Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Böyle çarpılacağımı, bu kadar duygulanacağımı, etkileneceğimi kitabın ortalarında hiç düşünmemiştim. Tam aksine yer yer "adam çek git uzağa artık" diye düşündüğümü hatırlıyorum. Ama hikaye lüzumsuz şekilde dokundu bana. Hayatta hiçbir umudunun kalmadığı anda bile halen sevmeye devam etmesi yıllarca sevdiği kadının yanında kalmaya çalışıp bir türlü mutlu olamaması (kitabın ilk cümlesi hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum yüzünden spoiler vermediğimi düşünüyorum) Kemal'in yalnızca bir masal kahramanı olduğunu düşündürdü bana kitap boyunca. Sonlara doğru gözlerim dolu dolu okudum ki etkilenmemek çok zordu. Orhan Pamuk uzun uzun anlatımlarıyla, betimlemeleriyle sizi kitaptaki dünyanın içine çekiveriyor. Karşı koyamıyor, o masada yemek yiyenlerden, o kulüpte dans edenlerden biri oluveriyorsunuz.
Mahalleden Arkadaşlar ve Liseden Arkadaşlar kitaplarını okurken katılarak güldüğüm o kadar çok yer vardı ki Evrak Kürek için tüm şartlar oluşmuştu. Müthiş eğleneceğimi düşünüyordum ki eğlendiğim yerler çoğunluktaydı fakat ben bu kitaba hüzünlendim de... Selçuk'un Cemcir'den küçük küçük bahsettiği yerlerde gurur duydum, Çalgı Çengi'nin yapıldığı dönemde yaşadığı zorluklara üzüldüm, Erdal Tosun ile ilgili sayfalarda duygulandım, Necati Akpınar ile ilgili sayfalarda gözlerim dolu dolu oldu. Tam manasıyla bir Selçuk Aydemir eseridir gözümde yani. Güldürürken ağlatabilen, düşündürürken kalbe dokunabilen... Aslında kitap iki kitleye hitap ediyor: ilki kesinlikle benim gibi ruh hastası Selçuk Aydemir fanları, ikincisi ise sinema işine bir şekilde bulaşmak isteyen, bu işten ekmeğini kazanmak isteyen yapımcı, yönetmen, ekip elemanları. İşe girerken nasıl zorluklarla karşılaşabilirsiniz, kim dost kim düşman, nereden ne kazanır ne kaybedersiniz kısa kısa bunları anlatmış Selçuk. Mutlaka okuyun!
Kitap 80lerin sonunda Komünizmin beşiği olan Rusya'da bir eğitim merkezinde geçiyor. Çeşitli ırk ve milletlerden Komünizmin teorisini öğrenmek için bu merkeze gelenlerden bir grup da Türkler. Öğrencilerden birinin öldürüldüğünü fark ediyorlar. Sırtından bir buz kıracağı ile hem de. Yani bir insan Rusya'da daha farklı nasıl öldürülebilir ki?! Bu ölümün peşinden sorgular ve peşi sıra gelen bir ölüm daha geliyor kitapta. TKP, Komünizmin ülkeye etkisi, parti okulları, bir dönemin solculuğunun fikri olarak nasıl eğitildiği ve çoğunlukla da gerçeği anlatan bir eser Kar Kokusu. Sonlara doğru nedir yani bu muymuş dedirtebiliyor ama yazıldığı tarih ve sonradan gelen efsanevi kitapları düşününce Ahmet Ümit'in nasıl geliştiğinin göstergesi gibi.
Ayşe Kulin'in elinden çıkma kadın hikayelerini hep severek okuyorum. İlla ki bir kadın sorununa parmak basıyor zira. Bu kitapta da yine bir kadın hikayesi var. Kaza yapmış bir kadın, hafızası yerinde değil. Hatırladığı tek şey kaza yaptığı an. Zamanla hafızası yerine geliyor ama gelmese miydi acaba diye düşündürüyor olanları hatırladıkça. Petrol krallarının, siyasi çıkarların, savaşın ortasında kilit bir rolü olduğu ortaya çıkıyor. Can güvenliği olmadığı anlaşılıyor. Tüm bu kaosun içinde aşık olduğu adamı aslında tanımadığını fark ediyor. Güncel olaylara, terör örgütlerine falan da şöyle bi dokunup geçiyor hikaye. Kitabın adı da şarkı olan Kördüğüm'den geliyor. Şarkının satıları bölüm adları olarak yedirilmiş ki bence kitabın en güzel detayı buydu. Kitapla ilgili tek sıkıntım finali. Sanki böyle akıcı ve etkileyici bir kitaba daha vurucu bir son yakışırdı. Havada kalmış gibi. Tatmin edici değildi anlayamadığım şekilde. Finale takılmazsanız iyi kitap.
Bu kitaptaki gibi bir hikayenin içine yedirilerek anlatılsaydı oysa yahut Platon'un Devlet kitabı gibi karşılıklı diyalog ile geçilseydi muhtemelen Felsefe benim en sevdiğim derslerden birisi olurdu. Fark etmeden onlarca bilgiyi yükleyiveriyor zihne. Böyle kitapları gençliğin ilk zamanlarında okutabilsek keşke yetişen fertlere... Ders olsun diye değil, görev olsun diye değil, sadece doğru şekilde öğrenmeleri için. Ben çevremdeki gençlere okumalarını önereceğim, akıllarına, kalplerine bir şekilde dokunup; ben neyim, kimim, nereden geldim, nereye gideceğim gibi soruları düşündürebilirsem; kârdayım demektir.