Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
irome Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabın ilk birkaç cümlesini okuduğumda 'Eyvah' dedim, 'Osmanlıyı anlatmak için Osmanlıca yazılmasına ne gerek var' Ama kitap boyunca sıkıntım da bu birkaç cümleyle sınırlı kaldı. Yazarın çok rahat bir anlatım tarzı var. Öyle ki birkaç espriyle bile bir karakter oluşturabiliyor. Kitabın bu tarzda başlaması da bence İhsan Oktay Anar'ın okuyucuya yaptığı bir şaka.
Kitabın atmosferi için Osmanlı dönemindeki günlük yaşantıyı seçmesi çok hoşuma gitti. Tarih derslerinde her zaman eksikliğini duyduğum öğretilen dönemin kültürüne hemen hiç değinilmemesiydi. Ama belki Osmanlı hakkında anlatıkları da bir düştü, araştırmak lazım:)
Yazar ana temayı kitabın bütününe çok ustaca yaymış ve desteklemiş. Oldukça eğlenceli, düşündürücü bir kitap.
Dünyanın bir masal, gerçeğin bir düş olduğu fikrini her insanın kendi gerçeği olduğu ve bu farklı gerçekliklerle her insanın ayrı bir dünyası olduğu fikriyle bağdaştırdım. Evet yaşam bir düştür, her birimizin ayrı ayrı düşlediği. Tek gerçek denilen şeyse en büyük düştür:)
Hayal ettiği her şey gerçekleşen bir kız düşünün. Bir yerde 'İstediğin şeye dikkat et, gerçekleşebilir.' diye bir söz duymuştum. Bu kitapta da buna tanık oldum.
Kitabın kahramanı, hayal ettiği şeylere sonuna kadar inanan bir insan mı yoksa kaderini bilen bir kişi mi, pek ayrımını yapamadım. İlginç olan şey kitabın kahramanının kaderi olarak gördüğü şeyleri hiçbir biçimde sorgulamaması, hiçbir şekilde değiştirmeye çalışmaması ve yaşamasının tek amacı olarak görmesi. Bir bitki tohumu bitki olmak için yaşar, bir insan ise ne olacağını seçer ama bu kişi kesinlikle seçmiyor. Sadece kaderinin gerçekleşmesini bekliyor.
Kitabın okunması oldukça güç çünkü her iki, üç cümlede bir anlatım bozukluğuna rastladım. Çevirmen, editör ve yayıncı çok baştan savma davranmışlar. Zola kadar akıcı, duru, güzel bir anlatım tarzı olan bir yazarın kitabını, deyim yerindeyse mahvetmişler. O yüzden kitabın bu baskısını almamanızı tavsiye ediyorum.
Yine çok ilginç bir konu bulmuş Kosinski. Kitap, hayal gücünün sınırsızlığıyla günlük gerçeklerin sınırları arasında öyle bir noktada duruyor ki, hem çılgınca hem de son derece olası. Okumaya başlamamla elimden bırakamadım. Yalnız kitapta bir ilginçlik daha var. Konu sınırları bu kadar zorlarken dilekçe yazarmış gibi bir anlatım seçmiş yazar. Her yönüyle farklı:)
Kosinski bu kitabında, okuduğum diğer kitaplarında gördüğüm kuru anlatımdan uzaklaşmış. Kitabın konusu kadar anlatımı da sürükleyici. Amerikan rüyasını, hem bu rüyayı yaşamış hem de çok farklı bir kültürden gelmiş bir yazar olarak ele almasını ilginç buldum. Anlatım tarzı da sürükleyiciliğin ötesinde oldukça farklı. 'O' anlatım dilinden 'Ben' anlatım diline, geçmiş ve şimdiki zamana sürekli ve ani geçişler yapmış ama bu geçişler o kadar doğal duruyor ki belki de tek bir anlatım biçimine sadık kalsaydı böyle bir bütünlüğe ve inandırıcılığa kavuşamayacaktı.
İspanya ve ispanyollar hakkında ilginç yazılar var. Kitabı okuduktan sonra Bask bölgesine karşı yoğun bir ilgim oluştu mesela. Yazar çoğu yerde gözlemlerini kendi nutukları için zemin saymasına rağmen yine de hoş bir kitap. Öznel bakışın gezi rehberlerinden daha çok merak uyandırdığını farkettim. Gideceğim ilk ülke İspanya olacak:)