Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
nuraytakazdrms Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitapta 1990'lı yıllarda Şırnak’ta görev yapan yüksek rütbeli bir paşanın gizli bir teşkilat kurmasıyla başlayan olaylar konu ediliyor.
Efraim, Hamzalo, Verigo ve birkaç adsız kahraman.
Bu konuda bence yazılmış en iyi kitaptı. Öyle satırlar vardı ki, tekrar tekrar okuduğum, durup düşündüğüm...
İçimizdeki vatan hainlerini, barış kardeşlik adına oynanan oyunları, alçak düşmanların topraklarımızda nasıl elini kolunu sallayarak rahatça dolaşabildikleri, hangi ülkelerin PKK belasını başımıza sardığını anlatan harika bir kitaptı. Ne yazsam duygularımı tam ifade edemeyeceğim. Hiç bitmesin istedim. Sonlara yaklaştıkça ağır ağır sindire sindire okudum. Askerlerimiz, sehitlerimiz, vatan uğruna her şeyden vazgeçen kahraman yiğitlerimiz var bu kitapta.
ŞİDDETLE TAVSİYEMDİR!
Son derece güzel bir King romanı idi. Şişman bir avukat olan Billy Halleck bir çingene kadına çarparak ölmesine neden olur. Daha sonra çıktığı mahkemede beraat edince, çingenelerin şefi onu lanetler. Aşırı kilolu olan Billy o andan itibaren hızlı bir şekilde kilo kaybetmeye başlar...
Kitabın orijinal ismi "Thınner" Yani daha ince demek. Ama bizimkiler orijinal isminden memnun kalmamış olacak ki, Falcı olarak değiştirmiş. Ayrıca
Thınner, Stephen king tarafından 1984 yılında Richard Bachman mahlasıyla yayınlanmış. 1996 yılında yine "Thınner" ismiyle beyazperde'ye aktarılmış. Kitabın peşine filmini de izledim. Her ikisini de tavsiye ederim. Filmini de beğendim
Ceset, iki farklı hikâyeden oluşuyor. Kitabın ilk bölümünde, tren yolunda ölen çocuğun cesedini bulmaya çalışan yaşları on iki olan dört çocuğun hikâyesi anlatılıyor.
Bu hikayede bir sahne var ki beni inanılmaz etkiledi. Kitap tüm olayı bize anlatan Gordon'un bir sözü ile başlıyor; "En önemli şeyler, söylenmesi en zor olan şeylerdir."
Gordon işte tam da bu sözün gerçekleştiği bir olay yaşıyor tren yolunda. Dört arkadaş gece olunca ormanda kamp ateşi yakıp nöbet tutarken sıra Gordon'a geliyor. Orada bir Ceylan sahnesi var, anlatmaya kelimeler yetersiz kalır. Ordaki duyguyu yazar öyle bir vermiş ki bize, o Ceylan ile Gordon'un birbirlerine bakışlarını. Çok duygulandım. Bu bakışı Gordon arkadaşlarına anlatmıyor çünkü o duyguları tam aktaramıyacağını düşünüyor. Yolculuk boyunca en iyi en temiz anısı olarak kendine saklıyor. İşte kitabın başındaki Gordon'un ne demek istediğini o sahneyi okurken daha bi' anlıyoruz. Ceset gerçekten harikaydı. İkinci hikayeyi pek beğenmedim.
Kitapçı Dükkanı, okuyucuyu sonuna kadar sürüklemeyi başaran, aynı zamanda Türklere yönetik eleştirilerini bazen sert bazen de esprili dille anlatan bir ilk roman. Yazar Esmahan Aykol Berlin'de sırf Türk olmaktan ötürü uğradığı ayrımcılığa tepki olarak oluşturmuş Kati Hirşel'i. Yabancıların Türkler hakkındaki düşünceleri üzdü beni. Sanki kendi ülkeleri kusursuzmuş gibi.Kati Hirşel serisi birçok dile çevrilmiş ve özellikle Almanya ve İtalya’da çok satanlar listesinde yerini almış.Hoş ve eğlenceli bir kitaptı "Kitapçı Dükkanı". Ara ara yüzümde tebessümle okudum. Konu, diyaloglar ve anlatım gerçekten güzeldi. Yazarın ilk kitabı olduğu için bazı eksikleri görmezden geldim.Kitabın sonunu tahmin etmek çok kolaydı. Hiç beyin jimnastigine bile gerek yoktu katili bulmak için.Yazarın diğer kitaplarını da listeme ekledim. Onları da okuyup yazar hakkındaki fikrim netleşecek diye düşünüyorum.
Hani bazı kitaplar vardır; okursunuz, birkaç gün sonra da aklınızdan uçup gider... Kujo tam tersi. Sıradan bir korku gerilim değil. Yazar hafızadan silinmeyecek bir kurgu ortaya çıkarmış. Aradan yıllar geçse de unutulmayacak cinsten... Kuduz bir köpek ve etrafa dehşet saçması. Ürkütücü, gerilimli ve çaresizlik. Az da umut...
Yazar yine her şeye rağmen Kujo'yu sevdirdi bize. Bazı satırları okurken köpeğe acıdım... Yazar döktürmüş yine. Bir çırpıda bitirdim..