım sonunu görmemek için. Ne alırken ne de aldıktan sonra. Normalde okurken anlaşılır cinayeti işleyen kişi fakat bu kez değil. Kitapta öyle yönlendirmeler var ki hiç şüphe duyulmayacaklardan bile şüphe duyabiliyor ve sonunda düştüğünüz ters köşeye şaşırabiliyorsunuz. Bende de durum böyle işledi mesela. Yine de bir noktadan sonra lüzumsuz uzadığını düşürüp sıkıldığım yerler olduğunu itiraf etmem gerekiyor.