Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
nuraytakazdrms Tarafından Yapılan Yorumlar
Aslında kitap biraz da günümüz insanlarını anlatıyor. Yani robot gibi yaşayan insanları. Ye, iç, yat, kalk, işe git eve gel, tv karşısına geç, herkesi kendinden soyutla, bulmaca çöz, eğlence mekanlarindan uzak dur, teknoloji bilgilerden habersiz, yemek çeşitleri bilmeden sadece makarna ve pizza yiyen, cahil kalmış kendini geliştiremeyen bir karakteri.
İlk kez bi kitabı yorumlerken zorlanıyorum. Nasıl desem? Konu akmıyor ama kendini okutuyor. Aslında birçok kişinin gerçek hayatı var bu kitapta. Dışardan bakınca mutlu olarak gördüğümüz kişilerin aslında ne kadar yalnız olduklarına şahit oluyoruz. Çoğumuz öyle değil miyiz ki zaten? Asosyal, silik, yalnız ve sadece huzuru arayan. Ben sevdim kitabı. Ayrıca Eleanor'un vermiş olduğu cevaplar beni benden aldı. Üzüldüğüm yerleri olduğu kadar, güldüğüm yerleri de çok oldu. Okurken mutlaka kendinizden bir parça bulacaksınız. Tavsiyemdir...
Kitabın goodreads puanı iyi olunca, yüksek beklentiyle başladım ancak sayfalar ilerledikçe hayal kırıklığına sürüklenip yere çakılmam baya bi sert oldu. Bana göre vakit kaybıydı. Sonunu merak ettiğim için atlayarak okudum.
Bir anne evladının intikamını alabilmek için ne kadar ileri gidebilir? Suçlu kim? Ögretmen mi? Öğrenciler mi? Yoksa ebeveynler mi? İyilik ve kötülük doğuştan mı gelir, yoksa sonradan kazanılan bir tercih midir?
Itiraflar, aslında basit bir konuya sahipmiş gibi görünse de aslında içinde çok şey barındıran bir eser. Bence çocuklar da dahil, her insanın içinde şiddet, kötülük var. Zamanla insanlar hangisine yatkınsa ona eğilim gösterir. İnsanoğlunun yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Yeter ki ellerine fırsat geçmesin.
Aristoteles'in dediği gibi:
"İnsan düşünen bir hayvandır, insanları tanıdıkça hayvanlara saygı duyuyorum."
Ben çok beğendim. Tek oturuştu bitti.Özgün kurgusu ve verdiği mesajlarla kesinlikle okunmaya değer.
1854 yılında Londra'da geçiyor bu kitap. Yani teknolojinin olmadığı, olay yeri inceleme birimlerinin ve kriminoloji biliminin gelişmediği bir dönemden bahsediliyor.
Dedektiflerin cinayetleri kimin niye işlediğini, nedenlerini, şüphelilerin nerede olduklarını araştırırken aslında bizler de dönemin şartlarını düşünürsek baş vurdukları tekniklerle zekalarını birleştirip ellerindeki sınırlı imkanlarla cinayetleri nasıl çözdüklerine tanık oluyoruz.
Kitabın sadece dili değil, konusu da güçlü ve akıcı. Dönemin karanlık ve kasvetli havasını her detayında hissettiğim bir roman.
Kitapta her duygu var. Güçlü bağlar mı istiyorsunuz var. Peki ya aşk tabii ki var. Gerilim fazlasıyla var. Sizi gülümseten yerler kesinlikle var. Ve en çokta merak var.
Özetle, kitap beklentimi fazlasıyla karşıladı, okumayı düşünüp de kararsız kalanlar varsa kesinlikle alıp okusun...
Altı yaşındaki çocuğun ailesi tarafından savaştan korumak için birine emanet etmesi ile başlıyor kitap. Emanet ettikleri kişi ölünce çocuk adeta bir yaprak gibi ordan oraya savrulmuş. Altı yaşından on iki yaşına kadar farklı köylere gidip, burada yaşayan insanların dinsel ve batıl inançları yüzünden birçok iğrenç olaylara tanık olmuş çocuğun, yürek burkan acılı hikayesini okuyoruz bu kitapta...
Polonyalı yazar Jerzy Kosinski'nin de hayatı aşağı yukarı bu küçük çocuğun yaşadıklarıyla benzerlik gösterdiği için, otobiyografik öğeler de taşıyor bu kitap.
Kesinlikle keyifle okunan bir kitap değil.Kaç kez elimden bırakıp şöyle bir derin nefes aldım bilmiyorum. Her bünyenin kaldırabileceği bir kitap değil, bitirmek için güçlü bir irade gerekiyor ve okuyucunun vicdanında büyük yaralar açıyor.
Bir insan daha ne kadar kötü olabilir sorusunu sık sık kendimize sorduğunuz bir kitaptı Boyalı Kuş.
⭐⭐⭐⭐⭐10/10