Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
nuraytakazdrms Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap tek kelimeyle muhteşemdi. Sanki özenle yoğrulmuş bir hamur gibi; üslubu, kurgusu, detayları… Hepsi bir araya gelince ortaya gerçekten çok leziz bir okuma çıkmış. Sayfalar tek tek çevrilmiyor, adeta su gibi akıp gidiyor. Sıradan bir polisiye havasında ilerleyen kitap, okudukça “yok artık” dedirten bir sürprizle karşılıyor okuru. Yazar, son sayfalarda yaptığı altın vuruşla, güneşli bir günde ansızın çakan yıldırım gibi okuru sarsıyor. Sonuna geldiğimde ise bende devamı var hissi uyandırdı ama bu kurguda bir eksiklik değil. Yazar büyük bir ihtimalle devam edecek diye düşünüyorum. Neyse fazla uzatmayayım, mutlaka ama mutlaka alın okuyun diyorum.
Ne çok özlemişim Galip Komiser’i. Daha ilk cümleyi okur okumaz içimden “Ooo, dur bir dakika, neler oluyor?” dedim. Böylece ilk cümleden itibaren anladım ki bu kitap beni içine çekecek. Gerçekten de ilk sayfadan itibaren giderek artan bir merakla okumaya başladım. Yoğun bir tempoda olmasaydım sanırım tek oturuşta bitirirdim. Ama bir yanım da okumayı uzatmak, bu heyecanı daha uzun süre yaşamak istedim...Kitap beni günlük dertlerden, dünyaya dair düşüncelerden uzaklaştırdı. Okurken eğlendim, hatta bazı yerlerde kahkaha attım, bazen de “Yok artık!” dedim. En çok ilgimi çeken şeylerden biri ise yazarın cesurca dokunduğu konular oldu: ensest, emeklilerin yoksulluğa mahkûm edilmesi, zenginlerin işledikleri suçlardan kolayca sıyrılmaları… Bir de Emniyet’in içindeki illegal yapıya değinmesi tabii.
Kitap 150 sayfa ama içerik olarak doyurucu. Doğru noktalara parmak basmış yazar. Hele ki söz konusu kitap aşkı olunca. Sayfaların kokusunu içine çekmenin, yeni bir kitabın kapağını açarken hissettiğin heyecanın, karakterlerle aynı duyguları paylaşmanın tarifini kelimelerle anlatmak zor.
"Benim Küçük Şaheserim" tam da bizi anlatan, kurgusuyla da okuru merakta bırakan harika bir kitaptı. Tavsiyemdir
Lars Kepler’in her kitabı bende aynı etkiyi bırakmıyor açıkçası. Bazıları öyle sürükleyici ki sayfaları peş peşe çeviriyorsun, ama bazıları da ne yazık ki vasatın altında kalıyor. Yine de Kum Adam–Lazarus serisi hâlâ açık ara favorim. Bu kitap da onların hemen ardından ikinci sıraya yerleşti diyebilirim.
Serinin üçüncü kitabı yani Bir Annenin Mezarı için duygusal ve psikolojik derinliği en yüksek kitaptı diyebilirim. Bu kez Josie’nin çocukluğuna, geçmişindeki acı dolu anılara tanıklık ediyoruz. Yaşadıkları yürek burkucu ve insanın içini sızlatan türden. Lisa Regan, Josie'nin içsel dünyasını öyle derin ve etkileyici bir şekilde anlatıyor ki, okur onunla birlikte hem ipuçlarının peşinden koşuyor hem de duygusal bir yolculuğa çıkıyor.Lisa Regan’ın kalemine aşina olanlar bilir, yazarın dili son derece akıcı. Bu kitap da bir solukta okunacak kadar sürükleyici. Ancak polisiye gerilimin yanı sıra duygusal bir derinlik de sunmuş yazar. Kurgusu, aile içi şiddet, çocukluk travmaları gibi derin temalarla da örülmüş. Ben çok beğendim. Kesinlikle vakit ayırmaya değer.