Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
KY-138843 Tarafından Yapılan Yorumlar
Zaman Kaybolmaz… Kendi hayat serüveninizdeki zaman dilimlerini nasıl değerlendirdiğinizi düşününce, sanırım İlber Ortaylı’nın zamanının neden kaybolmadığını daha iyi anlayacaksınız. İlber Ortaylı’nın, bugün neden sözüne, düşüncelerine, tezlerine değer verildiğini ve saygın biri olarak günümüzün büyük bir tarihçisi olduğunun alt yapısını okumuş oluyorsunuz bu kitapla. Ben Ortaylı’nın hayat koşuşturmacasını okurken bile bunaldığımı söyleyebilirim. Zamanı bu kadar verimli ve çalışkan kullanmasına hayran oldum bir kez daha. Bu kitap Ortaylı ile yapılan bir tarih sohbeti değil. O nedenle yer yer sıkılıyorsunuz. Tarih sevenler ve Ortaylı hayranları, bu profesörün hayatından kesitler okumak istiyorsa tavsiye ediyorum. Ortaylı’nın bu kadar çok tanıdığının içinde bende olmak isterdim…
Ne zamandır kayıtsız kaldığım bir kitaptı “Hijyenik Aşklar” Sanırım bundaki en önemli etken, kitabın kapağındaki tasarımın gırgır kokan yapısıydı. Bir çamaşır suyu kutusunun üzerinde yer alan kitap ve yazar ismi... Kitabı bitirdiğimde, Türkiye’de kısıtlı kelimelerle hiç yapılmamış logolar yapmak gibi bir şey Yılmaz Erdoğan’ın ifadeleri… Diğer sanat dallarındaki başarısını bir kenara bırakırsam, yazmak konusunda sayılı erbaplardan biridir Yılmaz Erdoğan. Kapak tasarımı Yılmaz Erdoğan’ın fikri mi bilmiyorum ama, kitapta mizahi yazıdan çok o duygusal Erdoğan yazıları mevcut. Bunu dikkate alırsak, kapak tasarımının dışında kitabı çok beğendim…
Soğuk savaş döneminde Rusya ile Amerika arasında hat safhaya ulaşan gerginlik ve Rusya'nın Hidrojen bombası projesinde Amerika'nın oldukça önünde gitmesi sonucu, Stalin'in proje bittiğinde bu bombayı Amerika üzerinde deneyerek, olası bir savaşa start vermesinden endişe eden Amerika'nın Stalin’i ortadan kaldırmak için başlattığı bir operasyon. Kar Kurdu operasyonu. Rusya'nın muazzam güvenlik önlemlerini delebilecek yetenek de bir ajan ve yanında Rusya'nın işkence kamplarından kaçarak Amerika’ya sığınmış bir kadın ekseninde gelişen bir kovalamaca. Kovalamaca öyle bir hal alıyor ki, Stalin'i öldürmekle görevli kişilerin peşine hem Rusya hem de Amerika düşüyor öldürmek için. Çift taraflı kovalamaca da sonuç ne oluyor derseniz, kitabı okuyun derim...
Kemanımla Sana Bir Ses, bir sanatkârın günlüğü… Bestekâr Nurhan Hekimoğlu’nun, dostu Osman Nuri Özpekel’e bıraktığı ve ölümünden sonra yayınlanan günlükleri… Günlükleri okurken Kemanı ile çok kere ses verdiği ama karşılığını alamadığı aşkı Canan’a (kitapta bu isim kullanılıyor) yazılmış çoğu satır. Karşılıksız bir aşk yüzünden hayatının her geçen gün daha karamsar ve dibe vuruşuna şahit oluyorsunuz Hekimoğlu’nun… Zaman zaman Nurhan Hekimoğlu’na acıyıp, Canan’a sinir oluyorsunuz. Kitabın sonu ise tam bir yıkılış Hekimoğlu için. Kitapta eleştireceğim tek nokta, kitabı yayına hazırlayan Özpekel’in, bazı sayfalarda orijinal el yazılarını eklemesi oldu. Eleştirmemin nedeni ise, Canan isminin geçtiği sayfanın orijinaline bakıp, aslında Canan’ın kim olduğunu hemen görüyor olmanız. Bunun gözden kaçtığını sanmıyorum. Olsa olsa, dostunun hayatına zarar verdiğini düşündüğü şahsın, gerçekte kim olduğunu okuyucular anlasın diye bir vefa borcu ya da öç alma duygusu olabilir Özpekel’in…
Baskın Oran farklı bir tarzda anı kitabı yazmış. Kitabın genelindeki ifadeleri, Kenan Evren kendisi yazmış gibi konuşturmuş… 12 Eylül’ün yılmaz savunucusu Kenan Evren ne yazık ki kitap boyunca hep aynı şeyleri söylemiş. Baskın Oran’da aynı şeyleri söyletmiş. Bana göre kitabın içinde yer alan karikatürlerden biri kitabı özetliyor. Kenan Evren’in başında melon şapka ve şapkanın üzerinde bir gramofon dönüp duruyor… Yani hep aynı nakarat…