Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
harputelazig Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın novella türünde felsefi anlatımı sade etkili ve derin anlam içeren bu kısa roman Paris’te ilgisiz bir baba ile büyüyen Musevi çocuk Momo ile “Arap” bakkalı denilen Sufî Türk İbrahim arasında yaşananlar anlatılıyor. Momo hırsızlık dahil bilerek günah işliyor ve hayatındaki boşluğu fark ettiğinde önce babası tarafından terk ediliyor ve bir süre sonra babasının ölüm haberini alıyor bu boşluğu en yakın dostu Mösyö İbrahim doldurup “gülümsemenin mutluluktan ileri geldiğini değil, mutluluğun gülümsemekle başladığını” öğretiyor. O Kur’an’ı hayat felsefesi hâline getirmiş, hoşgörülü, bilge biri ve Momo’ya hem bir baba figürü hem de ona hayatın anlamını, mutluluğun yollarını kendi inancı üzerinden aktarıyor. İkili arasında kurulan bu bağ, zamanla bir yolculuğa dönüşüyor; bu yolculuk fiziksel olduğu kadar ruhsal bir olgu olduğu yansıtılıyor. Mösyö İbrahim’in Kur’an anlayışı dogmatik değil; sevgi, gülümseme ve kabullenme üzerine kurulu Etnosentrizmin baskın olduğu kitabın filminde sıra️
Şiirsel, alegorik tarzda yazılmış felsefi bir metin.Ermiş kitabından sonra isabetli oldu benzer yönleri fazla yani hızlı okumamalı üzerinde durup düşünmeli insan.Kitap 4 bölümden oluşuyor ve olay örgüsü yok. Zerdüşt’ün dağdan inerek insanlara öğütler vermesi, tekrar yalnızlığa çekilip ve yeniden insanlara seslenmesi döngüsü etrafında şekilleniyor. Nietzsche düşüncelerini Zerdüşt adlı bir bilge karakter üzerinden aktarıyor. Üstinsan kavramı üzerinde duruyor ve bunu kendi değerlerini yaratabilen, korku ve alışkanlıklardan arınmış bireydir diye tanımlıyor. Kitapta “Tanrı öldü” ile Nietzsche insanların artık hazır değerler yerine kendi sorumluluklarını üstlenmeleri gerektiği söylüyor.Kitabı çizdim düşünüp, değerlendirip öğrencilerim için şu sonuca vardım.1-sessiz kalmayı değil kendini ifade etmelerini 2-sadece bilgi aktarımı değil katılmalarını; 3- gösterileni değil kendi dağını seçme haklarının olduğunu ; 4-içlerindeki umut ışığını büyütmeleri için çabayı aktarmalıyım dedim.Tavsiyemdir.
Bu kitap Kadim Toltek bilgeliğine dayanan bize gerçeğe olan imanımızı tekrar nasıl kazanabileceğimizi ve kendi sağ-duyumuza nasıl geri dönebileceğimizi çok açık göstermiştir. Kitapta
Toltek öğretileri ilgimi çekti, bilginin ve hissetmenin,anlamanın ,insanın kendi farkındalığını anlatıyor.
Yazar kendi deneyimlerini ve tecrübelerini kendi öğrenimleriniyle okuyucuya aktarıyor ve herşey insanda bitiyor diyor. Zevkle okuyacağınız ve kişisel gelişim türünde diyebileceğimiz bu kitap tavsiyemdir.
Lübnan asıllı Amerikalı felsefe yazarı, romancı, mistik şair ve ressam Halil Cibran’ın “Ermiş” kitabıyla geldim bu defa ve Yorumum: Şiirsel felsefi ve kısa bir eser. Kitapta ana karakter El Mustafa bulunduğu şehirden Orphalese’den ayrılmadan önce halkın sorularını yanıtlar özelikle aşk, evlilik, çocuklar, özgürlük, acı, mutluluk, ölüm gibi hayatın temel konuları hakkında düşüncelerini anlatıyor. Kitap Bilgelik dolu kısa metinlerden oluşuyor ve bir romandan çok hayat üzerine yazılmış derin bir bilgelik metni ve bu yüzden ilk okumaya başladığım anda üzerinde derinlemesine düşünerek okumam gerektiğini anladım. Her bölüm kısa ama düşündürücü bizden yavaş okumamızı ve üzerinde düşünmemizi istiyor. El Mustafa her soruya hayatı daha derinden anlamaya yönelik şiirsel öğütler vererek bir yolculuktan çok insanın iç yolculuğunu anlatıyor. Kitaptan bir söz “Sevgi taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi”. Tavsiyemdir.
Bu siteden toplu aldığım kitaplardan biri MÖ 106-43 yıllarında yaşayan Cicero devlet üzerine adlı bu eserinde Roma siyaset anlayışını felsefi bir temele oturtmayı amaçlamış; özellikle Platon’dan etkilenmiş ancak onun aksine ideal bir devletten çok uygulanabilir ve gerçekçi bir yönetim anlayışını benimsemiş. Kitabın temel konusu devletin ne olduğu ve nasıl ayakta kalabileceğidir. Cicero’ya göre devlet, “halkın ortak yararı için hukuk temelinde birleşmiş bir topluluktur.” Burada da hukuk ve adalet, devletin varlık sebebi olarak öne çıkıyor. Devlet gücünün keyfi değil, ahlaki ve hukuki sınırlarla bağlı olması gerektiğini savunuyor. Cicero, yönetim biçimlerini monarşi, aristokrasi ve demokrasi olarak ele alıyor; ancak en iyi yönetim biçiminin, bu üç sistemin dengeli bir karışımı olması gerektiğini Roma Cumhuriyeti’ni bu karma yapısını vurguluyor.