Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Tolga Alkan Tarafından Yapılan Yorumlar
Çağdaş dramanın önemli yapıtlarından biri Sobal'ın eseri. Kimlikler arasında sıkışmış getto halkını, bu halkın gündelik yaşayışını özellikle 2. Dünya Savaşı düzleminde ele almakta. Faşizmin karanlık yüzünü -aydınlık yüzü zaten bulunmamakta- gözler önüne sererken insanın çıkış arayışını ve bu arayışta zaman zaman ortaya çıkan çelişkiler ile okunası ve sahlendiği takdirde izlenesi bir yapıt olduğundan şüphem yok.
Türkiye iktisat tarihiyle ilgili, 1908'deki II. Meşrutiyetten 2005 Türkiye'sine kadar olan dönemdeki topyekün iktisadi gelişmeler ile ilgili neredeyse bütün bilgilerin inanılmaz bir süzgeçten geçirilip okuruna bir hap olarak sunulduğunu farz edersek, Türkiye iktisadını anlayamama hastalığından bizi kurtaracak olan ilaç işte Boratav'ın bu kıymetli çalışmasıdır bence.
Türkiye üzerine hemen hemen hangi konuyu çalışırsanız çalışın bunun dönemin iktisadi yapısından bağımsız olmadığı gerçeğinden hareketle mutlaka faydanıza olacaktır okumanız. Diğer taraftan kalitatif ve kantitatif dengesini inanılmaz bir biçimde yakaladığı gibi, gerek Türkiye iktisat tarihinin dönemlendirilmesi ve gerekse siyaset-iktisat birlikteliğinde kurduğu denge ile, kuşkusuz ele alınan konunun en başarılı örneği olarak duruyor.
Zürcher ve Quataert'in derlemesi -ki içinde kendi makaleleri de var - Osmanlı'dan Cumhuriyet Türkiye'sine geçişte işçi hareketinin, emek örgütllenmesinin ve sanayi kalkınma (varsa) içinde işçinin yeri konusunda iyi bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Şehmus Güzel gibi konunun en önde gelen uzmanlarından birinin de makalesi ile katkı sağladığı çalışmada ayrıca erken cumhuriyet döneminde sanayide çalışan işgücünün durumu gibi, bugün erişilmesi bir hayli zahmetli olacak istatistikler ile diğer sayısal verilerin bir arada bulunduğu diğer bir makale de mevcut. Özellikle emek ve sendikacılık hareketi ile ilginenlerin bir ucundan mutlaka faydalanacağı bir çalışma.
Bir kavram, kuram ve sosyal bilimsel araştırma alanı olarak milliyetçilik üzerine -özellikle yurt dışında- oldukça geniş bir literatür muevcut bulunmakta. Bunlardan Türkçe'ye aktarılanlar ise toplam içinde son derece sınırlı kalmakta. İşte Özkırımlı'nın çalışması bu noktadaki ciddi bir eksikliği gidermekte kanımca. Türkiye'de, birçok alanda olduğu gibi, milliyetçilik üzerine de derli toplu bir çalışma eksikliğinin yerini doldurmakta. Karmaşık ve dağınık ve üstelik çoğu Türkçe olarak ulaşılamayacak bir alanı son derece sistematik ve düzenli bir biçimde okura sunmasıyla özellikle bu alandaki tartışmaları bilmek isteyenler için yararşı bir çalışma olduğu düşüncesindeyim.
Kitap, iki eksende değerlendirilmeli bence. Mizah ekseninde değerlendirirsek başarılı bir taşlama, politik eleştiri ekseninden ele alacak olursan yine başarılı bir taşlama ile karşılaşıyoruz. 20. yüzyıl başı Ermeni ana akım solunu eleştirirken - ki eleştiri "sol" olana değil parti yönetim ve işleyişine - aslında komşuyla aramızda çok ta fark olmadığı yada 100 yıldır hemen hiçbirşeyin - devrimci parti pratiği adına - ciddi değişikliklere uğramadığını görmekteyiz.
Bir Osmanlı Ermenisi olan Yervant Odyan - her ne kadar kendisi anti sosyalist kimliği ile tanınsada- yerinde bir eleştiri çizgisi ile dolu dolu bir mizahı buluşturmayı gayet iyi başarmış kanımca.