Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
96001 Tarafından Yapılan Yorumlar
İktisadi tarihimizin en önemli yapıtlarından birisi. uzun süreden sonra baskısını yapan yky'ye teşekkür ediyorum. merhum yazar için kitapta en verimli çağında tamamlayamadan vefat ettiği belirtiliyor. kitap türklerin anadoludaki hakimiyetinin bir uç beyliğinden imparatorluğu evrilmesinin ekonomik boyutunu analiz ediyor. yazar kitabın iki cildini tamamlayabilmiş olup, yky iki cildi tek ciltte güzel bir baskı kalitesi ile okurlara sunmuş.
Geçtiğimiz yıllarda vefat eden ünlü iktisatçı John Kenneth Galbraith'in oğlu olan yazar Irak hakkındaki kitabı özellikle amerikan senatosu dış ilişkiler komitesinde çalıştığı dönemlerde edindiği tecrübelere dayanmakta, cengiz çandar bazı fikirlerini kabul etmesenizde okumanız gereken bir kitap diyor. kitabı okudukça yazarın kürtlere ne kadar angaje olduğunu, daha doğrusu amerika dış ilişkiler bürokrasisi içerisinde ırak özelinde kürtlerle ilgilenen bir grup insanın bulunduğunu görüyorsunuz. buradaki amacı sorgulamak istemem. ancak yazar özellikle ülkesini ırakta bir soykırıma göz yummak hatta neden olmakla da suçluyor. özellikle 1990ların başında baba bush'un kürtleri ortada bıraktığı döneme vurgu yapıyor. ruşen çakır yazar için "kürt lawrance" olarak biliniyor diyor. yazar ırak'ın fiilen üçe bölündüğünü bunun resmen de olacağını iddia ediyor. Galbraith'in halihazırda afganistanda görev yaptığını, öncesinde doğu timor ve hırvastistanda çalıştığını hatırlatırım.
özü itibariyle işaret ettiği husus çok önemli. bu ülkeden bazı insanlar bir şekilde kopartılmış, zamanlamaları da hep manalı şekilde olmuş. ancak kitabın eleştirilecek yönleri de var. aslında bu eleştirilecek yönler klasik bir gazeteci kitabı olmasından da kaynaklanıyor olabilir. maslesef, bazı noktalar çok yüzeysel yazılmış. bazı ölümler gerçekten doğrudan kaza da olabilir gibi geliyor insana (hoş bu son durumu yazar kendisi de itiraf ediyor). açıkcası okudum ama okumasam da çok şey kaçırmazdım sanırım. tabi ki kitabın bu son fikrim kitabın verdiği genel fikrin önceden bilindiği varsayımı altında geçerli. bu tip olayları ilk defa okayacaklar için güzel bir kitap. bi kez böyle bi kitap okudunuz mu artık gerisi biraz tekrar oluyor. isimler ve tarihler değişiyor. bu da ülkemizin bir ayıbı tabi ki.
bir kişisel tarih. aslında yazarın askerlik mesleğinde geçen hayat periyodunun bir tarihçesi desek daha doğru olur. bazı bölümleri pişmanlıklarla, bazı bölümleri samimi itiraflarla dolu. belki pişmanlık değil, kitabı yazdığı andaki fikirlerinin zamanında yaptığı hareketleri ve kararları (bireysel ve ailecek alınmış karar veya tavırlar) sorgulaması diyebiliriz. bunların neler olduğunu okuyanlar görecektir. yazar samimi itirafları arasında başarısının takdir edilmesi, bilinme, onaylanma -hafif gurur diyebiliriz- gibi şahsi tutkularını ifade etmesi özellikle bir olgunluk göstergesi. zamanında biraz gençlik biraz da mücadele hırsı ile yapılmış davranışlar alınmış tavırlar gibi bakıyor sanırım.
özellikle 28 şubat dönemi öncesine ilişkin yazılanlar gerçekten bir yazılı tarih belgesi, şahsi bir tanıklık. biraz acıklı sonuçları olsa da bunların bu ülke ile paylaşılmış olması takdire şayan. okumak çok zamanınızı almaz, ama zihinsel bir yakın tarih seyahati yapmanıza yardımcı olacağı kesin.
kitap aslında ilk bölümleri itibariyle gayet güzel yazılmış. ancak sonradan biraz fazla telefon konuşmaların dağılmış gibi. belli bir kısımdan sonrası özü itibariyle telefon konuşması odaklı olduğu için daha kısa yazılabilirdi diye düşünüyorum. ama şu da bir gerçek ki, ergenekon ve alt taşeron yapılanmaların yaklaşık 2004-2006 tarihleri arasında neler yaptıklarına şahit oluyorsunuz. özellikle taşeron örgüt bölümleri henüz çok fazla yazılı -kitap- metinlere yansımış konular değildi. öğretici olmuş. eksik yönleri bir gazetecinin elinden çıktığı düşünüldüğünde makul karşılanması gerekir diye düşünüyorum. bi şekilde okunması gereken bir kitap, elinize aldığınızda hızlıca sona geleceğiniz aklınızda olsun.