Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
KY-138843 Tarafından Yapılan Yorumlar
Etrafımızda içine kapanık, hakkını savunamayan, garibanlığıyla meşhur nice şahsiyetler görmüşsünüzdür. Acaba tüm bu sessiz kişiler, hayatlarında Kürk Mantolu Madonna dramını yaşamış olabilirmi?... Raif efendi başka silüetlerde çevremizde dolaşıyormu dersiniz...
Kendini Arayan Adam, rekor düzeyde baskı yapmış, okunması kolay bir eser. Kalp gözü açılan ve İslam dini ile tanışan bir ateistin kendini bulduğu gerçek bir hikaye.(Yada bize gerçek olduğu söyleniyor) Kitap güzel olmasına güzel ama kendini aramayan onlarca adama hiçbir tesir getireceğini sanmıyorum. Gün geçtikçe kalpler daha bir kararıyor nitekim. Allah’ın inayeti olmadan da 120 sayfalık bir kitap kar etmiyor bu kara gönüllere. Zaten kitabı inançsızlardan ziyade imanlı olan kişilerin okuduğunu düşünüyorum. Tüm kara gönüllerin açılması temennisi ve kitabın birçok kişinin kendini bulmasına vesile olması dileği ile...
Ahmet Turan Alkan favori yazarlarım arasında ilk onda kendine yer bulacak olan bir yazar benim için... Onunla “Yol Türküleri” nde tanıştık. Tanışıklığımız Aksiyon dergisi ile devam etti. Kurşunkalem yazıları gözüm kapalı olarak alıp okuduğum ikinci kitabı idi. Fakat kurşunkalemin silinebilir özelliğinden midir bilinmez ama, zihnimde o klasik A.Turan Alkan tadını bırakmayı başaramdı bu eser. Alkan’ı okumayanların hoşuna gidebilecek, fakat yazarın diğer kitaplarını okuyanlar için vasatı geçmeyecek bir keyifle yüklü Kurşunkalem Yazıları. Dertsiz tasasız sıradan konuların hakim olduğu bir deneme bu kitap...
Ahmet Turan Alkan bu eserinde, kendi memleketi olan Sıvasın hayat hikayesini ve hatıralarını sunuyor okuyucuya... Okurken sadece Sıvas’ın sokaklarında, tarihi binalarında sıcak evlerinde, soğuk kışlarında, hamamlarında, çadırlarında dolaşmıyorsunuz. Sıvas bahanedir aslında... Yitirdiğimiz onlarca güzel sadeliğin, şehir hayatından kent hayatına geçerken, ruhuna okunan Fatiha hüznü kuşatıveriyor okuyucuyu. Yazarın o dönemlerini bizzat yaşayan okuyucular için kitaptan alınacak keyif ve bununla doğru orantılı hüzün şüphesiz daha yoğun olacaktır. Bu kitap salt Sıvas değildir... Anadoludur, eski zamanların huzurudur... Zaten bunu yazarda son yazısında İfade-i Meram eylemiştir...
Kutlar İmparatorluğu adlı kitabıyla tanıştığım Grange’nin, kurgusuna ve sürükleyici anlatımınahayran kalmıştım. Kızıl Nehirler, çok merak ettiğim ve biran önce okumak istediğim yazarın ikinci eseriydi benim için. Tek kelime ile enfes bir hikaye enfes bir kurgu...
Komiser Niemans ve teğmen Karim’in ayrı ayrı başlayan ve muhteşem finalle birleşen sorgulamaları ve araştırmaları çok etkileyici. Romanda çözümlenmeye çalışılan genetik özetli cinayetler (tabi bunu sonunda anlıyoruz) sonuca ulaştırılırken, hep bir merak içinde kalıyorsunuz okuyucu olarak. Polislerin araştırmaları sırasında onları sürükleyen gelişmeler ve ipuçları hiçte sıradan olmayan ve zeki bir beynin kurgusu. Pek fazla polisiye roman tarzı okumayan biri olarak ben çok etkilendim Kızıl Nehirlerden. Kitaptan uyarlanarak çekilen filmini izlememiş olmamda merakımın taze ve canlı kalmasına ayrı bir etken tabi. Bu türe meraklı olanlar eminim çok beyenecek. Bu türü okumayanlar ise en azından Grange’yi okumak zorunda kalacaklar sanırım. Hele bir denesinler...