Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
harputelazig Tarafından Yapılan Yorumlar
Felsefi, kişisel gelişim türünde kitapla Yorumum: Mutluluğu dışsal başarılar veya hesaplarla değil basit ve bilinçli seçimlerle elde edileceğini söyleyen Epikür bu kitapla Heredot’a Pythocles’e ve Meneitos’a yazdığı ruhun doğası, yaşamın amacı, kader, dil, haz ve adet gibi bir çok konuyu ele almış aforizma ve mektuplarından oluşuyor. Ayrıca din, bilim, yaşam, ölüm, mutluluk ve ahlak konularında ki fikirleriyle Avrupa düşünce yapısın( Karl Marx, Newton ve Hobbes’ı) etkilemiştir.Beni “arzuların sınıflandırması ve gerçek huzuru bulmamız için bilinçli seçimler yapmalıyız” telkini etkiledi. Fiziksel hazları değil zihinsel hazların mutluluğun anahtarı olduğunu anlatması günlük hayatta gereksiz kaygıları önemsemememiz gerektiğini zarar verdiğini hatırlattı. Günümüz karmaşasında kaybolmuş birini sakinleştiren nadir kitaplardan olup; Epikür’ün öğretileri, çağlar ötesinden gelen bir rehber gibi, hem pratik hem de düşündürücü bu kitap felsefe öğretmenleri başta olmak üzere herkese tavsiyemdir.
Rafael de Nogales’in I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunda görev yaptığı yıllarda yaşadıklarını ve gözlemleriyle anlatması. Cephe tasvirleri, subaylar arasındaki ilişkiler, Alman–Osmanlı ittifakı içindeki gerilimleri ve bürokrasisi, lojistik sıkıntıları anlatıyor. Bir zafer ya da kahramanlık hikâyesi değil, savaşın nasıl bir düzensizlik, yorgunluk ve ahlaki çöküş ortamının olduğunu yansıtıyor. Özelikle Doğu Anadolu’ya ve Ermeni meselesine dair bölümleri anlatırken bir empati kurmaya çalışmıyor; gördüğünü, anladığını ya da anlamlandırmakta zorlandığını olduğu gibi aktarıyor. Enver Paşa ve üst düzey komutanlardan cephedeki sıradan askerlere kadar uzanan gözlemler, devlet gözü ile cephe gerçeği arasındaki uçurumu gösteriyor. Beni en çok etkileyen zaferler ya da askeri başarılar değil; sürekli ertelenen umutlar, anlamsızlaşan fedakârlıklar ve geriye dönüp bakıldığında telafisi mümkün olmayan bir yıkım duygusu oldu. Savaşın insana ne yaptığını anlamak isteyenler için tavsiyemdir.
17 kısa metin öykü hikaye ve masal türündeki kitapla Yorumum: Kitap sade bir dille yazılmış.İktidar ilişkileri, toplumsal düzen ve insanın rahatlık karşısındaki sessizliğini eleştiren alegorik bir metin.Olaylar masalmış gibi anlatılsa da aslında gerçek olanın yansıtılmasını gösteriyor.Ayrıca 17 hikayenin her biri ayrı bir konunun ders niteliğindeki eleştiri olarak karşımıza çıkıyor.“Sırça” iktidarın gösterişli yüzünün ardındaki zayıflığı simgeliyor.Uzaktan kusursuz görünen düzen, halkın gerçek ihtiyaçlarından kopuk olduğu anda sarsılıyor. Yazar gücün halktan bağımsız olamayacağını, aksi halde yok olmaya mahkûm olduğunu çok net bir şekilde hissettiriyor.Etkilendiğim kısım “halkın yaşadığı rahatsızlığı dile getirememesi” Köşk artık bir yük hâline geldiğinde bile insanlar susmayı tercih ediyor.İnsan, alıştığı bir düzene zarar verdiğini bilse bile karşı duramıyor.Bu da eseri yalnızca bir iktidar eleştirisi olmaktan çıkarıp, insan doğasına dair evrensel bir sorgulamaya dönüştürüyor.
Mizahi hicivli türünde realist ve toplumcu bir romana yorumum: Hayatlarını ipek iplik eğirerek geçindiren iki Ermeni gencin sihir,tılsım,büyü,muska gibi işlerle uğraşan Ebulfazl Enveri Efendi ile aralarında geçen olayların mizahi ders niteliğindeki anlatımını, beğenerek gülerek düşünerek zevkle okudum ve anlatılan bu hurafelere hala inananları gördüm.Kitapta Efsuncu Baba doğaüstü güçlere sahip biri olmaktan çok insanların inanma ihtiyacını kullanan fırsatçı olarak anlatılıyor,ancak asıl eleştirilmesi gereken O değil, sorgulamadan O’na teslim olan toplum.Bu nedenle roman bireysel akıldan çok toplumsal bir eleştiri oluyor.Yazarın dili akıcı sade ve yer yer alaycı;özellikle diyalogların halk ağzıyla olması karakterleri gerçekçi gösteriyor.Bende bıraktığı en güçlü etki ise “Cehalet sadece bilgisizlik değil, sorgulamayı reddetmektir.” oldu.Eğlenceli görünmesine rağmen oldukça ciddi mesajlar veren;batıl inanç,din istismarı ve akılcılık konularında düşündüren bu roman.Tavsiyemdir.
Macera, doğa ve gerçeklik türünde kitapla Yorumum: Bir hayvanın yaşamının anlatıldığı bir dizi olaylar zinciri etrafında şekillenen romanda Beyaz Diş kurt köpeğidir ve okudukça onun yaşadığı her deneyimin tıpkı biz insanlardaki gibi onu nasıl sertleştirdiğini gördüm. Özellikle insanların elinde gördüğü zulüm, doğada karşılaştığı tehlikelerden çok daha iz bırakıcıydı ve Beyaz Diş’in kötüleşmesi kendi seçimi değil, maruz kaldığı vahşetin sonucuydu. Kitap bir hayvanın hayatta kalma mücadelesini anlatan bir roman değil; insan doğasının, şiddetin ve sevginin dönüştürücü gücünün çok güçlü bir alegorisi bence. Nitekim kitabın sonunda Beyaz Diş uysallaşarak bunu gösterdi. Yazar, doğanın acımasızlığı ile insanın yarattığı acımasızlığı yan yana koyarak hangisinin daha yıkıcı olabileceğini üzücü bir şekilde sorgulatıyor bize. Son bölümde Beyaz Diş’in yavaş yavaş güvenmeyi öğrenmesi, bana güvenin ne kadar kırılgan ama aynı zamanda ne kadar güçlü bir duygu olduğunu hissettirdi. Kitapla kalın.