Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Hüseyin Zorlu Tarafından Yapılan Yorumlar
dar zamanlar üçlemesinin son kitabı, üçleme ilk romandan sonuncuya sıralarsak genelden özele, somuttan soyuta gitmektedir. Bu kitap roman anlamında en başarılısı bence. Adalet Ağaoğlunun okuduğum diğer kitapları gibi kısa bir zaman sürecinde geriye dönüşlerle anlatılmış. Bu kitapta artık yaşlanmış ve eşinden ayrılmış Aysel'in ödül alacağı bir gün, yine geriye dönüşlerle anlatılıyor. Kitabın diğerlerinden farkı ise doğrudan okuyucuya mesajlar vermesi. Özellikle aydınların, hayır diyebilmesi gerektiği mesajı kitabın ismini de ortaya çıkarmış. Anlatım derinleştiğinden nispeten daha sıkıcı bir hal almış. Bununla birlikte Adalet Ağaoğlu romanı olması itibarıyla okunmayı hakediyor.
dar zamanlar üçlemesinin ikinci kitabı, üçleme ilk romandan sonuncuya sıralarsak genelden özele, somuttan soyuta gitmektedir. Bu kitap roman anlamında en başarılısı bence. Adalet Ağaoğlunun okuduğum diğer kitapları gibi kısa bir zaman sürecinde geriye dönüşlerle anlatılmış. bu kitapta, Aysel'in yeğeni Ayşen'in düğü esnasında geçen olaylar geriye dönüşlerle zenginleştirilerek anlatılmış. Anlatım oldukça başarılı, Özellikle anlatımı ile diğer iki kitaptan ayrılıyor. Bununla birlikte romanı diğer iki romanla birlikte okumanın ve değerlendirmenin daha uygun olduğunu düşünüyorum.
dar zamanlar üçlemesinin ilk kitabı, üçleme ilk romandan sonuncuya sıralarsak genelden özele, somuttan soyuta gitmektedir. ikinci kitap roman anlamında en başarılısı bence. bu kitapta, ölmeye yatan Aysel'in hatıraları oluşturuyor romanı. anlatımda anı defterinden gazete küpürüne kadar farklı malzemelerin kullanımı anlatıma zenginlik kazandırmış. Bu esnada da yakın tarihimizle ilgili çok ilginç bilgiler de okuyucuya aktarılmış. Üçlemenin diğer kitaplarında fazla bulunmayan bu yönü romanın değerini artırıyor. Bununla birlikte romanı diğer iki romanla birlikte okumanın ve değerlendirmenin daha uygun olduğunu düşünüyorum.
Her ne kadar yazarın bazı fikirlerine katılmasam da genel olarak Kemal Tahir'i başarılı buluyorum. Eserlerinde mutlaka okuyucuyu şaşırtan konular buluyor ve bunları çok güzel kullanıyor. Genel olarak Türkiye'nin emekleme dönemi ile ilgili havayı okuyucuya başarılı bir şekilde soluttuğunu düşünüyorum. Diğer kitaplarla birlikte mutlaka okunması gereken eserlerdendir.
İç içe iki hikayeden oluşan romanın içteki hikayesi gerçekten çok başarılı diyebilirim. Ancak ilk hikaye bence oldukça başarısız. Yazar hikayesine (diğer bazı romanlarında olduğu gibi) profesyonel olmadığını belirterek başlıyor. Söyleyen yazar değil roman kahramanı diyebiliriz ancak birden fazla romanda aynı ifadenin kullanılması bana göre yazarın kendisiyle ilgili bir yorum haline geliyor. Yazar belki bu ifadeyi kullanarak hikayesinin daha gerçekçi bir hal almasını amaçlamış olabilir ancak roman içerisinde o kadar çok hata var ki bütünde roman gerçeklikten oldukça uzak bir hal almış. Örneğin, internetten aranınca bile öğrenilebilen 59 yıl önce olmuş bir olayın ortaya çıkarılacağı korkusuyla Profesörün peşine ajan görevlendirilmesi, ağabeyi istihbarat subayı olan halkla ilişkilerde görevli bir bayanın babaannesi hakkındaki bir gerçekle tehdit edilmesi, elinde keman ve bir çelenkle Şile'ye gitmek isteyen bir profesörden Rusya'ya sinyal gönderecek diye şüphelenilmesi (bu çağda), vb. Daha birçok hata sayılabilir. Son olarak tüm hükümetler suçludur diyen yazarın bir dönem siyasetle ilgilenmiş olması, TBMM'ye girmesi benim için ayrı bir şaşkınlık sebebidir.