Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
e8akpinar Tarafından Yapılan Yorumlar
Üslup olarak İhsan Oktay Anar'ın tarzına benzetiyorum. Bu üslup fazlasıyla akıcı, öyle ki bayram telaşesine rağmen çok hızlı bitirdiğim bir kitap oldu. Kolombun macerasına ve o yıllara gidip hikayeye bir Türk ekleyerek onun gözünden maceraya eşlik etmek, o yılların Avrupasının Türklere karşı fikirlerine şahitlik etmek, bir karakterin söz konusu serüvenle beraber nasıl dönüşüm geçirdiğini merhale merhale görmek keyif verici. Yazarın genç yaşını da hesaba katarsak diğer kitapları için iyi bir referans ve gelecek için umut vaat eden bir eser olduğunu söyleyebilirim.
Okuduğum en iyi romanlar arasında ilk 3'e girer. Romanda birbirini tedavi eden iki hasta görüyoruz aslında. Her ne kadar Brauer Nietzsche'nin doktorluğunu yapıyorsa da Nietzsche de yapılan sohbetler boyunca bir anlamda Brauer'in psikolojik değişimini ve tedavisini sağlıyor. Ve kitap öyle ustaca kurgulanmış ve gerçeğe temas eden noktalar hikayeye öyle güzel yedirilmiş ki kurgu olması sizi üzebilir. Romanın en seveceğiniz kısımları hareketli kısımlardan çok sohbetlerin bulunduğu kısımlar olacaktır. Hacmine aldanmayınız, bir çırpıda bitecek kadar iyi bir akışı var. Bu birbirinin doktoru olan ikilinin karşılıklı tedavileriyle süren kitabın bitmesini istemeyeceksiniz.
Tam bir distopya. Distopyanın da farklı şekilleri olduğunu biliyoruz ki bu şekiller yazardan yazara bile çeşitleniyor. Koestler'in Gün Ortasında Karanlık kitabı mesela distopyadan çok gerçeği yansıtmakla birlikte Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sı biraz daha yumuşak bir distopyadır (ör: uyum sağlamayan tatile çıkar gibi eğitim adalarından birisine gönderiliyor) 1984 ise gerçek bir kökenden (sovyetlerden) yola çıkarak bunun muhtemel en sert distopyalarından birisini kurgulamıştır. Kitapta geçen her detayın açıklaması ve fikri altyapısı hemen verilmiştir. Tabi bunlar hikayeyi bölmekle birlikte; distopya denilen türün sadece roman olarak okunmaması gerektiği, bu türün siyaset, hukuk, ekonomi, felsefe vs gibi bir çok disiplinle kesişen ve ortaya bir fikir koymayı hedefleyen bir tür olduğu unutulmadan okunmalıdır. Böyle bakınca aslında gayet akıcı ve ilgi çekici bir kitaptır. "Distopya 101" kitabı olabilir.
Kitabı tavsiye etmekle birlikte uyarlama dizisini tavsiye etmem. Hele kitabı okumadan önce asla tavsiye etmem. Kitabın kendi derinliği, manaları, kurduğu dünyanın genel bir alt fikri var ve bunu da temellendiriyor. Baştaki ve sondaki inceleme yazılarını atlamadan okursanız, daha yararlı olacaktır.
Meşhur "Devrim evvela kendi evlatlarını yer" sözünün isim giymiş bir hikayesi. Hikaye dediğim, tabi öyle aksiyonlu bir kurgu değil. Sovyet devrimi sonrasındaki durumun bu söze nasıl mâsadak olduğunu bize eski bir yöneticinin tutuklanışı, fikirleri, hatıraları, sorgulamaları ve fikir çarpışmaları üzerinden anlatılıyor. 1984 romanındaki gibi kurulan dünyanın her yanının detayları verilmemiş. Sadece temas eden noktalarda rejim anlatılmış ki buraları okurken de distopik ve kurgu bir dünyadan ziyade tarihte var olmuş bir "devrim" örneğinin gerçekleştirilmesi ve sürdürülmesinin altında yatan fikriyatı okuyor olacaksınız. Yavaş akan ama insanı sürükleyen bir kitap. Bitirmeden elimden bırakamadığım için neredeyse sabahladım.