Toplam yorum: 3.285.048
Bu ayki yorum: 6.574

E-Dergi

Yasin Selvi Tarafından Yapılan Yorumlar

28.02.2007

ikinci yeni haleflerinden "ah muhsin unlü" müstearlı yazarın ilk kitabı. Oldukça ilginç bir tad. En avam tabiri ile "sembolik şiir" sevmeyenler tarafından anlaşılmama/sevilmeme tehlikesiyle karşı karşıyadır. mısralar arasında ilişki kurmak konusunda okuyucusunu zorlasa da ağızda böğürtlen tadı bırakan dörtlükleri de var;

sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

gibi..
28.02.2007

kitap bir nev'i yazarın otobiyografisi mahiyetinde. yazar çocukluk günlerinden başlayarak okul yaşamını, ilişkilerini, kadınlarını, intiharlarını okuyucuyla paylaşıyor. kitap "bir tutunamayan'ın hazin sonu" tadında. Ancak açıkcası sıradan bir insanın yeraltındakilerinden fazlası yok kitapta. Büyük beklentilerle başlanmamalı. Bir diğer dezavantajı ise çevirisinde(özne yüklem uyuşmazlıkları, imla hataları gibi) dilbilgisi hataları olması. Ve dahi çağdaş japon edebiyatının önemli eserlerinden.
12.01.2007

ilk başlayışınızda sıkılıp bırakabilirsiniz. "yeraltı" kitabın başlangıcında dostonun da belirttiği gibi kişiye ait en gizli düşüncelerin olduğu yerdir. yeraltından notlar nietzsche'nin de "psikoloji hakkında bildiklerimi dosto'dan öğrendim" dediği gibi bir romandan çok psikolojik çözümlemelerle dolu bir kitabıdır. adam rahatsız, kitabın başlangıç cümlesi "ben mızmız, asabi, hastalık hastası, keçi gibi inatçı biriyim" cümlesi. sonrasında hiçbirşey olamadım der dosto.. hani selim 'in (ışık) arkadaşının en azından bir berber olması gibi.. "birşey" olabilmek.. dosto da bu noktada "ah hiçbirşey yapmayışım keşke tembelliğimden ileri gelseydi. tanrım keşke öyle olsaydı, kendime ne kadar çok saygı duyardım! isterse tembellik olsun; benim için "kim bu adam?" diye sorulunca, cevap olarak "tembelin biri!" cevabını verirlerdi. ben de bunu duymaktan son derece keyif duyacaktım. Demek benim de bir niteliğim ve hakkımda söylenecek bir söz olacaktı" der. kitabın başlangıcında "kırk yaşından fazla yaşamak bence ayıp bir şeydir" ve "ancak aptallar ve namussuzlar yaşarlar kırık yaşından sonra" der.. üzerine uzun uzun konuşulabilir bu sözünün.

devamında ise çok acıtan bir söz söyler. kanımca da kitabın özetidir bu cümle. dosto "fakat en çok dokunan da her yerde ve her zaman haklı ya da haksız bir çeşit doğa yasasına boyun eğer gibi, herkesten önce kendimi suçlu görüyor olmamdı". harika yahu..
sonrasında coşar fight club felsefesine girer.. "benim söz ettiğim çıkar, tüm sınıflandırmalarımızı, insanın mutluluğu için çalışan insan severlerin ortaya koyduğu sistemleri paramparça etmektir" der..
akabinde irrationality of rationalism'e girer weber'den önce. ve şunu der.. "siz aydın, kültürlü, kısacageleceği parlak bir insanın çıkarlarının tersine, gerçeğinin matematik bir kesinlik taşıdığını yineliyorsunuz. Belki haklısınızdır, ben size hak veriyorum fakat yüzüncü kez söylüyorum, insanın kasıtlı ve bilinçli olarak zararlı, anlamsız, hatta sonderece ahmakça bir isteğe kapıldığı tek bir durum vardır. bu ne kadar anlamsız olursa olsun, istemek hakkına sahip olmak, yalnızca akla uygunolan şeyleri istemek zorunda olmamak isteğidir."

ikinci bölüm ilki kadar yoğun değildir. daha çok bir kahramanın başından geçenleri/günlük hayatını/yaşamını anlatır . ilk bölüm kısa ve olunasıdır. okuyun derim tabi..
03.12.2005

"Barış Köprüleri/Dünyaya açılan Türk okulları" yurt dışındaki Türk okullarını anlatan ilk kitap olmasa da şimdiye dek yayınlanmış kitaplardan çok farklı bir yer tutuyor. Öncelikle kitapta Ali Bulaç tan Toktamış Ateş e Bülent Ecevitten Cengiz Aytmatov'a kadar çok geniş bir yelpazeden ve farklı dünya görüşlerinden insanların yazıları bulunuyor. Ve bu insanların buluştuğu yegane ortak nokta yurt dışındaki Türk okullarının özelde Türkiye genelde ise dünya için arz ettiği önem. Kanaat-i acizanemce de gerek türk kültür ve dilinin ihracı gerekse gidilen ülkelerle kurulan ilişkiler açısından bu okullar devletin belki de milyonlarca dolarla yapamayacağı lobi faaliyetini yapıyor. Orada görev yapan insanların ruh dünyaları ve hayatları apayrı bir destan konusu olsa da kitapta kısa da olsa bu insanlardan da bahsediliyor. Mutlaka okunması gereken ve önemle tavsiye ettiğim bir kitap...
14.03.2005

Kitap türkçede çok fazla örneği bulunmayan kurgusal roman alanında gerek zaman gerekse konu seçimi alanında oldukça başarılı. Kitabın neredeyse yarısı oldukça sürükleyici bir havada devam etmesine rağmen sonlarına doğru savaş tasvirleri uzun tutulmuş ve roman sürükleyiciliğini az da olsa kaybetmiş. Konu açısından ise Amerikanın üstün hava gücüne rağmen Türk hava kuvvetleri aşırı zaafiyet içinde gösterilmiş. Halkın beklenen direnişi göstermemesi de düşünülmesi gereken ayrı bir konu. Bu noktalarda yazarın fantastik olma adına realitelerden uzaklaştığı göze çarpıyor. Sonuçta kendi alanında yine de takdir edilmesi gereken farklı bir roman. Sanırım benim gibi birçok okuyucuyu hayal kırıklığına uğratan ise Türkiyenin kurtuluşunu dış desteklerle elde etmesi. Yine de okumaya değer..