Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

KY-138843 Tarafından Yapılan Yorumlar

07.08.2008

Aşk hakkında yazıla gelen eserler arasında müstesna bir yere sahip olmalı bu kitap. İskender Pala; Aşk-ı İnsani, Aşk-ı Hayali ve Aşk-ı İlahi bölümleri ile size aşkın tarifini yapıyor. Bu tarifi; divan şiirinin tadıyla, kâh Fuzuli kâh Bağdatlı Ruhi, Yenişehirli Avni ve Hasan Sezai’den enfes beyitlerle örnekliyor. Aşkın hasret ile artıp, dokununca öldüğünü, büyüsünün kalmadığını anlamak istiyorsanız okuyunuz bu kitabı. “Sevginin derecesi sevenin gayret derecesi kadardır” diyor Pala. Bülbülün güle olan aşkını feryat figan reklâm ettiğinden şikâyet eden aşıklar, acı ve ıstırabı ziyadesiyle beyitlere döken kalem ve söz erbapları, İskender Pala’nın edebi yorum ve açıklamaları ile sizi sarıp sarmalıyor. İskender Pala “aşkın derin katmanlarında yolculuk yapacaksınız” diyor kitap kapağında. Ve bu yolculuğa çıkarmayı da başarıyor okuyucuyu. Okurken bu yolculuğa çıkamayanlara tek uyarım aşk anlayışlarını gözden geçirmeleri olacaktır.
07.08.2008

İlber hocanın, geneli 1995’li yıllarda çeşitli konferans ve seminerlerdeki konuşmalarından derlenmiş ve tamamı çeşitli dergilerde yayınlanmış makalelerden oluşan bir kitap Osmanlı Barışı. İçeriğindeki tüm yazılar salt Osmanlı barışını işlemiyor. Bir anlamda imparatorlukların olmazsa olmazı olan kozmopolit bir kültür ve dinlere sahip insanları bir arada yaşatabilme geleneğini okuyacaksınız bu eserde. Diğer Ortaylı derlemelerinden farklı olarak günün Türkiye’si hakkında fikirlerini de okuyacaksınız hocanın. Eğitim anlayışından, toplumun denetleyici görevine, arşiv kaynaklarının düzenlenmesinden, tarihe yanlış bakış açısına kadar çeşitli konularda Ortaylı’nın fikirleri bugünde geçerliliğini koruyor. Timaş yayınlarının bana göre bu eser ile ilgili yanlışı makalelerin yayınlandığı tarihleri ve kaynakları kitabın sonuna koyması. Bu durum sanki bugün için ifade edilen fikirlermiş gibi yanlış bir izlenime düşürüyor okuyucuyu. Örneğin Ortaylı arşiv kaynakları ile ilgili eleştiriler yapıyor. Ama aslında bunu 10 yıl önce söylemiş. Bu bölümleri bu esere koymakta bana göre anlamsızdı. Birde son zamanlarda mantar gibi artan İlber Ortaylı kitaplarının da ticari bir sömürüye döndüğünü hissetmeye başladım. Sevgili hocamızın çeşitli dönemlerde yaptığı konuşmalar, sohbetler, yazılar pıtrak gibi hacimleri küçük kitaplara dönüşüyor. Kitap ile ilgili değil ama bu veryansını da dillendirmek istedim.
07.08.2008

Çanakkale Mahşeri’nde Mehmet Niyazi 542 sayfa süresince bu kutsal savaştaki mahşeri anlatmış okuyucuya. Ben kitabın konusuna ve işleyişine dair bir eleştiri getiremem. Ancak Çanakkale’de yaşanan her olay başlı başına roman olabilecek bir zenginliğe sahip. Eğer bu kutsal savaş romanlaştırılacaksa çok daha zengin bir kurgu ile romanlaştırılmalı. Bugüne kadar bunu bekledim. Ve maalesef Sayın Niyazi’nin bu eserinde de bu zengin kurguyu göremedim. Örneğin Nusret mayın gemisinin savaşın gidişatı ile ilgili çok büyük öneme sahip torpido operasyonu bir iki sayfada bitmemeli. Eser baştan sona tüm savaşta iki cephenin de stratejilerini ayrıntılı anlatarak romanlaşmış. Birde çok rahatsız olduğum konu Anafartalar cephesine tayin olan Mustafa Kemal Atatürk’ün bir iki paragraf dışında hiç söz konusu edilmemesi. Eğer kitap salt Mehmetçik üzerinden yazılsaydı bunu anlayabilirdim. Ama Esat Paşa başta olmak üzere diğer cephe komutanları, İngiliz komutanlar kitap boyunca aktif olarak yer alırken Atatürk’ün es geçilmesinin altında art niyet arıyorum. Ve bu samimiyetsizliği sevmiyor, bu kadar kutsal bir savaş kitaplaştırılırken ideolojik yaklaşımlarla kalemine yön veren yazarlardan da hazzetmiyorum. Kitap emek verilmiş bir eser olup roman anlamında bana göre hiçte başarılı olamamış.
07.07.2008

Türk siyasetinde halkçı kimliği ile uzun dönem sahne almış Karaoğlan lakaplı Bülent Ecevit’in hayatına dair özet bir belgesel bu eser. Gazeteci ve güçlü şair kimliğini bizim neslimizin pek az bildiği, daha çok ekonomik krizler ve ambargolar döneminde kuyruklar ve yokluklarla, Kıbrıs Fatihi sıfatıyla aklımızda kalan Sayın Ecevit’in çileli siyaset ve özel yaşamı çok başarılı bir şekilde özetlenmiş. Kitap boyunca yol arkadaşı Rahşan Ecevit ile olan sevgi birlikteliğine gıpta ile bakacaksınız Bülent Ecevit’in. Özgürlüklere karşı çok hassas olan bir adamın Türk siyasetindeki son yıllarında bazı özgürlüklere nasıl karşı çıktığını da analiz edeceksiniz. CHP kurultayında yaşlı İsmet İnönü’yü deviren bu renkli siyaset adamımızın sağlık problemleri onu yürüyemez hale getirdiğinde bile köşesine çekilmekte neden direttiğine de tanık olacaksınız. Siyasi yaşamının başlangıcı ve bu yaşamı ile beraber biten ömrü arasında geçen uzun sürede mavi gömlekli mütevazi adamın doğrularını ve yanlışlarını okuma fırsatı bulacağınız, kitaplığınızda olması gereken değerli bir eser bu kitap.
07.07.2008

Arif Nihat Asya’nın 13 yıllık evliliğinden sonra gönlünü verdiği Servet hanıma yazdığı mektuplardan oluşan eseri okurken yer yer rahatsız olduğumu söylemeliyim. Bu tip mektupların derlemesinde tek tarafın satırlarını okuyunca sıkılabiliyorsunuz. Arif Nihat Asya’nın, Servet hanımla evlenene kadar çok çile çektiğini hissettim. Servet hanımında bu kadar saf bir sevginin karşılığında çok nazlandığını düşündüm açıkçası. İşte mektuplar tek taraflı yayınlanınca okuyucuyu bu tip gereksiz düşüncelere ittiği için sevmiyorum ben bu mahrem derlemeleri. Günümüzde duyguları böyle satırlara dökmenin çok gerisinde bir hayat mücadelesinde olduğumuzu görmek ve geçmiş sevdalara yüklenen emeğe tanıklık etmek açısından okunabilir bu eser