Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
harputelazig Tarafından Yapılan Yorumlar
İki kitabın iç içe olduğu psikolojik öykü ve fantastik ahlaki öykü türünde yazılmış.Yazar bu iki eserinde insan ruhunun karanlık ve kırılgan yanlarını benzer yönüyle ele almış. İlk eserinde Poprişçin, hor görülen, kendini değersiz hisseden biridir, akıl sağlığıda bozulur. Günlük şeklinde yazılmış ve karakterin zihnindeki çözülmeyi hissettiriyor. Poprişçin’in ben İspanya Kralıyım sözü onun güçsüzlüğü ve toplumda yok sayılması nedeniyle onun savunma usulü.
Portere de ise yoksul yetenekli ressam Çartkov, bir yaşlı adam portresi satın alır. Portrede saklı altınları bulur, şöhrete kavuşur. Ama sanatının özünü kaybetmesine neden olur. Portre bende ahlaki bir rahatsızlık duygusu uyandırdı. Sanatçı Çartkov’un yeteneğini bir kenara bırakıp para ve şöhretin peşinde gitmesi, günümüz açısından baktığınızda çok da yabancı gelmedi. portre insanın içindeki açgözlülüğün sembolü ve yazar burada başarının bedelini sorgulatıp “Ruhunu kaybederek elde edilen bir başarı gerçekten başarı mıdır?” Dedirtti
Çin edebiyatı önemli eserlerinden olan bu kitapta yazar köylerine kuraklık gelince göç başlamış ama ana karakterimiz çok yaşlı olduğu için köyde kalma kararı ile yaşadığı açılık başta olmak üzere zorlukları ve kör köpeği ile hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Özellikle sıçanlarla ve kurtlarla ilgili olan bölümler o anı yaşatıyorcasına okuru içine çekiyor. (Sıçan fobiniz varsa okumamalısınız.) Karakterimiz, geçmişin izleri ve geleceğin belirsizliği arasında sıkışmış, bir insanın hayatta kalabilmek için evrensel bir biçimde karşılaştığı zamanla olan mücadelesini derinlemesine anlatıyor. Zamanın ne kadar hızlı geçebileceğini ve günümüzde de insanların değişimlerle nasıl başa çıkmaya çalıştığını gösteriyor. Karakterin yalnızlıkları ve içsel arayışları, her birimizin yaşamında sizce de benzer duygusal yansıtmıyor mu? Şahsen ben çok benzettim. Yazar Toplumsal baskılarla bireysel kimliğin çatışmasını çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Kısa ama derin bir okuma deneyimiydi benim için.
Psikanaliz ve Antropoloji karışımı Bilimsel bir kitapla Yorumum: Öncelikle yazar bu kitapta bir çok düşünürün araştırmalarına da yer verilerek,psikanalitik açıdan ele almış.Eski toplumların farklı kültürlerin yaşayış şekillerinde ki totem ve tabu kavramları üzerinden toplumların yasaklar,ritüeller ve ahlaki normlarından bahsetmiş ve babayı ortadan kaldırma;yasaksevi (ensest) olaylarına karşı konulan katı kuralları değerlendirmiş.İlgimi çeken Freud’un köklerimize kadar geri gidip atalarımızdan kalan izleri takip edersek,bu izlerin Oidipus Kompleksine etki ettiğini anlatarak;bireysel psikoloji ile toplumsal düzen arasında kurduğu bağdı.Kitapda 4 bölüm ensest korkusu,tabular ve ambivalans, animizm büyü,totemciliğin çocuklukta geri dönüş anlatmış ve biz okuyucusunu düşündürmüş.Yani kitap akademik bir metin değil,insan doğasına dair merak uyandıran bir yolculuk olmuş.Okurken sık sık itiraz ettim,bazı bölümlerde “fazla iddialı” deyip eleştirdim,itiraz ettim ama düşünmemiz içinmiş.
Kitabi 6 aaat önce bitirdim ama hakkında bir kelime yazamadım. Düşündüm, anlamaya çalıştım, kötü bir yaşanmışlık maalesef. Otobiyorafik türde yazılmış bu kitap için Yorumum: 1963’te kadınların yasalarla çaresiz bırakıldığı, utanç ve çaresizlikle köşe sıkıştırıldığı Fransa’nın süregelen en kötü dönemlerinden birini yaşayan yazar Ernaux; 23 yaşında edebiyat öğrencisidir. İstenmeyen bir hamilelik yaşamış ancak Fransa’da o dönem doğum kontrol ve gebeliği sonlandırma yasak olduğundan yazarın gebeliği sonlandırma mücadelesinin 77 sayfada yüreklere 77 yara açarak hem kendi hikayesini hemde tüm kadınların çaresizliğini anlatmış. İncinmişlik kırılmışlık ve çaresizlik öyle sade ve olduğu gibi anlatmış ki biz okuyucusuna da o duyguyu çarpıcı bir şekilde hissettiriyor. Kitap filme uyarlanmış, 2021 Venedik Film Festivali’nde altın aslan ödülünü kazanmış. Yazar “Kişisel hafızanın köklerini, mesafelerini ve kolektif kısıtlamalarını keşfetmedeki cesaretinden" dolayı 2022 Nobel Edebiyat Ödülü almış.
Felsefi düşünme deneme ve toplumsal siyasi eleştiri içeren ismi gibi ütopik bir kitap. Rönesans ve Hümanizmin etkisiyle yazılmış hayali “Ütopya Adası” üzerinden ideal bir toplum düzenini anlatarak dönemin Avrupa’sındaki sosyal, ekonomik ve siyasi sorunları eleştiriyor. Okurken aynı türdeki “Güneş Ülkesi” kitabına da çok benzettim.
Yazar dönemin bozuk düzeni, adaletsizliği ve eşitsizliğini eleştiriyor. İnsanların adil bir sistem içinde yaşarsa daha mutlu olacaklarını herkesin eşit şartlarda çalışmasını özel mülkiyetin olmamasını ve eğitimin toplumun temel taşı olması gerektiğini dile getirip Ütopya’yı kusursuz bir model olarak sunmaktan çok mevcut düzenin hatalarını göstererek çağının gerçeklerini ustaca eleştiriyor. Bu eser yazarın vicdanının sesi ve “Aslında yönetim böyle olmamalı” demek istediği siyasi ve ahlaki eleştirisi.En güçlü yönlerinden biri, okuyucuyu “mükemmel toplum gerçekten mümkün mü?” üzerine düşündürmesi bu nedenle bu kitabı proje ödevi olarak vermeyi düşünüyorum.