Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Pınar Zengin Tarafından Yapılan Yorumlar
severek okuyabileceğiniz bir kitap. ben alırken uygundan aldım.
Genetiği değiştirilmiş ve üzerlerinde bir sürü deney, test yapılmış dört karakter, distopik bir hikaye. Kitabın dili oldukça akıcı, olayların gidişatı, hızı ve heyecanıyla sıkılmadan okunabilecek bir seri aslında. Hani bazı kitaplar, seriler vardır ya, kitabın kapağına, konusuna aldanarak alırsınız, okumaya başlarsınız ve sürpriz son, kitap sıkıcı gelir, okunmayacak basitlikte ve tatmin etmeyen bir kitap olur. bu kitap ise öyle değil. Böyle bir konusu ve akıcılığı olan kitabın ilgi görmemesi biraz üzücü tabi ama.
Bilim kurgu ve aksiyon tarzı kitap severlerin severek okuyabileceği bir seri olduğunu düşünüyorum. aynı zamanda seri üç kitaptan oluşuyor, amnezi serinin ilk kitabı. Aynı zamanda amnezi yazarın yazmış olduğu ilk kitap.
eveeeetttt... Gelelim bu seriye. Öncelikle kitabın isminden de anlaşılacağı üzere sihir, büyü üzerine bir fantastik kitap. kitabın dili akıcı olduğu için çok rahat ve kolay bir şekilde okunuyor fakat çerezlik kitaplar arasına koyduğum bir seri. çünkü gerek anlatım, gerek konunun ilerleyişi bu şekilde.
Seride sevdiğim yerler olduğu kadar sevmediğim bir iki yer mevcut. Kitabın sevdiğim tarafı tamamen kitabın akıcı, macera ve heyecan eksik olmayan bir kurguya sahip olması. Sevmediğim tarafı ise; kitaptaki anlatım bozuklukları. daha çok çevirmen kaynaklı olan bu durum, aynı zamanda edisyon sürecinden de iyi geçemediğini ifade eder.
Bu seri aslında fena değil ama işte çerezlik diye niteleyebileceğim düzeyde. biraz daha fantastik öge, büyü vs katılsaydı güzel bir seri ortaya çıkarmış. Alıp okumak size kalmış.
Dünyayı kasıp kavurmuş olan alacakaranlık serisinin çıkan son kitabı... Ve evet, bu sefer alacakaranlık efsanesinin Bella'nın ağzından değil, Edward'ın ağzından okuyoruz.
Kitabı okurken aslında iki tarafında duygularının gelişimini görmüş, anlamış olmak. Bu zamana kadar sadece kuzunun (Bella'nın) duyguları ile yön veren hikaye, simdi aslan (Edward) ile yön buluyor.
Aslında kitabı okurken birçok şeye çağrışım yaptırıyor bu kitap. Hatta bu kitabı okuyanlar ikiye ayrılıyor; gençlik heyecanı olan ve bir döneme damga vurmuş bir seriye duyulan özlem ve yaptırdığı çağrışımlar, diğer tarafta "zaten bilinen şeylerin Edward karakterinin ağzından" okunuyor oluşu... Aslında kitap sanki bunca yıl aradan sonra çıkmasıyla birlikte daha da olgunlaşmış bir kitap çıkmış ortaya. Tabi kitabın kalın olması tüm seriyi mi Edward'ın ağzından anlatılıyor gibi hissediliyor ama öyle değil. sadece ilk kitabın esintileri var. O kadar tatlı anlatım var ki...
Bir grup hasta ruhlu ergen kendilerince çete kurarlar ama tabi grubun Şam şeytan Alex. Gündüzleri her genç gibi okula giderler, rutin hayatlarını yaşarlar fakat gece olduğunda hepsinin içinden adeta canavar çıkar. Her türlü pislik bu çetede görülüyor. Gasp, hırsızlık, tecavüz, taciz, uyuşturucu, dövüş... aklınıza ne gelirse. Bu beş gencin yemedikleri halt kalmıyor, kendi aralarında bile birbirlerine her türlü eziyeti, zulmü yapıyorlar.
Okurken az düşünmedim değil hani, böyle insan evladı var mıdır? diye ama var değil varlar ne yazık ki. bu gibi haberlerin onlarcası ile karşılaşılıyor günümüzde. Edebiyatta argonun yeri bakımından Otomatik Portakal güzel bir örnek aslında. Dil olarak okuması kolay, klasik diye şartlamayın kendinizi. Hatta argosu ara sıra kitaba eğlence katıyor fakat kitabın içeriği okurken sinirleri bir miktar yıpratıyor. Kısacası, hem dili kullanma açısından hem de işlediği konular açısından cesur bir tavır sergilediği bu kitabı tavsiye ederim.