Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
KY-138843 Tarafından Yapılan Yorumlar
Üç kıtaya hakim olmuş ecdadımızın, bu hâkimiyeti sağlayan etkenlerden olan idare sistemi, hukuk sistemi ve diplomatik ilişkilerini konu alan konuşmalarının derlendiği bir İlber Ortaylı kitabı. İlber hocanın tespitleri çoğu tarihçiden daha enteresan. İlber hocanın yine kendine has objektif ve mukayeseli tarihçiliği bu konuşmalarında da kendini hissettiriyor. Osmanlı’ya 3.Roma İmparatorluğu ifadesini kullanan başka bir tarihçi duymadım ben. İlber Ortaylı, doğru tarihi yazmak için coğrafyayı iyi tanıtmayı ön koşul olarak ortaya koyuyor. Özellikle Balkanları anlayabilmek için önce bu toprakların yapısını bilmemiz gerektiğinin altını çiziyor. İmparatorluğun en sancılı dönemi olan 18.yy’a ayrı bir ehemmiyet verilmiş eserde. Bu yüzyıl her ne kadar çöküş asrı olarak görülse de yeniliklerin takip edildiği ve birçok alanda çağa ayak uydurmak adına doğru reformların yapıldığı bir dönem olarak gözümüze çarpıyor Ortaylı’nın ifadelerinde. Bir takım tarihçiler tarafından yerden yere vurulan Mithat Paşa’nın imparatorluğun yetiştirdiği en büyük idari amirlerden biri olduğunu okuyoruz Ortay’lının objektif satırlarında. Devlet hayatında herkesin hakkını veren İlber hoca, İstanbul’un en çok sevdiğim semti olan Üsküdar için de enfes bir yazı kaleme almış. Allah (cc) İlber Ortaylı’ya uzun ömürler versin. Bize daha nice değerli eserler bırakması temennimiz olsun..
Lozan kimilerine göre zafer kimilerine göre hezimet. Hezimet olarak görenlerden biri de Kadir Mısıroğlu. 3 cilt halinde yayınlanan eserin 1.cildi Lozan’a genel bir bakış, 2.cildi bu antlaşma ile kaybedilen topraklar, 3.cildi ise manevi kayıplardan bahsediyor. Resmi tarihi sorgulamadan tek doğru olarak kabul edenler için Kadir Mısıroğlu ismi çok fazla bir şey ifade etmeyecektir. Ancak okuduktan sonra Lozan hakkında fikirlerinizi gözden geçirme ihtiyacı hissedebilirsiniz. Mısıroğlu eserlerinde koyu bir Osmanlılık taraflılığını fazlasıyla belli eden ve yer yer objektif olmadığını düşündüğüm bir yazar. Ama buna rağmen kitapları elime geçtiğinde okuyorum. Sizde okuyun ve kıyası kendiniz yapın.
Dostoyevski'nin siyasi içeriği göze batan bir romanı. Muhafazkar bir yazım tarzının kendini hissettirdiği, dinin (Hristiyanlık) sorunlara çözüm olarak gösterildiği bir eser. Dostoyevski ise koy sepete...
Turganyev'in ölümsüz eserini okumayanlar, klasiklerle arası iyi olmayan okuyuculardır muhakkak. Babalar ve Oğullar'da kuşak çatışmasına Bazarov'un nihilizmine tanık olacaksınız. Sanrım Turganyev kendi nihilist düşünce tarzını Bazarov karakteri ile tüm dünyaya armağan etmiş. Dikkat edilecek tek nokta, mantar gibi bir çok yayınevinin yayınladığı bu eseri kırpmadan ve çevirisine özen gösteren bir yayınevinden seçip okumak.
1996 yılında hayatımıza Susurluk’ta giren Mercedes, sessiz sedasız ayrıldı hafızamızdan. Devlet içine çöreklenmiş çeteler, bir trafik kazasında döküldü otomobil parçaları ile beraber önümüze. Medyası ile kamuoyu ile bu işin peşine düşülseydi, yanıtsız kalan onlarca soru cevaplarını toplumsal baskı sonucu bulacaktı. Ama olmadı. Birileri bu devlet-mafya skandalının üzerini sis perdesi ile örttü ve unutturdu. Magazin dünyasındaki boya küpü bebeklerin peşinden koşan toplum bu işin peşinden koşmadı, koşturulmadı. Can Dündar ve Celal Kazdağlı bu unutturulmaya karşı çıkan bir eser hazırladılar. İşte ERGENEKON, tarihe birilerinin bu işi unutmadığının not olarak düşüldüğü bir eser. Bende unutmadım. İrkilerek okudum. Sizde okuyun, okutun. Ve unutmayın. Unutmayın ki başka Susurluklar olmasın. Susurluk denilince kimilerinin aklına ayran gelir. Bu kitabı okuduktan sonra Susurluk denilince aklınıza hala ayran geliyorsa kitap okumanıza lüzum yoktur. Yormayın gözlerinizi…