Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
KY-138843 Tarafından Yapılan Yorumlar
Bela ve Musibet; günlük yaşantımızda sık sık başımıza gelen, ama bizim algılayamadığımız, ardında bir rahmet aramadığımız, öncesinde kendi hatamızdan kaynaklandığını düşünemediğimiz ve genel olarak hep şikâyet ettiğimiz durumlar. Bu küçük hacimli eser, söylenecek olanı fazlasıyla lafı uzatmadan söylemiş. Okumalı ve başımıza gelen olayların hangisinin bela, hangisinin rahmet tecellisi, hangisinin musibet olduğunu ayırt edebileceğimizin pusulasını cebimizde taşımalıyız
“Grange bu işi biliyor” dedirten bir kitapla karşı karşıyayız yine. Leyleklerin elmas kaçakçılığında kullanılması kurgusu çok başarılı. Ancak Grange’yi Grange yapan özelliklerin bana göre en önemlisi olan karakterler, yine iş başında. Acımasız ve psikolojik sorunlu caniler yine cirit atıyor kitapta. Size de bir solukta okumak kalıyor yine…
Türkiye’de reklâmı fazla yapılan bir kitap bestseller olur. Okumayan bir toplumun gözüne sürekli sokulan, neredeyse eczanede bile satılan eserin bu kadar baskı yapması ve satması doğal. Turgut Özakman’ın emek verilmiş eseri, tarih bilgisi yok denecek kadar az olan okuyucuları kalbinden vurabilir. Bana kalırsa bu kadar satmasındaki en büyük etkende tarihi bilmeyen kitlenin fazla oluşu. Osmanlı dönemindeki insan tipini aşağılamak ve Kurtuluş savaşı dönemi ile geçmişi keskin çizgilerle Ortaçağ sınıfına sokmak tipik bir Osmanlı çekemezliği. Tarihi ile barışık olmayan bir yazarın kaleminden, siyaset kokan, resmi tarih yalanlarını yer yer tekrar eden bir eser. Ele alınan konunun kutsallığına ve anlatım sadeliğine lafım yok. Ancak Vahdettin’i vatan haini ilan etmekle, geçmişi örümcek kafalı sınıfına sokmakla tarihçilik olmaz. İktidarda olduğu dönemlerde gazetelere “Allah’tan bahsetmek yasaktır” diye tamim gönderildiği dönemleri düşünüp, eserde İnönü’nün İslamiyet hakkında kurgulanan değerlendirmelerini okuyunca komik bir çelişki çıkıyor ortaya. Bu kitabı okuyun. Ancak genel kurtuluş mücadelesinin dışında kitapta yazılan her satıra gerçek tarih gözüyle bakmayın… Türkiye’de geçmişi övmekle geçmişe sövmek arasındaki dengenin sağlandığı daha çok objektif eserler ve romanlara kavuşmak dileğiyle…
Ufukların Sultanı eserini çok tatmin edici bulmadım. Ufukların Sultanı ismini görünce, Fatih Sultan Mehmet’e dair, daha ufku geniş bir eser beklemem bunda etken sanırım. Eserde Fatih Sultan’dan ziyade bir İstanbul panoraması çizilmiş. Ufukların şehri, Ufukların Sultanı’nın önüne geçmiş…
Hasan Cemal, eserinde Kürt’lerin tarihini anlatmıyor. Genel olarak PKK terörünün ve Güneydoğu’nun panoramasını çiziyor. Terörün en yoğun olduğu dönemlerden, Apo’nun yakalanmasıyla devam eden sürece ilişkin notlarını, röportajlarını ve genel düşüncelerini okuyucu ile paylaşıyor. Güneydoğu’ya salt terör gözlüğünden değil, devletin yanlış politikalarına objektif sorgu süzgecinden geçirerek bakıyor. Bence bu yönüyle başarılı bir eser. Herkese, insan hakları çerçevesinde, terörün iğrençliği dışında, başka ne yapabiliriz sorusunu kendisine sordurmaya çalışan bir eser…