Eserle ilgili yorumumu bitirdikten sonra yazmak niyetindeydim lakin sabredemedim. Okumaya hala devam ediyorum ve yaklaşık 100 sayfa kadar kaldı. Yazarın anlatım tarzına, kullandığı dile, zekâsına bilgisine hayran kaldığımı söyleyebilirim. Gayet akıcı ve zengin bir dil kullanılmış, Bazı yerlerde hafif sapmalar görsem de (böyle bir eser için görmezden gelinebilecek kadar önemsiz boyutta) kurgusal anlamda da bir harika olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Deruni kocaman bir masal kitabı gibi. Henüz çocukken babaannemin özellikle elektrik kesildiği zamanlar anlattığı 1000 lerce yıllık kültürün mirası bir ucu gerçeğe, diğer ucu muğlaka bağlanmış bize has keyifli masallarını dinliyormuşum hissine kapıldım.
Eser, tarihi ve edebi anlamda gerçek bir donanımın, entelektüel birikimin, ürünü olduğunu okura bangır bangır bağırıyor. Yazarın batı kültürü yanı sıra Anadolu kültürüne, doğu kültürüne ve kaynağını Orta Asya’dan alan kadim Türk kültürü hakkındaki bilgilere ne kadar haiz olduğunun ispatı niteliğinde. Özellikle Şamanizm, acem edebi kültürü ve Firdevsî ile birlikte dede korkut izlerine de rastlamak mümkün.
Türk edebiyatının en güzel eserlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Aynı zamanda felsefi anlamda hususiyetle Hegel'e göz kırpmaları da nazarımdan kaçamadı.
Bu tüm mevzuu ve alt metinler bir yana hiç bir şey düşünmeksizin sadece o müthiş edebiyat için bile okunulmayı katbekat hak ediyor.
Mutlaka Okunmalı...
Yalnız kitapta onca mevzuyu bir yana bıraktım bir kelimeye takıldım. "Mürmürbağa" nedir nasıl bir canlıdır arkadaş :)