Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Korhan Günsor Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap ilk kısmında fenomenolog filozof Heidegger'in felsefesi üzerinde dururken, ikinci kısmında Heideggerian yaklaşımlar sergileyen, yapım tarihlerine göre erkenden günümüze üç adet mimari yapıtı incelemeye alıyor. İlk ikisi 20. yy klasiklerinden Frank Lloyd Wright'ın Şelale Evi ve Alvor Aalto'nun Villa Mairea'sı olarak incelemeden geçiyor. Üçüncü konu edilen, Zumthor'un Heidegger öldükten çok sonraları 1993-96 arası tamamladığı Therme Vals Kaplıca Binasında ise; mimarın açıklamalarında da belirttiği üzere Heidegger'in “İnşa Etmek, İkamet Etmek, Düşünmek” başlıklı denemesindeki kavramların canlandırıldığı biliniyor. Zumthor en çok mimarisi ile felsefeye yapmaya çalışmış ve ortada yapıtların kendi gövdeleri dışında hiçbir sözel açıklama yok nerdeyse. Yazar adeta tersine mühendislik yapar gibi Zumthor'un yapıtıyla maddeleştirdiği o felsefi esasları, doğrudan konumundan, malzemesinden, dokusundan, ışığından, en önemlisi de ATMOSFER ‘inden okumaya çalışmış.
O ünlü "Kitapsız oda, ruhsuz beden gibidir." deyişinin de sahibi antik Romalı devlet hukukçusu Cicero'nun; siyasetten uzaklaşıp tefekküre daldığı zamanlarda Sezar'ın evlatlığı Brütüs'ün eğitimi için yazdığı bu din, felsefe ve bilim üzerine triyalog eser, üç adet ekolün; Akademia, Epikür ve Stoa okullarının görüşleri üzerinde dönüyor. Belirli bir sonuca varılıyor mu? Tabi ki hayır... Çünkü kitapta Cicero'nun ileride hayatına da mal olacak şekilde çokça savunduğu laik çoğulculuk hukuku çerçevesinde; devrin en baskın ve zıt görüşlerin diyalektikleri yansıtılmaya çalışılmış sadece. Cicero böylelikle kendi özel mülkünde, avama kesinlikle kapalı olarak, üç felsefe öğretisinin üç önderini ağırlayarak tartışmayı başlatıyor ve hakemliği altında fikirlerin özgürce dile getirilmesini sağlıyor. David Hume'un 17 yüzyıl sonra kaleme alacağı "Doğal Din Üzerine Söyleşiler" kitabının da esin kaynağı olan bu antik eser, takipçisine göre hayli kapsamlı ve daha heyecanlı duruyor.
Darwin'in Evrim Teorisi ve Lamarck'ın Evrim görüşleri, 20'nci yy. girerken insanlığın doğa ile akrabalığını hatta doğrudan bağlantısını dünyaya açıkça ifade ettiğinde doğa üzerinden köken metafiziği tartışmalarının da alevlenmesine neden olmuştur. Henri Bergson'un insandaki Zihinaltı dediği basit duyusal sezgi ile Zihinüstü dediği karmaşık doğal içgüdünün yer aldığı yaratıcı sezgi arasındaki bölgede yer alan Zekanın, dengeli bir yönelim geliştirmesi gerektiği; bu tartışmaların idealist ayaklarından birini oluşturmaktadır. İdealist denilse de Bergson, ruhta önceden yer alarak verilmişliği ve zaman dışılığından dolayı antik ideayı felsefeden çıkartırken yerine "Elan Vital" (Hayatın Atılımı) adını verdiği başka metafiziksel fakat çok daha zamansal bir kavramı koyar. İnsan ve böceklerde göz gibi benzer organlar oluşturmasını ise Elan Vital ezeli idesindaki görme içgüdüsüne bağlar böylelikle Darwin'in savunduğu organın fonksiyonu yarattığı görüşünü ters çevirir.
Eğer önsözün kendisi ağır Fenomenoloji içeren kısa da olsa iddialı bir metnin Yapı-Söküm gibi çok daha iddialı bir yaklaşımla açımlamasıysa; 200 sayfalık bir kitabın ilk 168 sayfasını tabi ki çok tehlikeli bir şekilde doldurur. Adeta bir mayın tarlasında yürüyormuş gibi ağır ağır kelimeler arasında dikkatlice gezinirken bu okuma her an- en ufak bir dikkatsizlikte atlanılan tek bir sözcük, dipnot rakamıyla hatta yazarın kendi kullandığı anlamdan başka bir anlamda bir sözcüğü alıvermekle bile- sizi hiçliğe sürükleyebilir. Öyle ki değil cümlenin, paragrafın başı, sayfalar öncesine dönmek gerekebilir. Seksenlerde video oyunlarına haşır neşir olanlar bilir, tek bir hata da saatlerce sürmüş bir ilerleme hiç olur ve oyuna en başına olmasa da o seviyenin en başına dönüverirdiniz. Fakat burada Derrida'nın ustalığı işte; felsefenin, dışarıdaki tüm bu işlemcili alet edevattan başka insanın kafasının içerisinde de devasa bir işlemcisi olduğunu hatırlatması olayını sırf kalemiyle sağlayabilmesi.
En kadim çağlardan, Sümer'lerin matematiği bulmasına da değinerek; fiziğin de ilk ispatçısı ilk filozof Didim/#Miletos'lu #Thales'ten ta Manhattan'lı #Oppenheimer'a kadar olan serüveninde Felsefenin gözlüğünü takmış mitoloji, edebiyat, resim, müzik, tarih gibi farklı farklı disiplinlerde yetişmiş nice bilim neferinin bu yoldaki başarısı/başarısızlığının romanı bu.Batıda doğayı açıklamakta kraldan kralcı #Newton'un hegemonyasına karşı en büyük hareketlerin tamamen farklı bir alanda #WilliamBlake ve #Goethe'nin sanatsal edebiyatta ortaya koyuşu vurgulanırken, ülkemizde değil temel bilimler, mühendislik harici hiçbir şeyin eğitimde ve öğretimde hak ettiği değere neden kavuşmadığı ve ne yapılması gerektiği de anlatılıyor. Ki mühendislikler de aman yılan olmasın böylelikle denirken toptan yalan olmaktadır.