Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Gilraen* Tarafından Yapılan Yorumlar
Açıkçası romantik-komedi tarzında,zaman geçirmek için aldığım bir kitaptı. Fakat yazar kurguya pastalardan,yemeklerden,aşka çeviriyor üstelik araya zekice planlanmış bir cinayet sokuyor. Beklentimin kesinlikle üstüne çıktı. Tenny, nişanlısının kendisini hediye olarak gönderdiği pasta okuluna gider fakat kurs iptal olmuştur; geri evine döner ve nişanlısını iki çıplak kadınla badminton oynarken bulur-nişanlısı da çıplaktır.- Tenny orayı terk etmek yerine şeftali ağacına çıkarak şeftalileri onlara atar. Daha sonra mahkeme ona göz hapsi cezası ve eski nişanlısı Bing'den uzak durma cezası verir ve eyelatten dışarı çıkmaması gerekir 6 ay boyunca... Tenny nişanlısı son bir kez konuşmak için gittiği barda eski sevgilisi,ilk aşkına rastlar. Coop'dan uzak durmayı düşünür. Fakat avukata ihtiyaç duyguğunda ulaşabileceği,aklına gelen tek kişi Coop olur. Bing'in ölümünden sorumlu tutuluyordur. Açıkçası ben beğenerek okudum, ikinci kitabını da en kısa zamanda okuyacağım, yazar son bölümde yeniden merakta bıraktı okuyucuyu...
"Franz Kafka''nın başyapıtı... Gregor Samsa bir gün böcek olarak uyanır ve her şey değişir. İnsanoğlunun her zaman tahammülsüz,bencil,çıkarlarını düşünen insanlardan olduğu bir dünyada kendinden olmayanı dışlaması, görmezden gelmesi ve hatta ezmesinin anlatıldığı bir öykü... Kafka''nın Gregor Samsa''yı bu kadar iyi anlatmış olmasının nedeni de aslında kendisininde bir Gregor olması olduğunu düşünüyorum. Dışlanmış,ötekileştirilmiş,önemsenmemiş birini bu kadar iyi anlatmış olması bunları kendininde yaşadığını düşündürüyor. Bu anıyı en yakın arkadaşı Max Brod anlatmış: ''''Kafka bir gün parktan geçerken, ağlayan küçük bir kız görmüs. sebebini sorduğunda kaybettiği bebeğini özlediğini söylemiş kız. Kafka kıza bebeğini gördüğünü ve onun çok mutlu olduğunu söylemiş. gülümseyen kız zıplaya oynaya uzaklaşmış. Olaydan etkilenen Kafka kızın adresini ögrenip, bebeğin ağzından mektuplar yazmış. Aylar sonra gizlice kızın ailesiyle görüşüp kaybolan bebeği nereden aldıklarını sormuş ve aynısından alıp kıza son bir mektup daha yazmış ve de parkta bebeği ile buluşan mutlu kızı uzaktan izlemiş.'''' Hayran olmamak elde değil."
Serinin her kitabı kendini büyük bir merakla okutturuyor.
Hem Roarke'nin hem de Eve'nin geçmişine daha belirgin bir biçimde okuduk bu kitapta.Eve'nin küçükken başından geçenlerin ne kadar üzücü aynı zamanda iğrenç olduğunu biliyordum ama bu kadar korkunç olabileceğini hiç düşünememiştim.Roarke ise her zaman için harikaydıKıskanç hallerini okumak da epey zevkli oluyor.
Cinayete gelince katilin o üçlü olmadığı açıktı hem her şey baştan verilmişti.Yine de katilin Casto olabileceğini uzun bir süre tahmin edemedimCinayeti harika bir biçimde kurgulamış ve rolünü hakkıyla oynamış. Güzel bir polisiye kitabı. Eve ile Roarke'yi düğün hazırlıklaraı yaparken okumak zevkliydi.
Amanda Quick'in okuduğum ilk kitabıydı. Güzel,sürükleyici bir anlatımı olduğunu düşünüyorum.
Iphiginia Bright'ın halasına gelen tehdit üzerine kurgulanmış bir tezgahın üzerinde dönüyor.Casusun kim olduğunu ortaya çıkarabilmek amacıyla Iphiginia Bright kendini Kontun metresi olarak tanıtıyor sosyeteye.Ve bu da kontun dedikoducu biriyle yaptığı konuşmada kulağına gidiyor.Ve Kont acil bir dönüşle Londra'ya geri dönüyor.Marcus böylelikle baloda Iphiginia Bright ile tanışıyor.Başlarda oyunun akıcı bir yalandan ibaret olduğunu düşünse de Iphiginia'yla bir ilişki yaşayabilmek için kabul ediyor.Daha sonrsa arkadaşının başındaki belanın kurgudan ibaret olmadığını cidden bir casusun ortada gezindiğini fark ediyor.Böylelikle aşkı öğreniyor kont.
Ian, bende her Judith lordlarının yaptığı etkiyi tekrarladı
Elizabeth ise çocuğa neler çektiriyor diye epey kızdım
Sürükleyici,doyumsuz bir kitaptı.Ama bu kitabı benim için özel kılan tarafıı Seni Beklerkendeki çifti- Jordan&Alex'i tekrardan okumuş olduğum.Bir de onların çocuklarını görebilseydim.
Ian'ın oğlunun da kendi gibi zeki en eğitimli öğretmeni bile sorularıyla yıldırması çok hoştu.Bunlar da zeka genetik. Elizabeth bahçede kızıyleyken ve karnındaki çocuğuyla oğluna mutluluğu tarif etmesi ise en etkileyici yeriydi. İan aynı zamanda Judith McNaught'un en sevdiği erkek karaktermiş. İan ve Elizabeth'in aşkı tüm zorluklara,aradan geçen yıllara,yalanlara,iftiralara rağmen bitmemesini okumak güzeldi.