Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

KY-138843 Tarafından Yapılan Yorumlar

11.11.2007

1916 yılında Osmanlı’ya isyan ederek ayrılık hareketlerinin başını çeken Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in oğlu olan Kral Abdullah’ın (1882–1951) hatıralarını ve düşüncelerini yazdığı bu kitabın başlığına aldanmamak gerek. “Biz Osmanlı’ya Neden İsyan Ettik” derken, bu isyanın yanlışlığını anlayarak bir nevi pişmanlıkların kaleme alınması değil bu eser. Kral Abdullah, Arapların Osmanlı’dan ayrılma sebeplerini, İttihat ve Terakki Cemiyeti mensupları ile olan fikir ayrılıklarına, hilafet makamının Osmanlı’da önemini yitirmesiyle Arap halkları arasında ortaya çıkan hoşnutsuzluğa bağlamış. Eserde Türk askerlerine bazı bölümlerde acımasız, genel olarak da Türkler hakkında “Kendini Beğenmiş” ifadelerini kullandığı bölümler mevcut. Kral Abdullah’ın Ürdün Krallığına giden yaşamının özetini okurken, kitap boyunca İngiltere’ye ve İngiliz yöneticilere yalakalık dolu satırlarını okurken mideniz bulanabilir. Kitabın sonunda bile İngiltere’ye, Krala ve Churchill’e saygılarını sunarak eserini tamamlayan Abdullah bugün yaşasaydı, Arap ülkelerinin içler acısı halini görüp belki eserini yakabilirdi. Arap Birliği hakkında zamanında ifade ettiklerini okurken, tüm Arap alemini babası Şerif Hüseyin önderliğinde birleşmeye çağırması asıl maksadını açığa çıkaran ipuçları veriyor aslında. Kendisine yazılan; Yüce Emir, Kral Hazretleri ifadeleri ile başlayan her mektubu marifetmiş gibi kitabına alması nasıl bir zihni yapıda olduğunu da gösterir nitelikte. Kitap, Arapların Osmanlı’ya neden isyan ettiğinin cevabını arayanları tatmin etmeyecektir. Bu açıdan okumanızı tavsiye etmiyorum. Ancak bir insan nasıl İngiltere’ye kayıtsız şartsız tapar sorusuna cevap arıyorsanız, Kral Abdullah’ın satırları tam size göre. 1951 yılında bir Filistinlinin suikastı sonucu yaşamını yitirmesi hayatı boyunca kimlere hizmet ettiğinin ibret dolu bir göstergesi aslında…
22.10.2007

Sayın Ortaylı’nın tarih bilgisinin derinliği o kadar büyük ki, yayınevleri onun çeşitli konferanslarda söylediklerini yayınlama yarışındalar. Bu noktada muradına şuan eren timaş yayınlarından çıkan “Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek” serisinin 2. kitabı ile karşı karşıyayız. Osmanlı gerçekten yeniden keşfedilecekse, bu noktada Sayın Ortaylı’ya kulak vermek çok önemli. Osmanlı dönemi için günümüzde en fazla polemik konusu yapılan; Harem, İstanbul’un fethi, Tanzimat dönemi yöneticileri, 2.Abdülhamit vs gibi konular Ortaylı’nın tarafsız imbiğinden geçip bizlere ulaşıyor. Doğru tarih bilinci için dönemin tüm ülkelerini temel alarak mukayeseli tarih anlayışına her dem vurgu yapan Ortaylı’yı birileri inadına anlamayabilir. Ortaylı ile tanışmamış gerçek tarih severleri, bu ayrılığa son vermeleri için uyarıyorum.
30.09.2007

Senai Demirci, 1992 yılında kitabı için “Gözüme amatörce gelse de” ifadesini kullanmış önsözünde. 1992 yılında yazarına amatörce gelen denemeler, 2007 yılında buluştuğu okuyucuya daha da amatörce geldi diyebilirim. Tabiata dair yazılarını derlediği kitabında Demirci; “Basit gibi görünen şeylerin arkasındaki mucizeleri, sanatı velhasıl kelam Yaradan’ı görün” ana fikrinde buluşturmaya çalışmış okuyucuyu. Ama bunu yaparken deneme tarzının olmazsa olmazı olarak gördüğüm yazara has özel bir üslubu pek oluşturamamış. 4 bölümden oluşan kitabın 2. bölümündeki “Çeşitleme” başlığındaki yazılar kitabı belki de küme düşmekten kurtarıyor.
23.09.2007

Constantine Gamal… Yazarın seçtiği isim, kitap boyunca işlenen cinayetlerle birebir örtüşecek düzeyde güçlü bir isim. Karakterler ne kadar güçlü olsa da, seri cinayetleri çözmeye çalışan Kate Moran’ın ağzından konunun anlatılması bana kalırsa Glenn Meade’nin yanlış tercihi olmuş. 519 sayfalık kitabın 350. sayfasına kadar durağan bir seyir izleyen kovalamaca son 150 sayfada okuyucuyu daha fazla kendine mıhlıyor. Çevirmen yerine Ali Cevat Akkoyunlu tercih edilseydi kitap çok daha başarılı yorum alabilirdi benden. Yazarın daha önce Kar Kurdu eserini okuyan biri olarak Şeytanın Müridini bu kitapla kıyaslayacak olursam pek de başarılı bulduğumu söyleyemem. Ama eser yinede sıkıcı değil. Glenn Meade hayranlarını tatmin edebilir. Ayrıca yazarın İstanbul’un turistik mekânları hakkında doğru bilgiler vermesini de takdir ettim.
21.08.2007

Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit’in 1971 ve 1960 darbelerinin sebeplerini Mehmet Altan’la olan söyleşilerinde çok farklı değerlendirmeleri hayli ibret verici. Bir Ekonomist olarak Mehmet Altan yaşanan bu müdahaleleri daha cesur ve taviz vermeden sorguluyor. Demokrasi konusunda takiyye yapmadan orduyu eleştiren en sivri yazarlardan biri olan Mehmet Altan’ı tebrik ediyorum.