Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

HÜSEYİN KILBAŞ Tarafından Yapılan Yorumlar

09.03.2012

Dursun GÜRLEK Hocamın bütün kitapları gibi bu yeni eseri de, tarihimizi sevdirerek öğreten, okurken düşündüren, düşünürken bazen hüzünle bazen de hayretle düşündüren nüktelerle dolu bir eser. Tarihi olayları ve kıssaları öyle bir akıcı üslup ve tatlı dile anlatmış ki Hocamız, kitabı okumaya başlayan bitirmeden bırakamıyor. Hocamıza Allah hayırlı, huzurlu ve bereketli ömürler ihsan etsin. Bir sonraki eserini de sabırsızlıkla bekliyorum.
05.04.2010

Merhum Samiha AYVERDİ Hanımın pek çok kitabını okudum. Bu kitap diğerlerinden farklı bir kategoride idi. Anlatılan hikayenin kurgusu, üslubu ve ilahi-beşeri aşk arasında gel gitler okuyan insana mana iklimlerinde doyumsuz bir seyahat yaşatıyor. Dildeki mükemmelik diğer eserlerle aynı. Zira Samiha Hanım eski zaman hanımefendisi olarak Türk dilini, tarihini, edebiyatını, kültürünü, felsefesini, sanat zevkini, estetiğini ve düşüncesini çok iyi idrak eden ve eserlerinde okuyucuyla mükemmel bir tarzda buluşturan bir münevver ve müteffekirimiz. Onun her kitabı bu anlamda bir mekteptir, desem yanlış olmaz kanaatindeyim. Ateş Ağacı okunması ve ders alınması gereken bir kitap. Aşkların bir mevsimlik, hatta bir günlük olduğu günümüzde özellikle okunması ders alınması lazım.
24.03.2010

Vahdeddin Osmanlı'nın en talihsiz padişahı. Onun tahta geçtiğinde devlet zaten çökmüştü. devleti bu durumdan kurtarmak için elinden gelen ve gelebilecek hiç bir imkan da yoktu. Olaya tarafsız ve mesuliyet tarihçiliği nazarıyla bakıldığında "hain" damgasını hiç haketmediğinde tarihçiler ittifak halinde. Onun yerine tahta Fatih veya Yavuz geçseydi durum ne olurdu? Kanuni devrinde saltanat makamına geçmiş olsaydı Vahdeddin Han'a kim hain diyebilirdi? Ülkenin ve devletin başına düşen yıldırımı paratoner misali üzerine çekerek vatanın kurtuluşuna vesile olan ve bizzat Mustafa Kemal'i Anadolu'ya göndererek kurtuluş meşalesini yakan bir insana hain demek insafla bağdaşmaz. Günün şartları gereği hiç bir ünvanı ve sıfatı kalmamış biri hicret etmeyip kalsaydı ne olurdu, üç gün sonra zaten yurtdışına ihraç edilecekti. Giderken de saray hazinesinden tek parça dahi götürmemesi de onun kişiliğini tanımamızda önemlidir. Ancak kitabı okurken bilmediğim çok şeyle karşılacağımı bekliyordum. Şahbabayı ve benzer kitapları okumuş biri olarak mevcut bilgilerime fazla bir katkısı olmadı. Özellikle hatıratın sahibinin, son şeyhülislam Mustafa Sabri Efendiye yönelik bilgi eksikliği ve oradaki hatasını da yadırgadım. Çok iyi tanıdığım, ilmi seviyesini ve karakterini iyi bildiğim Mustafa Sabri Efendiye büyük haksızlık yapılmış. Tarihimizin özellikle yakın tarihimizin karanlık noktalarına ışık tutacak yeni çalışmalara ihtiyacımız olduğu muhakkak. tarih küfür veya övgü mekanı değil, gerçeklerin açığa çıkarılması için gayret makamıdır.
22.03.2010

Katre-i Matemden Katre-i Hayata geçiş istikametinde Lâle Devrinin siyasi, kültürel, içtimai, edebi vs. her yönüyle anlatıldığı ve bu esnada da ustalıkla işlenen bir cinayetin çözümü aşamasında yaşanan heyecanlı bir roman. Lâlenin bizim kültürümüzdeki müstesna yeri bu romanda ilahi aşk ve beşeri aşk merkezinde öyle güzel ve doyumsuz bir üslupla anlatılmış ki özellikle -derkenar- bölümleri okuyanı mest ediyor. Bu arada bizim, özellikle şark medeniyetinin önemli kodları romanda yer alış şekliyle muhteşem bir dille aktarılmış. Mesela okuyucu, gözyaşı medeniyeti, su medeniyeti, kapı tokmaklarındaki asalet, Hafız Çelebinin şükufecilik sanatı ve sırları, o yılların mevlevi dergahının işleyişi ve toplumsal hayattaki inşa edici işlevi, hat sanatı ve matbaanın Osmanlıya gelişi ve toplumu meydana getiren unsurlar arasındaki saygı, hoşgörü ve tahammül açısından baktığımızda roman içinde çok seçkin ve gün ışığına çıkmamış tarihi, edebi ve sosyal bilgilere de vakıf oluyor. Kitabı hiç sıkılmadan 2 günde bitirdim. yaşadığım okma zevkini ve okurken gönül damağımda kalan manevi hazzı tarif etmem ise çok zor. Bu kitabı okumamıza vesile olan başta İskender Hocama ve sırlarıyla beraber tarihin derinlikleri içerisindeki boyutta yer alan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Saygılarımla...
17.03.2010

Gültekin AVCI bu memleketin yetiştirdiği, savcılık makamında 15 sene hizmet vermiş âdil hukukçulardan ve gözünü budaktan sakınmayan yiğit insanlardan biridir. Onun meslekten istifa sebeplerini ve görev sonrası kalemiyle verdiği hizmet ve mücadeleyi takdir etmemek mümkün mü? Çok yönlü bir yapılanma olan Ergenekon örgütünün medya ayağını yansıttığı bu kitap, önceki eserleri gibi okumaya değer bulduğum ve okunmasını tavsiye ettiğim bir kitaptır.