Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
e8akpinar Tarafından Yapılan Yorumlar
Orijinal bir eser. Osmanlı'nın gerileme döneminden başlayan bir süreci ele alarak bu sürecin en son Cumhuriyet döneminde devlet-merkezli bir ceza hukuku anlayışına nasıl dönüştüğünü ele alıyor. Öyle ki, gerek uluslararası siyasi-politik anlayış, gerek Türk devleti dahilindeki siyasi, hukuki ve sosyal yapı bu süreci öylesine beslemiştir ki Osmanlı sona ermeseydi de Cumhuriyet dönemine benzer bir yaklaşım hakim hale gelecekti. Tabii, Cumhuriyet dönemi ile ayrıştığı noktalar da olacaktı. Örneğin bu anlayışı laik sistemin aksine şeri sistemi ve ulemayı etkin olarak kullanacak şekilde olacaktı. Cumhuriyet döneminde ise bunun yerine, fransız ihtilali sonrası çokça kullanılan milliyetçi unsurlar kullanılmıştır.
Ben yabancı bir yazarın bizim kanunnamelerimizi inceleme kalitesine şaşırdım açıkçası. Çünkü sadece kanunnamelerin içeriğine ulaşmaktan fazlasını yaparak hem hukuki hem de buna bağlı sosyolojik analizler yapıyor. Birçok yerli yazarımızdan daha geniş bir şekilde konuya bakabilmiştir.
Eksiğiyle yanlışıyla Altay Meriç'in bütün kitaplarının okunması gerektiğini düşünüyorum. Bu kitap da ilk kitabın devamı niteliğinde, hem geçmişten gelen hem de son zamanlarda ortaya çıkan bazı itiraz ve ithamlar ele alınmış. Bu tarz soruların bir çok cevabı var aslında. Altay Meriç de doğal olarak kendi yaklaşımıyla ele almış. Bazı soruların cevaplarını ben de doğru olarak görsem de daha kestirme veya daha farklı açılardan cevaplanması gerektiğini düşündüğüm oldu aslında. Ama dediğim gibi bu yaklaşım meselesi. Diğer bazı okuyucular da bunu daha tatmin edici bulabilir. Bunun dışında, bu alanda birçok eser okumuş birisi olarak bu eseri çok faydalı bulduğumu söyleyebilirim. Genel olarak cevaplama tarzı okuyucuyu yakalıyor. Anlaşılması zor olan bazı meseleleri de yer yer kolaylaştırıyor. Açıkçası tam olarak aklıma oturtamadığım birkaç delili/örneği anlamama yardımcı olduğu için minnettarım.
Uzun lafın kısası: Kesinlikle okunmaya değer bulduğum bir kitap.
Okuma alışkanlığı kazandırma açısından rahmetli Yavuz Bahadıroğlu'nun kitapları muazzam etkilidir. Bu romanında da Türklerin anadoluya resmen giriş yaptığı savaşı gerçek bilgilerle harmanlanmış dramatik temayla ve akıcı bir dille anlatmış. Gerek kelime seçimleri, gerek anlatım tarzıyla her yaşa hitap ettiğini söyleyebilirim. Ama benim tavsiyem 10 yaşından itibaren çocukların okumasını sağlayarak daha ağır kitaplar ile arada köprü vazifesi gördürmek. Ne çok çocuksu bir kitap ne de ağır bir roman. Tam idealdir.
Kitaptaki politik ve tarihi tema, gerçek olay ve karakterlerden esinlenilerek oluşturulmuş. Hatta bu konuda yazarın bir sonsözü var. Okumadan önce bu yönü çok vurgulanmıştı ve açıkçası fazla karmaşık olma ihtimalinden çekindiğim için sürekli kitaba başlamayı erteledim. Ancak okuduğumda elimden bırakamadığım bir hikayeyle karşılaştım. Alanının en iyisi diyebileceğim kadar iddialı değilim, çok fazla polisiye okumuyorum. Ancak bana serisinin diğer kitaplarından da satın aldırdı diyebilirim. Bölümlerinin genel olarak kısa kısa olması ve çeviri kalitesi okunabilirliği artıran etkenlerden. Siyasi olaylar arasındaki sebep sonuç ilişkisini anlamamız için yer yer fikri tartışmalar var ama gerektiği kadar var. Fakat bazen karşımıza çıkan ve hikayeye bir katkısı olmayan müstehcen temalar gereksiz şekilde detaylı tasvir edilmiş, bu bir derece rahatsız etti. Onun dışında sürükleyici bir hikayesi var.
Akıcı ve dipnotsuz bir kitap, çerçeve bilgi edinmek için işe yarar. Okuduğum için pişman değilim yani. Ancak tezlerin çoğu fazlasıyla tek taraflı ve Avrupa-merkezcilik bayağı bir ağır basıyor. Hatta bazı yerlerde zorlama çıkarımlar, dayanaksız önerme ve bağlantılar bulunuyor. Bir anda şöyle bir mucize oldu vs tarzında akademik bir tarih kitabı için bence kabul edilemez temellendirme(me)ler var. Ama dediğim gibi, akademik amaçtan ziyade bir genel kültür okuması için uygun bir eser.