Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap bir kurgu içeriyor. Tamam her kitap bir kurgunun üzerine kurulur ama bu kurgunun da kurgusu. Okumayanlar yahut duymamış olanlar için şöyle açıklayayım; taaa Kanuni'den Ülkü Tamer'e kadar mahlası olan yazarlarımız, şairlerimiz var bu kitapta. Mahlasların kendi aralarındaki sohbeti okuyoruz. Kimi yazdığı bir paragraftan atıfta bulunuyor kimisi şiirinden... Aralara da serpiştirilmiş müthiş illüstrasyonlar var (illüstrasyon kelimesini tek seferde doğru yazdığım için kendimi alkışlıyor ve omzuma öpücük konduruyorum). Fakat... Zülfü Livaneli kitaplarını yeni okumaya başlamış birisi olarak kitap benim beklentimin bir tık altında kaldı. Ele aldığı hikayenin kurgusunu bu kadar net çizebilen bir yazarın bu kitabında son darbeyi bir türlü vuramamış olması beni bir parça tereddüde düşürdü yazık ki. Fikir mi hafifti yoksa dağınık mıydı bilemiyorum. Bir derleme olarak, yazarlardan kısa pasajları okuma fikriyle başarılı.
Trevanian'ın daha önceki kitaplarında yazdığı şiddet içerikleri nedeniyle ölenler olmuş, profesyonel şekilde hırsızlıklar yapılmış, insanlar kendilerine zarar vermiş. Toplum güvenliği için çıkarmış şiddet ve cinsellik içeren bölümleri. Kitabı okuyunca öyle güzel yükseliyor ve öyle yerlere dokunuyor ki insan merak etmeden edemiyor, acaba çıkarılan bölümlerde ne vardı... Şibumi kavramı basitliğin güzelliği olarak betimlenmiş kitapta. Anti kahramanımız Nikko, eski bir kiralık katil. Eski bir tanıdığına borç ödemek için son bir işe çıkması teklif ediliyor kendisine. Hikaye bu noktadan başlıyor. Nikko'nun çocukluğuna dönülüyor sonra. Nikko'yu Hel yapan süreci okuyoruz. Bi yanım methiyeler düz diyor kitap çok güzel diye git camiye anons ettir... Bi yanımsa sus içinde tut, herkes bilmesin, sana özel, size özel kalsın diyor... Çok güzel kitap. Mutlaka okuyun.
Ahmet Ümit'in daha önce okuduğum Şeytan Ayrıntıda Gizlidir kitabını andırıyor epey. Ondaki gibi kısa kısa hikayeler var. Bugünkü kitaplarda başkomiser olarak okuduğumuz Nevzat, kitabın yazıldığı dönemlerde komiser ve Ali de yeni göreve başlayan bir polis memuru olarak karşımıza çıkıyor. Seri kitaplardaki karakterlerin zaman içindeki gelişimini bir yeni bir eski kitap okuyunca daha net görmek mümkün. Kitaptaki hikayelerden birinde mesela sevgilisini öldüren bir kadınla ilgili Ali diyor ki "bir kadın tarafından bu kadar sevilmeyi isterdim". Bu cümleyi okurken Zeynep'i düşünüp istemsiz şekilde tebessüm ettim. Kitaptaki hikayeler birbirinden bağımsız. Neticede cinayet masasının çözdüğü birçok farklı türde cinayet var. Gerçekten kader mahkumu olanlar, gerçekten cani olanlar, gerçekten sevdiği insanı öldürenler... Ne ararsan var denecek cinsten. Durup düşününce biraz da haber takip ediyorsanız hikayelerin aslında sadece hikaye olmadığını fark ediyorsunuz.
Müthiş bir adam Cemal Süreya. Yazdığı her şiirde, satırda, kelimede, harfte bir başka anlam buluyorum okurken. Sözleriyle beni bu kadar çarpan ikinci bir yazar daha var mı bilmiyorum. Sevda Sözleri kitabında seçme şiirleri vardı onu okumuştum. Üstü Kalsın da Sevda Sözleri gibi seçme şiirlerinden oluşan bir kitap. Önceki kitapta gördüğüm şiirleri anımsama fırsatı buldum Üstü Kalsın'da. Ayrıca ilk kez gördüğüm şiirleri de vardı. Okuduğum uzun romanların, hikayelerin, denemelerin arasına şiir kitapları serpiştirmeyi seviyorum. Cemal Süreya olunca ise daha çok... Kitaplarda şiirlerin sıralamasını kim yapıyorsa bu işi iyi biliyor. Gittikçe yükselen bir duygulanma ile okudum zira. Özellikle son iki şiirinde geçen; "bir kez daha diyeyim: Özenle katlanmış bir mendil gibisin. Sil beni n'olur kırk yıllık pasım gitsin." ve; "Pencereden bakmayı öğreteceğim sana. Sesin balkonda asılı çamaşırcasına havalansın dursun sokakta değil balkonda..."
mısraları ile kalbimi eritti.
Kitapta 7 adet hikaye var. Bunlar; Ormanın Üzerindeki Yıldız, Erika Ewald'ın Aşkı, Unutulmuş Düşler, Alacakaranlık Hikayesi, Zıt İkizler, Bir Yüreğin Çöküşü ve kitaba da adını veren Karmaşık Duygular. İlk hikayeden itibaren kademe kademe yükselen bir güzelleşme var. Muhtemelen farklı zamanlarda yazılmış hikayelerin bana en çok dokunanı Karmaşık Duygular oldu. Zweig'in yalnızca insani duyguları ve profilleri değil aynı zamanda doğa ve çevreyi de betimlemedeki üstün başarısını her seferinde dillendirmeden geçemiyorum çünkü beni büyülüyor. Kitaptaki her hikayenin atmosferine bu kadar kolay şekilde çekilebiliyor olmak ve aslında kurgu olan bu kahramanları ete kemiğe bürünmüşçesine karşımda görüyorum adeta.